Nasrallah'ın Kudüs Günü konuşmasının analizi / Hizbullah yeni cephe açmak istiyor

Hizbullah Hamas’ı yalnızca desteklemiyor, aynı zamanda fiili destek sağlamak için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor. Bu, İsrail’in çok iyi dinlemesi gereken bir taahhüttür, zira herkes şu anda bunun beyhude olduğuna ikna olmuşsa da, ona karşı yeni bir cephe açma yönünde açık bir istek anlamına geliyor. Bir cephe açılması kararı Hizbullah tarafından, fakat Suriye ve İran’la koordinasyon içinde alınacaktır.

30.7.2014 15:43:10

 

Nasrallah'ın konuşması Direniş grupları arasındaki birliği teyit etti, Batı'nın bölgedeki komplolarına karşı uyardı

 

Sami Kleib

 

 

El Ahbar

 

 

 

Şimdi, hayal kırıklıklarından ve geçmişten bahsetmenin zamanı değil. Direniş'in Filistin'de galip gelmesi daha önemli, çünkü onun zaferi, İsrail'i koruyan öteki eksenin temellerinin oyulması yönünde yeni bir adım olacaktır. Bu öteki eksen sadece Amerika Birleşik Devletleri ve Batı'nın önemli bölümünden değil, aynı zamanda çok sayıda Arap rejiminden oluşuyor.

 

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın geçen Cuma günü Uluslararası Kudüs Günü vesilesiyle yaptığı konuşmanın özeti buydu. Bu kader belirleyici anda Hamas'ın Nasrallah'ın sözlerini değerlendirmesi önemlidir, zira Hamas, İsrail'in ve Batılı müttefiklerinin kendisini yok etme arzusunun pek çok Arap rejimi tarafından paylaşıldığını herkesten iyi biliyor. Onlar, Hamas'ın altyapısını, roket kapasitesini ve iletişim ağını çökertmek ve liderlerini öldürmek için savaşı uzatmak niyetindeler. Onlar savaş sonrasında Hamas'ı kuşatmak, bütün ölümler ve yıkımlar nedeniyle onu suçlamak ve hiçbir yardım sağlamamak niyetindeler. Düşmanları, yalnızca bu şekilde Direniş grubuna karşı bir halk öfkesi yaratarak sahip olduğu desteğin altını oyabileceklerine inanıyorlar. Hamas bu yüzden kurtuluşun dışarıdan, onların Müslüman Kardeşler üyesi müttefiklerini alaşağı etmiş olan devletlerden gelmesini bekleyemez. Hamas, Nasrallah'ın konuşmasını nasıl değerlendirecek?

 

Önce bu konuşmada neyin yeni olduğuna bakalım.

 

Her şeyden önce Nasrallah'ın sözleri, Lübnan'ın sınırlarının ötesine gitti. Açık bir şekilde Hizbullah'ın, istisnasız olarak bütün Direniş gruplarını desteklediğini söyledi. “İstisnasız” derken elbette Hamas'ı kastediyordu. Hizbullah Hamas'ı yalnızca desteklemiyor, aynı zamanda fiili destek sağlamak için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor. Bu, İsrail'in çok iyi dinlemesi gereken bir taahhüttür, zira herkes şu anda bunun beyhude olduğuna ikna olmuşsa da, ona karşı yeni bir cephe açma yönünde açık bir istek anlamına geliyor. Bir cephe açılması kararı Hizbullah tarafından, fakat Suriye ve İran'la koordinasyon içinde alınacaktır. Mesaj nettir.

 

Nasrallah İsrail'in saldırısını, bölgedeki öteki eksenin daha geniş komplosuyla ilişkilendirdi: “ABD savaş için kılıf sunuyor… Bazı Arap rejimlerinin tahtlarında oturanların İsrail'i savunmaya eli mahkum… Filistin'in sömürgeleştirilmesinden bu yana en tehlikeli dönemdeyiz… Devletlerin, orduların, halkların ve toplumların sistematik olarak yıkılmasına ve parçalanmasına tanıklık ediyoruz…”. Nasrallah işte bu bağlamda, “Biz, Filistin Direnişi'nin gerçek partnerleri olduğumuzu ve onun zaferinin hepimiz için zafer olduğunu düşünüyoruz” dedi. Bu anlamda ortak yazgı açıktır.

 

Nasrallah'ın Gazze saldırısı ile İsrail'in sekiz yıl önce Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırı arasında yaptığı karşılaştırma, pek çok anlam ve Hizbullah'ın Lübnan içindeki ve dışındaki düşmanları için pek çok önemli ve tehlikeli mesaj içeriyor. İsrail'in geçmişteki başarısızlığı, yeni bir Ortadoğu'nun kurulmasını engellemişti; bugünkü Gazze saldırısının yenilgiye uğratılması da bir başka yıkıcı projeyi yenilgiye uğratacaktır. Nasrallah belki de şu sözleri söylerken, 2006 savaşı sırasında bazı Lübnanlı politikacıların ve Arap yöneticilerin ne yaptığını düşünüyordu: “Eminim ki bazı Arap yöneticiler Netanyahu'ya telefon edip devam etmesini istiyordur… Ama Direniş İsrail'e, Temmuz 2006'da olana benzer bir kararı dayatacaktır.” Burada da iki savaş arasında can alıcı bir bağlantı bulunuyor. Hizbullah ve El Müstakbel Hareketi arasındaki ilişkiler neredeyse kopma noktasındayken ve Suudi Arabistan'a ve onların Suriye ve Irak'taki rolüne yönelik suçlamalar dillendirilmeye devam ederken bu anıştırmalar belki de kasıtlıydı.

 

Nasrallah, Hamas'ın Direniş eksenine dönmesi için yolu döşedi. Açıkça, “Filistin halkı, direnişi ve davası söz konusu olduğunda farklılıkları ve anlaşmazlıkları bir tarafa bırakma” çağrısı yaptı. Fikir ve siyasi yargı farklılıkları olduğunu inkar etmedi, ancak en önemli şeyin Direniş'in zaferi olduğunu söyledi. İşte tam bu noktada Nasrallah, manalı bir şekilde Suriye, İran ve Hizbullah'ın Filistin Direnişi'ne siyasi, mali ve askeri destek sağlama rolünü hatırlattı. Bu hatırlatma şimdi, yolu düzeltmek ve Hamas'ı doğru güzergaha geri getirmek için son derece önemlidir.

 

Konuşma aynı zamanda Nasrallah, Hizbullah ve ait olduğu eksen açısından da önem taşıyor. Bu, pusulanın yönünü değiştirmek için altın bir fırsat. Gazze'ye ve Direnişine sempati duyan Arap kitlelerini sokağa dökmek için değerlendirilmesi gereken tarihi bir an. Hizbullah genel sekreteri Gazze'ye ve Direniş'e doğrudan destek sağlamaya istekli görünürken, farklılıkları rafa kaldırırken, Arap halklarının taşıdığı, rejimleri tarafından terk edilmişlik hissiyle keskin bir karşıtlık oluşturuyor. “Zaferleriniz bizim zaferlerimizdir, siz kazanacaksınız ve örümcek ağı (İsrail) ebediyen çökecektir” diyen bir liderle, Filistin Direnişi'ni yok etmek için bahane arayan ve İsrail için siyasi ve diplomatik kılıf sağlayan liderler arasında devasa bir fark bulunuyor.

 

Arap dünyasının tehlikeli ve kanlı bir mezhepsel bölünmeden geçtiği bir dönemde, Lübnan Direnişi'nin Şii liderinin Sünni Filistin Direnişi ile birliği yeniden tesis etmesi önemlidir. Düşmana karşı savaşta ümmet, mezhepsel duyarlılıkların üstüne çıkmalıdır.

 

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ve ötekiler tarafından türbelerin yıkılmasıyla Mescid-i Aksa'nın yıkılması ihtimali arasında bağ kuran Nasrallah'ın mesajı daha geniş ve daha kapsayıcıydı. Bu, İslam birliği ve Direniş için destek arama girişimiydi. Bu anlamda da, bölgeyi kuşatan tehlikeli projelerle İsrail'in Gazze'ye açtığı savaş arasında bir bağlantı vardır.

 

Batı ve Arap dünyasındaki karşı eksene verilen son ve belki de en önemli mesaj, Hizbullah'ın Filistin Direnişi'ni yalnız bırakmayacağı idi. Genellikle İsrail, Batı ve Arap rejimleri Nasrallah'ın sözlerini ciddiye alır. Belki bugün onun sözlerini, hiç olmadığı kadar ciddiye almaları gerekir. Bölge, ayrılıklar ve bir tür anlayışa varma arasında salınırken, Nasrallah'ın ait olduğu eksenin güç mesajları vermeye devam etmesi önemlidir; zira bu mesajlar caydırıcı işlevi görmekte ve çözüm zamanı geldiğinde gerçekleşecek onurlu çözümler için yolu döşemektedir.

 

Konuşmanın hemen sonrasında binlerce kişinin sosyal ağlarda yaptıkları yorumları okumak, şunu anlamak için yeterliydi: Nasrallah Filistin'den bahsettiği zaman Filistin daha güçlü hale geliyor, kendisi de daha etkili hale geliyor.

 

medyasafak.com