slogan
     

Cartalucci: IŞİD’in paralı askerleri, ABD’den para aldıklarını kabul etti

2 Şubat 2015 Pazartesi

“Bir kaynak, ‘ABD İD’nin faaliyetlerini hep kınadı, ancak maalesef ABD üzerinden bu örgütlerin finanse edilmesini durduramadı’ şeklinde konuştu. Kaynak, ‘ABD, grubu kendi çıkarları için finanse ettiği yönündeki izlenimi ortadan kaldırmak zorundaydı, bu yüzden de Irak’ta örgüte karşı saldırılar düzenlemeye başladı – ancak Suriye’de değil’ diye ekledi.”

 

IŞİD'in paralı askerleri, ABD'den para aldıklarını kabul etti

 

 

Tony Cartalucci

 

 

Journal-neo.org

 

 

 

New York Times'a bağlı bir medya kuruluşu olan The Express Tribune kısa süre önce, “Ürkütücü ifşaatlar: IŞİD üyesi, ABD üzerinden finansman aldığını itiraf etti” başlıklı bir makalede, sözde “İslam Devleti'nin” (IŞİD) direncine ve devasa kaynaklarına katkı yapan başka bir “tesadüfün” ortaya çıktığını aktardı. Pakistan güvenlik güçlerinin yakın zamanda yürüttüğü ve yakalanan bir IŞİD üyesinin de dahil edildiği bir soruşturma, bu kişinin ve onun yanısıra çok sayıda başka savaşçının, ABD üzerinden gönderilen finansmanlar aldığını ortaya çıkardı.

 

“Soruşturmalara dahil olan bir kaynak, isminin açıklanmaması şartıyla Daily Express'e, ‘Tahkikatlar sırasında Yusuf el-Selefi, Pakistan'daki örgütü yönetmek ve Suriye'de savaşacak genç insanları istihdam etmek üzere – Amerika üzerinden – finanse edildiğini ortaya koydu'  şeklinde konuştu.

 

El-Selefi, beş ay önce Türkiye üzerinden Pakistan'a giren bir Pakistanlı-Suriyeli. Daha önce, Suriye'den Türkiye'ye geçtiği ve orada alıkonulduğu aktarılmıştı. Ancak Türkiye'den kaçmayı başardı ve bölgede bir İD kolu kurmak üzere Pakistan'a ulaştı.”

 

The Tribune ayrıca, soruşturma bulgularının ABD ile paylaşıldığını açığa çıkardı. Gazetenin sözlerine yer verdiği kaynak, ABD'nin neden kendisini “IŞİD'le savaş halinde” betimlemeye çalıştığına dair güçlü bir teori ileri sürdü ve şunları belirtti:

 

“Bir kaynak, ‘ABD İD'nin faaliyetlerini hep kınadı, ancak maalesef ABD üzerinden bu örgütlerin finanse edilmesini durduramadı' şeklinde konuştu.

 

Kaynak, ‘ABD, grubu kendi çıkarları için finanse ettiği yönündeki izlenimi ortadan kaldırmak zorundaydı, bu yüzden de Irak'ta örgüte karşı saldırılar düzenlemeye başladı – ancak Suriye'de değil' diye ekledi.”

 

Gerçekten de hikaye, IŞİD'in Suriye'deki operasyonlarına dair bazı ürkütücü boyutları ortaya çıkarıyor. Öncelikle, El-Selefi'nin NATO üyesi Türkiye üzerinden, herhangi bir çaba göstermeksizin Suriye'ye girebilmesi, ardından da bir kez daha Türkiye üzerinden Pakistan'a kaçabilmesi, IŞİD'in gücünün sadece Suriye'de ele geçirilmiş petrol sahalarından veya rehineler karşılığında ödenen fidyelerden değil, daha ziyade Türkiye'deki NATO topraklarından akan bol miktarda savaşçı, silah, teçhizat ve nakit paradan geldiğini doğruluyor.

 

İkinci olarak, ABD gerçekten de “IŞİD” ile savaşta olduğunu iddia ediyor ve bunu Suriye topraklarını tek taraflı olarak bombalamaya kadar götürüyor, fakat aynı zamanda hem Suriye hükümetini devirmek, hem de şimdi IŞİD'i etkisiz hale getirmek için daha fazla militanı eğitmesi gerektiğini söylüyor – ancak kendi sınırlarından, amansız düşmana devasa miktarlarda para akmasını engelleyemiyor. Bir diğer açmaz da kendisini kısa süre önce Paris'te gerçekleşen suikastlerde gösterdi: Fransa da hem Suriye hükümetini devrimeyi amaçlayan hem de IŞİD'e karşı olduğu varsayılan askeri operasyonlara katılıyor, ancak kendi sınırlarından çıkan binlerce vatandaşının IŞİD saflarına katılmasını engelleyemediğini ileri sürüyor.

 

Amerikan gözetiminin, tamamen seçici bir şekilde gören gözleri 

 

Son olarak, ABD kendi sınırları üzerinden IŞİD'e giden paradan haberdar olduğu aktarıldığına göre,elbette paranın nereden geldiğini ortaya çıkarmak için devasa ve giderek büyüyen gözetleme devletini güçlendirebilir. Bundan sonra, finansmanı sağlayan kişiler, örgütler veya hükümetler, yaptırımlar, saldırı ve işgal de dahil olmak üzere, öteki “terörizm destekçisi devletler”le aynı kaderi yaşayabilir.

 

Ancak ABD'nin bu finansmanlardan haberdar olmaması – özellikle de devasa ve giderek büyüyek gözetim devleti sebebiyle – muhtemel değildir; tıpkı ABD'nin bu finansmanın nereden geldiğini bilmemesinin muhtemel olmaması gibi. Der Spiegel, “‘Parayı Takip Et': NSA, Finans Dünyasını İzliyor” başlıkı bir haberinde şunları ifade edecekti (vurgular bize ait):

 

“2010 yazında Ortadoğulu bir işadamı, bölgedeki bir ülkeden bir diğerine büyük miktarda para transfer etmek istedi. En az 50,000$ (37,500€) göndermek istiyordu ve bunun nasıl yapılması gerektiğine dair çok açık bir fikri vardı. İşlem ABD üzerinden yapılamazdı ve bankasının ismi gizli tutulmalıydı: onun şartları bunlardı.

 

Her ne kadar transfer tam olarak onun talimatlarına uygun bir şekilde yapılmış olsa da, gözlemin dışında kalmadı. İşlem, ABD istihbarat kuruluşu NSA tarafından derlenen ve SPIEGEL'in gördüğü, ABD'nin uluslararası finans sektöründeki faaliyetleriyle ilgili olan gizli belgeler arasında yer aldı. Belgeler, istihbarat kuruluşunun küresel para akışlarını ne denli kapsamlı ve etkili bir şekilde izleyebildiğini ve bilgileri, bu amaç için geliştirilmiş güçlü bir veri tabanında sakladığını gösteriyor.”

 

Şu halde ABD'nin IŞİD merkezlerine giden fonları durdurmakta karşı karşıya olduğu engel, bunları bilmemesiyle değil, hem ABD'nin hem de Suriye'yi çevreleyen bölgedeki en yakın müttefiklerinin finansmanın doğrudan suç ortağı olmasıyla ilintilidir.

 

Pulitzer ödüllü gazeteci Seymour Hersh'ün 2007 tarihli “Yeni Yönelim: Yönetim'in yeni politikası, terörizmle savaştaki düşmanlarımızdan mı faydalanıyor?” başlıklı makalesinde açıkça belirtildiği gibi (vurgular bize ait):

 

“Bush yönetimi, Şii ağırlıklı İran'ı köşeye sıkıştırmak için Ortadoğu'daki önceliklerini yeniden belirlemeye karar verdi. Yönetim, Lübnan'da İran'ın desteklediği Şii Hizbullah'ı zayıflatmak için örtülü operasyonlarda Sünni Suudi Arabistan hükümetiyle işbirliği yapmaya başladı. ABD aynı zamanda İran ve Suriye'yi hedefleyen örtülü operasyonlarda da aktif olarak yer aldı. Bu faaliyetlerin yan ürünü, İslam'ın militan bir yorumunu benimseyen, ABD'ye muhalif, El Kaide'ye sempati besleyen aşırılıkçı Sünni grupları desteklemekti.” 

 

Bu yüzden, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail'in Suriye ve İran'a karşı bir vekalet savaşını yürütmek üzere terörist bir orduyu destekleme, finanse etme ve silahlandırma yönünde açık bir komploya giriştiği 2007'den, bu ordunun NATO üyelerinden akan finansman, silah ve savaşçılarla tamamlanmış halde “İslam Devleti” olarak kendini ortaya koyduğu 2014'e kadar, Tribune'ün aktardığı kaynağın “ABD grubu kendi çıkarları için destekliyor olduğu izlenimini ortadan kaldırmalıydı” sözü ve bu yüzden de şimdi Suriye'de örgütü durdurmaya çalışıyormuş gibi görünmeye çalıştığı iddiası, mevcut olan en ikna edici ve en mantıklı açıklamadır.

 

New York Times'ın kendisiyle bağlantılı gazetenin haberine kendi sayfalarında da yer verip vermeyeceğini, yahut Amerika üzerinden gönderilen IŞİD finansmanlarından haberdar olduğu aktarılan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yorum yapıp yapmayacağını beklemek ilginç olacaktır. Ancak daha muhtemel olan şey, ABD'nin IŞİD'i desteklediği, onu hem bölgeye, kaçınılmaz olarak – ve kasıtlı olarak – IŞİD'in eline geçecek olan para ve silahları göndermek için bir itici güç olarak kullandığı, hem de Suriye çatışmasına daha doğrudan bir askeri müdahalede bulunma bahanesi olarak kullandığı “Terörle Savaş” maskaralığının devam etmesidir.

 

Çev: Selim Sezer

 

www.medyasafak.net

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg