slogan
     

"İsrail Rejimi Emperyalist Güçler Tarafından Üretildi"

13 Kasım 2012 Salı

Balfour Deklarasyonu’ndan bahsetmek istiyorum. Birinci Dünya Savaşı süresince çok fazla İngiliz askeri öldürüldü, öyle ki İngilizler tek bir savaşta yüz bin askerlerini kaybettiler ve umutsuz durumdaydılar. Hal böyleyken, Siyonistler, böyle bir deklarasyon karşılığında, Amerika’yı da savaşa İngiltere tarafında müdahil edebilecekleri sözünü verdiler

http://www.medyasafak.com/resim/haber/four-panel-map_270566568048.jpg


İsrail Rejimi Emperyalist Güçler Tarafından Üretildi
 


Press TV’nin konuğu olan uzmanlar, “İsrail rejimi, Yahudi meselesini istismar etmeye ve Müslümanları bölmeye çalışan, emperyalist güçlerce üretilmiştir” dedi.

İsrail’in varlığının kökeni, İngiliz Hükümeti’nin 2 Kasım 1917’de, işgal edilmiş Filistin topraklarında bir “Yahudi Anavatanı” kurmak istedikleri yönünde yaptıkları resmi açıklama olan Balfour Deklarasyonu’na dayanır.

Press TV, Gazze’deki Gaza al-Azhar Üniversitesi professörlerinden Mukhaimer Abu Sa’ada ile konu hakkında bir röportaj yaptı. Sa’ada’ya Londra’dan Filistin’e Dönüş Merkezi’nden Sameh Habeeb ve Sacremento’dan Ulusal Çıkarlar Merkezi (CNI) başkanı Alison Weir eşlik ettiler. Okuyacağınız metin, bu röportajın kaba bir özeti ve dökümüdür.

Press TV: İsrail oluşumunun yaratılmasının sorumluluğunun Londra’da olduğunu düşünüyor musunuz?

Sa’ada: Sorumlular. İngiltere, Yahudilere, tarihsel Filistin’de onlara bir anavatan kuracağını 2 Kasım 1917’de vaadettiğinde, İngiltere henüz Filistin’e sahip bile değildi. Aslında, Birinci Dünya Savaşı devam ediyordu ve İngiltere’nin ne Filistin’i kontrol etmesi söz konusu idi, ne de Filistin’in hükümranlığını Yahudilere bir anavatan kurmaları amacıyla devretmesi söz konusu idi.

Filistin felaketi, 1917’de İngilizlerin, Yahudilerin Filistin’e göçlerini, ve Filistinlilerin ellerindeki toprakları satın almalarını yasallaştırmalarından, 1948’e  kadar, yani İngiltere’nin meseleden elini eteğine çekmeye karar verdiği zamana kadar böyle devam etti. 1948’de İngiltere tarihsel Filistin topraklarından birliklerini çekerek, Filistinlileri, Filistinlilere saldıran Siyonist terör gruplarıyla başbaşa bıraktı.

1948 Savaşı’nın sonucunda, Filistinlilerin üçte ikisinden fazlası evlerinden ve topraklarında sürüldüler.

Aslında hikaye, 2 Kasım 1917’ye, İngiltere’nin Yahudilere, tarihsel Filistin’i anavatanları yapacaklarının garantisini vermesiyle başladı.

Press TV: Sacremento’daki konuğumuz Alison Weir ilginç bilgiler veriyor. Şimdi, Balfour Deklarasyonu’ndan bahsetmek istiyorum. Weir Hanım özetle diyor ki, Birinci Dünya Savaşı süresince çok fazla İngiliz askeri öldürüldü, öyle ki İngilizler tek bir savaşta yüz bin askerlerini kaybettiler ve umutsuz durumdaydılar. Hal böyleyken, Siyonistler, böyle bir deklarasyon karşılığında, Amerika’yı da savaşa İngiltere tarafında müdahil edebilecekleri sözünü verdiler.

Aslında, ben de bu konuya girmek istiyorum, bu Balfour Deklarasyonu meselesine. Bu olayın ardında ne var? Gerçekten bir başkasının ülkesini, oraya ait olmayan insanlara öylesine verdiler mi?

Sa’ada: Evet, konuğumuz Weir Hanım’ın üzerinde durduğu noktalar gerçekten çok önemliler. Verdiği bilgiler, neden Birinci Dünya Savaşı’nın ortasındayken İngiltere’nin 1917’de Balfour Deklarasyonu’nu yayınladığını anlamak açısından gerçekten hayati.

Fakat, bana müsaade edin, dikkatinizi çekerim, bu bölgeye, Filistinlileri sömürmek için ya da Yahudi meselesi için yapılan ilk emperyalist müdahale değil.

Hepimizin hatırlayacağı gibi, 1798’de Napolyon, Mısır, Suriye, Filistin gibi bazı Ortadoğu ülkelerini işgal ettiği zaman, 1798 yılında, o da Yahudi meselesini istismar etmeyi denedi. Basit bir şekilde, bölgedeki ve Avrupa’daki Yahudilerden, Filistin ve Ortadoğu seferleri için destek istedi.

Geçtiğimiz iki yüz yıldır, emperyalist ülkeler, Fransa’dan başlayarak, İngiltere ve sonra da Amerika Birleşik Devletleri, bu Yahudi meselesini istismar etmeye çalıştılar. Amaçları, şimdi İsrail dediğimiz bir ülke kurmaktı. Kurulacak bu ülke ile, Arap Ülkeleri’ni Asya’dakiler ve Afrika’dakiler diye ikiye bölecek ve Arapları şimdi oldukları gibi bölünmüş hale getireceklerdi.

Yani, İsrail’in varlığı temel olarak, bahsettiğim gibi Fransa ve sonra da Balfour Deklarasyonu’nu yayınlayan İngiltere gibi emperyalist güçlerin menfaatleriyle örtüşüyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesi ve Soğuk Savaş’ın başlamasıyla birlikte, dünyanın süper gücü haline gelen Amerika da kendi çıkarları için İsrail varlığını sömürdü. İsrail’i, Ortadoğu’daki menfaatleri için kullandı ve İsrail’i Amerika’nın bölgedeki jandarması haline getirdi.

Press TV: Konuklarımızın hepsi de, hem Londra’dan, hem Sacramento’dan, İsrail lobisinin gücü, Siyonist lobinin gücü hakkında konuştu. Öyle görünüyor ki, Siyonistler oldukça örgütlüler ve amaçları uğruna hiç bir masraftan kaçınmıyorlar.

Bir de madalyonun diğer tarafından bakalım. Bir çokları da diyor ki, neden diğer gruplar bu kadar örgütlü değiller? Diğer gruplar da, mesela Amerika Birleşik Devleri veya İngiltere’de bir karşı propaganda yapabilirler, hatta gerekirse maddi imkanlarını da kullanabilirler. Siyonistlere karşı olan bir sürü grup da var, neden onlar Siyonistlerle başaçıkabilecek kadar örgütlü ve güçlü değiller. Neden böyle oluyor?

Sa’ada: Bu gerçekten çok yerinde ve mühim bir soru. Aslında istatistiklere bakacak olursanız, Amerika’da yedi milyon civarında Yahudi yaşamaktayken, Amerika’da yaşayan Müslüman sayısı yirmi milyon.

Bu yedi milyon Yahudi’nin gücü, Amerika’daki Müslüman cemaatin gücünün çok çok üstündedir. Çünkü, Yahudi lobisi, sermayeyi konrol ediyor, Amerikan medyasını kontrol ediyor, ya da en azından mesele Arap-İsrail çatışmasına geldiğinde Amerikan medyasının büyük bölümünü etkileyebiliyor.

Şimdi, cevap aranması gereken soru şu olmalı: Neden, Arap ya da Müslüman cemaati, bu Yahudi lobisine karşı çıkabilecek bir birlik içinde değiller?

Benim bildiğim kadarıyla, Araplar ve Müslümanlar bölünmüş durumdalar, ve bir tek mesele üzerinde bile uzlaşamıyorlar. Dolayısıyla bu hal, Yahudi lobisine istediği gibi at oynatma şansı veriyor, özellikle de Filistin-İsrail çatışmasındaki Amerikan politikasını, İsrail’den yana belirleme fırsatı veriyor.

Bakın, örneğin, geçen ay New York metrosunda büyük boy posterler asıldı biliyorsunuz. Posterler, mealen, “Vahşi ile medeni arasında bir savaş olduğunda, medeninin yanında yer alın. Vahşi cihadcılara karşı, İsrail’i destekleyin” diyordu.

Bu, Yahudi lobisinin Müslümanları ve Arapları bir çeşit tahrik etmesinden başka bir şey değil, ve neden Yahudi lobisinin, Amerika’da, Amerikan seçimlerini dahi etkileyebilecek kadar, güçlü ve etkili olduğunu gösteriyor.

medyaşafak
Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg