slogan
     

ABD ve İsrail Lobisi, Hizbullah’ın Kuseyr Zaferi Karşısında Sendeledi

22 Haziran 2013 Cumartesi

"Cantor ABD’nin Lübnan’a yardım ettiği sorulduğunda ise, aktarıldığına göre alayla gülümsedi ve Hizbullah’ın çok fazla birliğinin olması karşısında şok olduğunu ifade etti ve yine aktarıldığına göre ABD askerleri sahaya inmeden İsrail’in kazanmasının çok zor olduğunu söyledi."

Franklin Lamb

 

El Menar

 

Kuseyr, Suriye için nihai savaş olmayabilir, fakat krizin içinde rejime uzun süredir aradığı askeri momentumu veren önemli bir dönüm noktası olduğu inkâr edilemez. Washington'dan Beyrut'a kadar, Kuseyr savaşının sonuçlarını ve anlamını tanımlamak için yığınla sıfat ve klişe ortaya atıldı.  Bunların arasında “oyun değiştirici”, “bütün çatışmaların anası”, “değişen güç dengesi”, “iç savaşta kritik dönüm noktası” gibi sıfatlar da bulunuyor.  

Suriye hükümet güçlerinin Kuseyr'deki zaferi stratejik bir kazanım gibi görünüyor, ancak halen sivil nüfusun ICRC ve SARCS'ın (Suriye Arap Kızılhaç Teşkilatı) acil yardımını beklediği bir insani felaket de yaşanıyor. Kuseyr, Suriye hükümetinin askeri stratejisinin başarısı için merkezi bir bölge olan Humus eyaletinde yer alıyor. Şam'dan sahil şeridine giden en kısa yolun hemen batısında, rejim güçlerinin kontrolü sağlamak için savaştığı bir bağlantı noktasında bulunuyor. Kuseyr'in isyancıların kontrolüne geçmesi, rejimin Tartus limanından gelen tedarik hatlarını kesmiş ve Lübnan'daki Bekaa Vadisi üzerinden Körfez silahlarının isyancılara gitmesini sağlayan bir sınır ötesi hareket yolunu açmıştı.

Hükümetin Kuseyr'in kontrolünü geri alması, aynı zamanda Esad hükümetine Kuzey ve Doğu Suriye'nin kontrolünü yeniden ele almak için hareket etmek üzere de bir zemin sağlıyor. Lübnan sınırına yalnızca 6 mil mesafedeki bu dört yol ağzındaki şehir, pek çok stratejik anlam taşıyor: muhalefetin Humus eyaletinin büyük bölümünde 18 aydır devam eden kontrolüne son verilmesi, hükümet güçlerinin Suriye çapında hızlanmasının kolaylaştırılması ve psikolojik olarak da, yorgun düşmüş Suriye kuvvetlerinin moralinin yükseltilmesi, Esad hükümetine ve müttefiklerine çatışmayı bitirip uzun süredir söz verilen reformlara odaklanmak ve Suriye'yi halkının yaklaşık 27 aydır yaşadığı cehennemden çıkarmaya çalışmak için enerji verilmesi gibi.

Belki burada, Beyrut'ta daha az değerlendirilen bir şey, Kuseyr'in Filistin'deki Siyonist işgalciler ve onların şu anda travma içinde olan ABD lobisi üzerindeki etkileridir.

Demokratik Ulusal Komite'den (ki bu gözlemci Carter döneminde orada görev almıştı) eski meslektaşlar ve Kongre üyeleri ile olan görüşme ve yazışmalardan hareketle ortaya çıkan resim, apartheid devletini ayakta tutmaya kendini adamış kişiler arasında, bu bölgede yaşanan ve bölgeyi yeniden şekillendirmeye yeni başlayan tarihsel değişimler karşısında elden ayaktan düşüren bir endişe halidir.

İsrail yanlısı lobinin çeşitli unsurları arasındaki tepkiler, Arap düşmanı Daniel Pipes'ın bu hafta Washington Times gazetesinde çıkan “Mutlu İsrail” başlıklı fantezi yazısından, Netanyahu'nun Tel Aviv'den gelen ve “kırmızıçizgileri”nin çiğnenmesi halinde İsrail'in neler yapabileceği konusundaki artan tehditlerine, İsrail'in Kongre içindeki temsilcilerinin Obama'ya “Kuseyr'de ortaya çıkan büyük hasar”ı telafi etmek için derhal eyleme geçmesi için Beyaz Saray'a daha fazla baskı yapmasına kadar çeşitlilik gösteriyor.

“Kuseyr kuralları ve sonuçları” ırkçı İftira ve İnkârla Mücadele Birliği'nin (ADL) merkezinde tartışıldı ve bu kuruluş, soruna bir çözüm oluşturmak üzere önde gelen Amerikalı Yahudi örgütlerinin başkanlarının katılacağı bir konferansın acil toplanması çağrısı yaptı. Bu girişilen gündemin şu noktaları tartışılmasını ve eylem kararı alınmasını içerdiği aktarılıyor: 

Kuseyr ve Burgaz-Bulgaristan'daki ikiz yenilgiler – Beyaz Saray Dışişleri Komitesi'nde çalışan bir AIPAC aktivistine göre bu ikincisi de küçümsenmemelidir, zira lobinin Avrupa Birliği'nin Hizbullah'ı terör örgütü listesine alma ve böylelikle İslami partinin para kaynaklarına müdahale etme girişimi başarısız olmuştur. Lobi, Avusturya Şansölyesi Werner Faymann ve Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger'in, ülkenin 380 barış gücü askerini, yani Birleşmiş Milletler'in 1000 kişilik Ateşkes Gözlem Gücü'nün (UNDOF) üçte birinden fazlasını Golan Tepeleri'nden çekme kararına da tepki gösterdi.  

Lobi, Avusturya'nın hareketinin, Golan kapısı olan Kuneytra sınırının Suriye iç savaşını İsrail sınırından içeriye taşıyarak İsrail'e varoluşsal bir tehdit teşkil ettiğini iddia ediyor. Eş zamanlı olarak Kuseyr'in Hizbullah, İran, Suriye ve Filistin direnişi üzerindeki basıncı kaldırdığı, mevcut rejimin zaferini isteyen daha fazla savaşçının girmesini ve bölgenin siyasi dinamikleri içinde onlara büyük kazanımlar sağladığı da iddia ediliyor.

Washington'daki İsrail büyükelçiliği de Avusturya'nın çekilmesinin, İsrail ve Filistinliler arasında gelecekte gerçekleşebilecek müzakerelerde BM Güvenlik Konseyi'nin rolünü tehdit ettiğini ve aynı zamanda Hizbullah'ı Golan'a girmeye teşvik ettiğini söyleyen bir açıklamayla buna destek verdi.

İsrail'in ateşli yandaşı Eric Cantor (Cum.-Va) bu hafta sonlarında House Rayburn Building kafeteryasındaki bir öğle yemeği toplantısında “Kuseyr'in düşmesinin Esad rejiminin Humus eyaletinin kuzeyindeki bölgelere ilerlemesini kolaylaştıracağını ve muhtemelen kuzeyde ve doğuda isyancıların kontrolünde bulunan önemli bölgelere Şam'ın kontrolünü geri getireceğini” söyledi. Cantor, Esad rejiminin zaferinin isyancılara giden önemli bir tedarik yolunu etkili bir şekilde kestiğini, bunun da silahlı muhalefeti daha da zayıflamış ve dağılmış hale getireceğini söyledi. İsrail, ABD'li senatörler John McCain ve Lindsay Graham'in talepleriyle uyumlu, ABD destekli bir karşı saldırının derhal gerçekleşmesini istiyor.

Apartheid devleti ayrıca, Esad'ın şimdi ABD/İsrail'in böyle bir diyalogdan faydalanmasına izin vermeyecek kadar güçlü olduğunu iddia ederek Beyaz Saray'ın Cenevre 2 konferansını rafa kaldırmasını istiyor. Cantor, “Eğer uluslararası toplum müzakereye dayalı bir çözümü güçlendirmeye çalışma konusunda ciddiyse, ilk olarak her tür ciddi müzakereden önce güç dengesini tayin edici şekilde değiştirmek üzere bir şeyler yapmalıdır” diye ekledi.

Cantor ABD'nin Lübnan'a yardım ettiği sorulduğunda ise, aktarıldığına göre alayla gülümsedi ve Hizbullah'ın çok fazla birliğinin olması karşısında şok olduğunu ifade etti ve yine aktarıldığına göre ABD askerleri sahaya inmeden İsrail'in kazanmasının çok zor olduğunu söyleyerek, “Lübnan'ı unutun, orası hiçbir zaman gerçek bir ülke olmadı. Oradaki her yeri Hizbullah diye adlandıralım ve işi bitirmeleri için deniz kuvvetlerini gönderelim” diye cevap verdi.

Toplantıya katılan bir Kongre üyesi, yaklaşık 30 yıl önce yaşanan deneyim nedeniyle, ABD deniz kuvvetlerinin yeniden Lübnan'a gönderilmesi düşüncesi karşısında irkildi.

Lobi ayrıca, Arap Birliği ve Körfez ülkelerinin, krizde tam manasıyla partner olarak gördükleri Suriye ve Hizbullah'la mücadele heveslerinde yumuşama olmasından da kaygı duyuyor. Washington'daki Suudi Büyükelçiliği'nde bulunan bir medya kaynağı, altı Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesinin muhalefete bir milyar dolardan fazla harcama yaptığından ve şu an itibariyle “yatırım”larının çok az karşılığının olduğundan yakındı. İsrail de krizde derinleşen rolünün kazanımı olarak gösterecek pek bir şeye sahip değil, zira düzenlediği hava saldırıları Washington'da yaygın bir şekilde, ters tepen ve Müslümanların ve Arapların ortak küresel düşmanlarına karşı birleşmesine yardımcı olan nitelikte görülüyor. 

Aktarıldığına göre ADL, Wall Street Journal/NBC News tarafından yaptırılan ve Çarşamba günü, Suriye hükümetinin Kuseyr'de zafer kazandığı gün yayınlanan, Amerikalıların yalnızca %15'inin askeri eyleme girişilmesini savunduğunu ve sadece %11'inin isyancılara silah sağlanmasını istediğini gösteren anketin ışığında, Beyaz Saray'ın hızlıca “bir şeyler yapmasını” istedi. Ankete katılanların %24'ü, Beyaz Saray'ın şu andaki konumlanışına benzer bir şekilde, hiçbir eyleme girişilmemesini istiyordu.

ADL'nin daimi başkanı ve kronik anti-semitizm arayıcısı Abe Foxman, miyop bir şekilde bu sonuçlarda anti-semitizm görüyor ve elbette bu hafta yayınlanan diğer “anti-semitik” anketlerdeki sonuçların kaynağı olarak İsrail'in on yıllardır insanlığa karşı işlediği suçları görmüyor. Bunların arasında kısa süre önce BBC tarafından yapılan bir anket, İsrail'in 197 ülkeye olumlu bakma listesinde sondan ikinci olduğunu, dünya barışına bir tehdit olarak görüldüğünü ve dünyada neredeyse en negatif bakılan ülke olduğunu, ayrıca küresel düzeyde aldığı desteğin de buharlaşmaya devam ettiğini ortaya koydu. Kanada ve Avustralya'da İsrail'e bakış, yurttaşlarının yüzde 57 ve yüzde 69'unun aleyhte görüş belirtmesiyle hayli negatif kalıyor. Araştırma yapılan AB ülkelerinin tümünde İsrail etkisine bakış hayli olumsuz ve nüfusunun yüzde 72'sinin İsrail'e olumsuz baktığı İngiltere, bu listenin başında geliyor.

Ali Abunima'nın bu hafta belirttiği gibi, “İsrail'in devamlı olarak dünyanın en olumsuz bakılan ülkelerini çağrıştırması, İsrail hükümeti için ve son yıllarda İsrail'i aydınlanmış, demokratik ve teknolojik bir ‘Batı' ülkesi olarak göstermek amacıyla milyonlarca dolar yatırım yapan diğer hasbara yetkilileri için hayal kırıklığı olacaktır.” *

Çarşamba günü Lübnan Ulusal Direnişi'nin (Hizbullah) Kuseyr zaferi ile, 97. yılı dolan, Sykes-Picot adıyla bilinen, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi sonrasında Ortadoğu'yu kontrol etmek için çizilen, İtilaf Devletleri'nin (İngiltere, Fransa ve Rusya) Mayıs 1916 tarihli gizli Küçük Asya Anlaşması, daha da fazla ufalandı. Bu anlaşmanın "Rosemary'nin Bebeği” niteliği taşıyan ürünü, Filistin'deki sömürgeci Siyonist işgali, tarih tarafından giderek artan düzeyde, benzeri bir kadere mahkûm ediliyor.  

Artan sayıdaki ABD'li Avrupalı yetkiliye, Ortadoğu analistine ve kamuoyu yoklamalarına göre, Kuseyr gibi Filistin'in de onun üzerinde hakkı olan yerli sakinlerine geri dönmesi yalnızca zaman meselesidir.

*"BBC araştırması: İsrail dünyanın en sevilmeyen ülkelerinden biri ve daha da kötüye gidiyor", Ali Abunima, Electronic Intifada, 6 Haziran 2013

Çeviren: Selim Sezer

medyasafak.com 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg