slogan
  • Ana Sayfa »
  • ANALİZ »
  • Suudilerin gürültülü ve öfkeli “Kuzey Fırtınası” tatbikatı hiçbir şey ifade etmiyor
     

Suudilerin gürültülü ve öfkeli “Kuzey Fırtınası” tatbikatı hiçbir şey ifade etmiyor

5 Mart 2016 Cumartesi

Her ne kadar bu etkileyici görünse de ve Suudi haber kuruluşları yaklaşık 350 bin askerin bu tatbikata katılmasının beklendiğini söylese de, şu ana kadar bu etkileyici gücün harekete geçtiğini gösteren tek bir fotoğraf veya video ortaya çıkmadı. Böylesi muazzam bir askeri tatbikatın temel noktası dünyaya askeri güç göstermektir – yalnızca bu konuda makaleler yazmak değil.

 

 

Ulsan Gunnar

 

New Eastern Outlook

 

 

Suriye'deki çatışmanın orta yerinde ateşkesin ilan edilmesinin öncesinde ve esnasında, Suudi Arabistan'ın olası müdahalesine ilişkin haberler uğuldadı. Suudi Arabistan, anlaşılmaz, çelişkili bir retorikle müdahale tehdidinde bulundu; Suriye topraklarına “İslam Devleti” (İD) örgütüyle “savaşmak” için gireceğini iddia etti, fakat bunu yalnızca Suriye hükümeti geri çekilmeyi reddettiği için yapmaya niyetlendi.  

 

Elbette, sahada İD ile savaşan yegane tutarlı güçler Suriye hükümeti askerleri ve şimdi Şam'la birlikte çalışıyor gibi görünen Kürt savaşçılardır. Suudi Arabistan'ın Başkan Beşar Esad'ı iktidardan uzaklaştırma amaçlı müdahalesi, İD'nin lehine işleyecek gibi görünmektedir, aleyhinde değil. Riyad, bu kafa karıştırıcı tehditleri güçlendirmek üzere, bugüne kadar yaptığı en büyük askeri tatbikatlardan biri olacağını iddia ettiği “Kuzey Fırtınası” isimli askeri tatbikatların başlayacağını duyurdu. Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayınlanan “The National” gazetesi, “Suudi Arabistan ortak askeri tatbikata evsahipliği yapıyor” başlıklı bir makalesinde şunları yazdı:

 

“20 ülkeden silahlı kuvvetler, Suudi Arabistan'ın kuzeydoğusunda, resmi Suudi Basın Ajansı (SPA) tarafından dünyanın en büyük askeri tatbikatlarından biri olarak tanımlanan askeri manevralara başladı.

 

SPA tarafından aktarıldığına göre Ra'ad el-Şemal, yahut Kuzey Fırtınası tatbikatına beş başka Körfez Arap devletinden – BAE, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar – ve Pakistan, Malezya, Türkiye, Mısır, Fas, Ürdün ve Sudan gibi ülkelerden birlikler de katılıyor. 

 

Cumartesi günü başlayan ve kara, hava ve deniz kuvvetlerinin katıldığı askeri tatbikat, ajansın aktardığına göre ‘katılan güçlerin sayısı ve kullanılan bölge açısından dünyanın en önemli askeri tatbikatlarından biri' olacak.”

Her ne kadar bu etkileyici görünse de ve Suudi haber kuruluşları yaklaşık 350 bin askerin bu tatbikata katılmasının beklendiğini söylese de, şu ana kadar bu etkileyici gücün harekete geçtiğini gösteren tek bir fotoğraf veya video ortaya çıkmadı. Böylesi muazzam bir askeri tatbikatın temel noktası dünyaya askeri güç göstermektir – yalnızca bu konuda makaleler yazmak değil. Daha özel olarak, Suudi Arabistan örneğinde, bu tür tatbikatlar ülkelere, tavizlerin verilmemesi halinde askeri güç kullanma tehdidini ortaya koymaya çalışma amacını taşımalıdır.

 

National Interest, “Suudi Arabistan savaşa gidiyor” başlıklı bir makalede, Suudi Arabistan ordusunun bazı aşikar noksanlarına işaret ediyor ki bu noksanlar, daha diplomatik temsilcilerin ağızlarından çıktığı andan itibaren Riyad'ın tehditlerinin altını oyuyor. Makalede şunlar belirtiliyor:

 

“Tanklar, savaş uçakları ve füzeler, yalnızca onları kullanan, bakımını yapan ve destekleyen insanlar kadar güçlüdür. Ve bu alanda Suudi Arabistan'ın gidecek uzun bir yolu var.

 

Suudi Arabistan ordusunun bir savaş gücü olarak sahip olduğu yeterlilik hakkında fazla şey bilinmiyor. Suudilerin katıldığı tek gerçek savaş 1991 yılındaki Çöl Fırtınası Operasyonu idi ve orada savaşın çoğu ABD tarafından yürütülmüştü. Yakın zamanda Suudi Arabistan Yemen'de savaşa girdi, fakat şu ana kadar başarısız oldu. Yabancı danışmanlar, Suudi Arabistan askerlerini arzulanan savaş hazırlığına ve yetkinliğine getirmenin zorluklarından söz ediyorlar.”

 

Makale ayrıca bir diğer önemli noksanıktan da söz ediyor: Suudi Arabistan'ın, komşu Yemen'le süregiden savaşında görüldüğü gibi, kendi saflarını dolduran yabancı askerlere ve bel bağladığı çok sayıda yükleniciye olan aşırı bağımlılığı.

 

Karmaşaların arttırılması

 

Suudi Arabistan'ın tehditlerini zayıflatan pek çok karmaşa var. Bir orduya sahip olmak başka bir şeydir, kendi ülkenizle sınırı olmayan başka bir savaş sahnesine fiilen girmek başka şey. Suriye'ye asker taşımak, başka ülkelerle işbirliğini, ortaklığı ve bu ülkelerin ilave lojistik deneyimini gerektirir – askerlerin ya Ürdün'den geçip Suriye'ye girmesi ya da çok sayıda askerin deniz yoluyla Türkiye'ye gitmesi ve oradan Suriye'ye geçmesi gerekir.

 

İlaveten, Suriye'ye yönelik herhangi türden manalı bir istila için yeterli sayıda askeri taşıyabilecek kapasiteye sahip olmak başka bir şeydir, onları özellikle süregiden savaş operasyonları boyunca silahlandırmaya, ikmal ve beslemelerini yapmaya devam edebilmek kesinlikle başka şey.

 

Suudi birlikleri bu son noktayı ancak, halihazırda El Kaide ve İD için var olan besleme hatlarına dayanarak ele alabilir; Riyad'daki planlamacılar bu hatlara halihazırda epey aşinadır, zira bunların oluşturulmasında imzaları vardır. Bununla birlikte modern, mekanize bir ordunun kendine özgü ihtiyaçları bu hatların genişletilmesini ve arttırılmasını gerektirecektir ve bu, Suudi Arabistan'ın pek az deneyimli olduğu bir konudur.

 

Ve deneyim, belki de Suudi Arabistan'ın başka ülkeleri istilayla tehdit ettiği noktada üçüncü bir zaaftır. Suriye çatışmasına girmek ve Suriye topraklarının ucunda bir tampon bölgeye el koymaktan fazlasını yapmak, Riyad için ilk “rodeo” olacaktır. Ve eğer böyle bir adımı “rodeo” olarak göreceksek, kapı komşusu olan Yemen'e yönelik girişimi bir “küçük rodeo” olarak görülebilir ki henüz onu da tamamlayamamıştır.

 

Suudi Arabistan'ın istila tehdidi, başka bir şeyin örtüsü…  

 

Eğer Suudi Arabistan komşusu Yemen'deki savaş sahasında bile galip gelemiyorsa ve savaş Suudi topraklarının sınırına kadar sıçrıyorsa, Rusya'nın Suriye'deki varlığı bir yana, savaşın sağlamlaştırdığı, çok daha organize ve çok daha iyi teçhizatlanmış Suriye Arap Ordusu güçleri karşısında bundan daha iyisini başarması olası değildir. Suudi bayrağıyla Suriye sınırından içeri giren her şeyin gerçek Suudi güçlerinden başka bir şey olması muhtemeldir. Daha önce bahsettiğimiz El Kaide ve İD besleme hatlarını hatırlıyor musunuz? Ya Suriye'ye giden savaşçılar ve teçhizatlar basitçe, siyah bayraklarını Suudi Arabistan bayrağına çevirmişse?

 

Ve her ne kadar Suudi Arabistan'ın, bizzat kendisinin düzmece bile olsa her türlü seçimden yoksun bir mutlak monarşi olmasına rağmen Suriye için dillendirdiği “demokrasi” talepleri bütünüyle gözden düşmüşse de, Riyad rejiminin üzerinde hak etmediği bir meşruiyet havası bulunmaya devam ediyor ve bu, Suriye veya Rusya kuvvetlerinin Suudi bayrağı taşıyan teröristlere saldırmasını zorlaştırıyor. Binlerce ilave askeri sahaya taşımak zor olsa da, Suudi savaş uçaklarını taşımanın zor olmadığını da düşünün. Pek çok uçağın şimdiden Türkiye'de olduğu ve operasyonlar için hazır beklediği aktarılıyor. Suudi hava gücüyle desteklenen Suudi bayraklı teröristler, besleme hatlarını Suriye içinde savaşan teröristler için Suriye ve Rusya'nın operasyon ivmesini kırabilecek kadar ve yalnızca Moskova ve Şam'ın ciddi tavizlerinin kırabileceği bir açmaz yaratacak kadar uzun süre açık kalmasını sağlayabilecek etkili karma güç olabilir.

 

Bu olasılık düşünüldüğünde Suriye müttefiklerinin ülke üzerinde gerçek bir uçuşa yasak bölgeyi, Suriye'nin hava sahasını Şam tarafından izin verilmeyen bütün ülkelere (özellikle de Suudi Arabistan ve Türkiye'ye) kapamayı düşünmeye başlaması faydalı olacaktır. Bu mesele, Suriye askerlerinin Rakka'daki İD mevzilerine yaklaştığı ve aksilik ihtimalinin günden güne arttığı şeklindeki makul gerekçeyle BM gündemine getirebilir. Bu bir hile de değildir, zira Suriye kuvvetleri gerçekten de Rakka'ya yaklaşıyor. Şimdi, Suriye'nin hava sahasını kapamaya başlamak ve ABD ve müttefiklerine umutsuz seçeneklerden geri adım atmaları için yol göstermek, onları kendi kendilerinden ve yanlış olduğu aşikar değerlendirmelerinden kurtarmak için son derece iyi bir zaman olabilir.

 

 

www.medyasafak.net



Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg