ABD, Ramadi’de IŞİD’i durdurmak dahi istemedi

General David Petraeus’a danışmanlık da yapmış ABD'li emekli bir albaya göre: “[ABD’nin] Hava saldırıları ölçülüydü, vurulabilecek bir çok hedefe ateş dahi edilmedi. Şurası bir gerçek ki, düşmanı caydırmak, rahatsız etmek ve yenmek için gerekli işleri yapmadık.”

1.6.2015 11:52:57

 

 

 

M. K. Bhadrakumar

 

 

Indian Punchline

 

 

 

Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi'sini okudunuz mu? Eğer okumadıysanız, Eli Lake tarafından Bloomberg View'de son günlerde yayınlanan birbirinden çarpıcı ifşaatları hazmedebilmek için önceden okumalısınız derim. Eli Lake, ABD'nin güvenlik ve dış politika alanlarındaki en bilgili gazetecilerinden biri, ve hiç kimse onun büyülü gerçekçilik[*] akımına kapıldığını düşünmek dahi istemez.

 

Fakat, Bloomberg'deki köşesinde yazdıkları Marquez'i bile kıskandıracak cinsten. Ramadi'nin IŞİD tarafından elegeçirilmesi hakkında ABD istihbarat çevreleri ile yaptığı görüşmelerden ne sonuç çıkardığını özetlemek istiyorum. Lake'in iki makalede (burada ve şurada) yazdıklarına göre:

 

·         ABD'nin, IŞİD'in Ramadi'ye saldıracağı yönünde çok güçlü ve sağlam istihbaratı vardı. Hatta buna “herkesin bildiği sır” diyebiliriz.

·         Ancak güya “taahhüt kuralları,” ABD hava saldırılarına izin vermedi.

·         Ramadi'ye yönelik IŞİD saldırısına kesin gözüyle bakılırken,  Irak Ordusu'na gerekli destek de sağlanmadı, hatta o duruma geldi ki Ordu bazı mühimmatları karaborsadan temin etmek zorunda kaldı. 

·         Ramadi'ye ancak 100 km kadar uzakta konuşlanmış olan ABD Özel Birlikleri'nin de çatışmaya girmek için yetki almaları gerekiyordu.

·         “Şurası çok açık ki, ABD Obama'nın yeni Irak savaşı siyasetini sürdürürken, IŞİD, Irak'ın en büyük ikinci kenti Musul'u elinde tutmakla kalmamış, bir de stratejik öneme haiz Ramadi'yi elde etmiştir.”

 

Peki, ABD'nin büyük bombalama seferleri Ramadi'de ne yaptı? Lake açıklıyor:

 

·         ABD İstihbarat birimleri, saldırılardan önce IŞİD'i militan ve ekipman toplarken gözlemlediler ancak Pentagon “savaş başlamadan önce, bunlardan hiç birine yönelik hava saldırısı izni vermedi.”

·         ABD sadece ikaz ateşi açtı, ve silah monte edilmiş dört pick-up ve iki aracı yok etti, ve 25 “savaş pozisyonunu” ile 14 parça “çeşitlik ekipmanı” vurdu.

·         Bu sayılar IŞİD'in saldırı öncesi “toplanma yerine” yapılan saldırıların neticesi. IŞİD, “Ramadi'ye doğru hiç bir engelle karşılaşmadan giderken” hiçbir hava saldırısı olmadı.

·         IŞİD saldırısından önceki kritik 3-15 Mayıs aralığında, ABD uçakları sadece dört gün hava saldırısı düzenledi.

·         İmha edilen IŞİD araçlarının sayısı, IŞİD'in Ramadi'ye getirdiği güçle kıyaslandığında devede kulak bile değil.

·         General David Petraeus'a danışmanlık da yapmış ABD'li emekli bir albaya göre: “[ABD'nin] Hava saldırıları ölçülüydü, vurulabilecek bir çok hedefe ateş dahi edilmedi. Şurası bir gerçek ki, düşmanı caydırmak, rahatsız etmek ve yenmek için gerekli işleri yapmadık.”

 

Tüm bunlara rağmen, Ramadi IŞİD'in eline düşer düşmez günah keçisisi bulma yarışı da başladı. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Iraklıları “savaşma iradesinden yoksun” olmakla suçladığında, Bağdad o kadar çileden çıktı ki, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in müdahil olup Iraklı liderleri yatıştırması gerekti. En son öğrendiğimiz, Carter'ın Ramadi tartışmaları ışığında, “ABD'nin Irak stratejisine ince ayar vermeye niyetlendiği.” Tuhaf, öyle değil mi? Hele Carter'ın IŞİD'in Ramadi'ye saldırı hazırlığında olduğunu aylar öncesinden bildiği düşünülürse.

 

IŞİD ile ABD arasında yaşanan bu maskaralık nedenleriyle niçinleriyle bir muamma. İran ise aylardır, ABD uçaklarının el altından IŞİD'in hakim olduğu Irak topraklarına malzeme yardımı yaptığını iddia ediyor. Tehran, İran'da IŞİD'le ilişkili olan “bir çok hücre ve grupları” ortaya çıkardığını duyurdu. İran Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, ABD'yi, IŞİD'i kullanarak İran'a yönelik bir vekalet savaşı yürütmekle suçladı.

 

ABD şimdi de  “Suriye muhalefetini” eğitmek için (Ürdün'deki kamplara ek olarak) Türkiye'de de eğitim kampları kurmaya başladı, ve Türkiye hala IŞİD savaşçıları için en büyük geçiş kapısı olarak kullanılıyor. Bir Amerikan müdafii çıkıp, “Ama ABD, NATO üyesi Türkiye karşısında çaresiz kalıyor” diye iddia edebilir, sonuç değişmeyecektir. Tüm bunlardan ne anlam çıkarılmalı, ne yapmalı? Bir Ortadoğu uzmanının derinlikli sağlam analizini okuyun: IŞİD'i yenmek için, ABD önderliğindeki koalisyonu kovun.

 

 

 

www.medyasafak.net

 



[*] ÇN: Magical realism, Marquez'in de önde gelenlerinden olduğu bir sanat akımı.