ABD, Suriye’nin önemli su, petrol ve doğalgaz kaynaklarını içeren %30’unu illegal olarak nasıl işgal etti?

Kuzeydoğu Suriye, sahip olduğu zengin doğal kaynaklar (özellikle doğal gaz ve petrol formundaki fosil yakıtlar) açısından büyük önem taşıyan bir bölge. Suriye’nin tüm petrol ve doğal gaz potansiyelinin %95’i (ülkenin en geniş petrol yatağı el-Ömer dahil olmak üzere) burada.

29.4.2018 23:15:06

 

 

 

Whitney Webb

 

 

Global Research

 

 

Suriye'yi parçalamak ve Şam hükümetini istikrarsızlaştırmak için kilit noktaların kontrolünü kazanmaya çalışan ABD'nin, ülkenin petrol ve su kaynakları yönünden zengin olan kuzeydoğusunu işgalinde ana amacı Suriye değil, İran.

 

Suriye'ye yönelik 14 Nisan 2018 tarihli “sınırlı” hava saldırısından sonra ABD'nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikki Haley, ABD'nin hedeflerini gerçekleştirene kadar bölgedeki illegal varlığını sürdüreceği açıklamasını yaptı ve ABD işgalinin süresiz olarak devam etmesinin kapılarını açtı.

 

ABD'nin Suriye'deki illegal varlığı 2015'ten bu yana -IŞİD ile savaşmak bahanesiyle- sürerken, IŞİD'in kuzeydoğudaki yenilgisinin ardından ülkeden çekilmekteki başarısızlığı sonucu işgale dönüştü. Bugün Suriye'nin üçte bire yakını -yaklaşık %30'u- (Fırat Nehri'nin doğusunda kalan alanın büyük bir kısmı, Deyre'z-Zor, El-Haseke ve Rakka bölgelerinin geniş düzlükleri) ABD işgali altında. (https://www.globalresearch.ca/the-largely-unrecognized-us-occupation-of-syria-nearly-one-third-of-its-territory/5631775)

 

ABD, an itibarıyla Suriye'de sayıları 2000 ile 3000 arası değişen birliklere sahip; fakat yakınlarda duyurduğuna göre, bölgedeki Kürt ve Arap müttefikleri içinden seçtiği 30000 kişilik birliği, kuzeydoğunun Suriye'nin meşru hükümetinin kontrolü altına girmesini engellemek amacıyla eğitiyor. (https://aa.com.tr/en/americas/us-owes-turkey-explanation-on-border-force-tillerson/1034191) Türkiye'den gelen geri adıma karşın ABD, bölgedeki “yerel güçleri” eğitmeye devam ediyor. Rus askeri kaynaklarının iddialarına göre, -Rakka'daki çatışmada olduğu gibi- ABD ve vekil güçlerinin saldırdığı bölgelerde şehirleri terk etmelerine izin verilen eski IŞİD militanları da bu kuvvetlerin içinde yer alıyor. (http://www.ibtimes.com/russian-general-claims-us-retraining-isis-soldiers-destabilize-syria-2633792)

 

ABD'nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad düşene kadar işgali sürdürmekteki ısrarı gösteriyor ki ABD hükümetinin, Suriye'nin yeniden birleşmesine izin vermeye niyeti yok ve bölgedeki işgali uzun vadede devam edecek.

 

ABD'nin Suriye'deki illegal işgali, bağımsız ve kurumsal medyada geniş yer buluyor; ancak medyanın oldukça küçük bir kısmı bu işgalin daha geniş boyuttaki özelliklerine ve ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunu seçilmiş Suriye hükümetinin kontrolünden uzak tutmak istemekteki ana amaçlarına odaklanıyor. Tarihte ve günümüzde olduğu gibi ABD işgali, iki temel amaçtan doğan bir çaba: ABD şirketleri için kaynak kazanımı ve ABD destekli bir rejim değişikliği amacıyla hükümetin istikrarsızlaştırılması.

 

 

Fosil yakıt kaynakları ve akışının kontrolü

 

Kuzeydoğu Suriye, sahip olduğu zengin doğal kaynaklar (özellikle doğal gaz ve petrol formundaki fosil yakıtlar) açısından büyük önem taşıyan bir bölge. Suriye'nin tüm petrol ve doğal gaz potansiyelinin %95'i (ülkenin en geniş petrol yatağı el-Ömer dahil olmak üzere) burada. (https://www.yenisafak.com/en/world/partitioning-25m-barrels-of-syrias-oil-2722596) (https://edition.cnn.com/2017/10/23/middleeast/syria-oil-field-isis/index.html)  Savaştan önce bu kaynaklar, günlük 387000 varil petrol (https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=3110);  yıllık 7.8 milyar metreküp doğal gaz (https://www.reuters.com/article/us-syria-oil/factbox-syrias-energy-sector-idUSTRE77D15V20110814) üretmekteydi ve bunlar Suriye hükümeti için oldukça büyük bir ekonomik öneme sahipti. Daha da önemlisi, bugün Suriye'de var olan petrol rezervlerinin tamamına yakını -2.5 milyar varil olduğu tahmin ediliyor- halihazırda ABD tarafından işgal edilmiş bölgelerde bulunuyor. (https://www.reuters.com/article/us-syria-oil/factbox-syrias-energy-sector-idUSTRE77D15V20110814)

 

Suriye'nin en geniş petrol yatağına ek olarak ABD ve bölgedeki vekilleri, kuzeydoğuda ülkenin en büyük yakıt tesisi Conoco'yu (http://interfaxenergy.com/gasdaily/article/27836/is-loss-of-conoco-plant-reframes-syrian-gas-options) da kontrol ediyor. (http://www.aljazeera.com/news/2017/09/syria-sdf-conoco-gas-field-isil-170923145043971.html ) Günlük 50 milyar fit küp civarı gaz üreten tesis, (https://oilprice.com/Latest-Energy-News/World-News/US-Backed-Forces-Retake-Syrian-Conoco-Gas-Plant-From-ISIS.html) ABD'nin petrol ve doğal gaz devi ConocoPhillips tarafından kuruldu ve 2005 yılına kadar işletildi; ancak sonraki süreçte Bush dönemi yaptırımları Suriye'de faaliyet göstermeyi zorlaştırdı. (https://www.energy-pedia.com/news/syria/conocophillips-to-depart-after-latest-project) Diğer petrol şirketleri de -Shell gibi- bu yaptırımlar sonucu Suriye'yi terk etti. (https://oilprice.com/Energy/Energy-General/Russia-Is-Taking-Over-Syrias-Oil-And-Gas.html)

 

ABD'nin halihazırdaki işgali ile, bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarından Trump ve yönetiminin pek çok bağının olduğu (https://www.greenpeace.org/usa/in-case-you-were-wondering-donald-trump-has-multiple-ties-to-the-dakota-access-pipeline/) Amerikan şirketleri faydalanıyor. Yeni Şafak gazetesine göre (https://www.yenisafak.com/en/world/partitioning-25m-barrels-of-syrias-oil-2722596) ABD, bölgedeki Suudi, Mısırlı ve Kürt yetkililerle, fosil yakıtların çıkarılması, işlenmesi ve satılması amaçlı toplantılar düzenledi ve Kürtler kârın büyük bir miktarına ortak olacak. 2015 itibarıyla Kürtlerin ayda 10 milyar doları aşkın ücret alacağı söyleniyordu.

 

Suriye'deki Kürtler, ellerinde petrolü, buna elverişli bir sınır bölgesi paylaştıkları Irak'taki Kürtlere ihraç ediyorlar ve petrol arıtılarak Türkiye'ye satılıyor. Şirket isimleri halka açık değil; Suriyeli ve Iraklı Kürtler arasındaki bu anlaşma isimsiz “petrol uzmanları” ve “petrol yatırımcıları” tarafından yapıldı. Suriye ve Iraklı Kürtler, anlaşmayı bizzat imzalamadılar; sonradan anlaşma hakkında ABD tarafından bilgilendirdiler ve sürecin denetlenmesi ile ilgili talimatlar aldılar.

 

Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden bir kaynağın Now News'e aktardığına göre (https://now.mmedia.me/lb/en/NewsReports/565952-syria-kurds-making-millions-from-oil-sales) anlaşmayı imzalayan Kürdistan Bölgesel Yönetimi değil, bir şirketti ve her ay toplam geliri nakit olarak şirket alıyordu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin petrol ticareti ile ilgilenen 80'in üzerinde şirketin büyük çoğunluğu ABD kökenli. Ayrıca Suriye'deki petrol ticareti ile de aynı figürlerin ilgilendiğini rahatlıkla varsayabiliriz.

 

 

Şirketlerin başlıca çıkar alanları

 

Trump yönetiminin ABD'nin petrol şirketleriyle olan çok sayıdaki bağlantısı, bu anlaşmayı daha açık kılıyor. ABD'nin Mart ayında görevden alınan eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Irak Kürtleriyle bir petrol anlaşmasına tek taraflı olarak aracılık eden (https://www.mintpressnews.com/geopolitics-corporate-profits-push-iraq-syria-towards-partition/230830/) ve Suriye'nin halihazırda ABD tarafından işgal edilmiş bölgelerindeki petrol sahalarına ilgisini ifade eden ExxonMobil adlı şirketin üst düzey yöneticilerindendi.

 

ExxonMobil, planlanan ve Esad tarafından reddedilmesi, Suriye'de gerilimin tırmanmasında büyük ihtimalle etkili olan Katar boru hattında önemli bir kâr payına sahipti. (https://www.mintpressnews.com/western-firms-plan-to-cash-in-on-syrias-oil-and-gas-frontier/211703/) Trump'ın kendisi de, başkan seçilmeden önce ExxonMobil ve başka 11 önemli petrol ve doğal gaz şirketine -Total, ConocoPhillips, BHP, Chevron dahil olmak üzere-  büyük yatırımlar yaptı.

 

Şu an Tillerson görevde olmamasına karşın, yerine gelen Mike Pompeo da ABD'nin petrol ve gaz endüstrisi ile oldukça yakın ilişkilere sahip. (https://www.mintpressnews.com/mike-pompeo-better-for-big-oil-than-former-exxonmobil-ceo-rex-tillerson/239555/) Pompeo, petrol ve doğal gaz arama, sondaj, boru hatları ve fosil yakıt arıtma alanlarında sayısız hissesi bulunan Koch Industries'in en önemli kâr ortaklarından biri.

 

ABD'nin Suriye'yi işgal amacının petrol ve doğal gaz kaynaklarını sömürmek olduğu oldukça açık. ABD'nin bölgeden çekilmeyi reddetmesinde ise kendisinden kalan boşluğu Rusya'nın doldurması ve bölgedeki kaynaklarda hak iddia etmesi kaygısının etkisi var. Ocak ayında imzalanan bir enerji işbirliği anlaşmasına göre, Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerde Rusya, petrol ve doğal gaz üretim haklarına sahip olacak. (https://oilprice.com/Energy/Energy-General/Russia-Is-Taking-Over-Syrias-Oil-And-Gas.html)

 

ABD, 2014'ten bu yana Rusya'nın fosil yakıt sektörünü ve özellikle Avrupa'ya ihracatını sınırlandırmaya ve kendi fosil yakıtı ile değiştirmeye çalışıyor. (https://www.nytimes.com/2016/02/17/business/energy-environment/european-union-seeks-to-reduce-reliance-on-russian-gas.html) (https://www.usatoday.com/story/money/business/2014/03/08/4-nations-urge-us-gas-exports-amid-ukraine-crisis/6201541/) Eski ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner tarafından 2014'te yazıldığı gibi (https://www.usatoday.com/story/money/business/2014/03/08/4-nations-urge-us-gas-exports-amid-ukraine-crisis/6201541/) “Tabloyu tersine çevirebilmemiz ve Rus liderini kontrol altına alabilmemiz ayaklarımızın altında, geniş doğal enerji kaynakları formunda uzanıyor.”  Rusya'nın fosil yakıt sektörünün Suriye ya da başka bir yerde gelişip güçlenmesine izin vermek, ABD'nin stratejik hedeflerine, kurumsal çıkarlarına ve ne pahasına olursa olsun, tek kutuplu bir dünyayı sürdürme misyonuna zarar verebilir.

 

 

Lokasyon, lokasyon: Boru hatları ve Rusya ile sıfır toplamlı oyun

 

Sahip olduğu fosil yakıt kaynaklarına ek olarak stratejik lokasyonu sayesinde Suriye, bölgesel hidrokarbon akışı için de oldukça önemli bir nitelik taşıyor. (https://www.zerohedge.com/news/2016-10-24/oil-gas-war-over-syria-4-maps) Suriye'nin kuzeydoğusunun ABD ve vekil güçlerinin kontrolü altında olması, mevcut ve gelecekteki boru hatlarını üzerinde büyük etkiye sahip. (https://www.strategic-culture.org/news/2015/09/19/us-plans-to-partition-iraq-and-syria-into-pipeline-states.html) New York Times'ın 2013 yılında belirttiği gibi, “Suriye'nin sahip olduğu önemli lokasyon, onu Ortadoğu'nun stratejik merkezi haline getiriyor.”

 

Bu nedenle, ABD'nin Ortadoğu politikası büyük ölçüde, bölgelerin kontrolümü ele geçirmek ve güvenli petrol ve doğal gaz geçiş yollarında hâkimiyet kurabilmek amacıyla ülkeleri bölmek temelinde. Bu bölme tasarılarının temeli, Suriye'nin kuzeydoğusundaki kaynaklara ilginin arttığı 1940'lara kadar gidiyor. O dönemden bugüne birkaç ülke Suriye'nin kuzeyinde çeşitli parçaları işgal etmeye ve stratejik amaçları için kontrolü elde tutmaya çalıştı. Bu ülkeler arasında Batılı güçlerin yanı sıra Türkiye ve Irak da var.

 

Suriye'nin kuzeydoğusunda bölgenin petrol sahalarını Ceyhan-Kerkük boru hattına bağlayan oldukça önemli bir boru hattı hâlihazırda mevcut. Bu boru hattı, 2014'te ağır hasara uğramasına karşın, yeniden inşası veya yanında yeni bir boru hattının yapılması yönünde planlar var. Görülüyor ki Suriye'nin kuzeydoğusu, Suriye petrolünün kolayca Türkiye'ye ve dolayısıyla Avrupa pazarına ihracı için önemli bir altyapıya sahip.

 

Ayrıca, bugün yedinci yılında olan Suriye'deki çatışma hali, kısmen, Suriye üzerinden güvenli geçiş gerektiren iki boru hattı teklifi üzerine çatışmaların da sonucu. (https://www.mintpressnews.com/migrant-crisis-syria-war-fueled-by-competing-gas-pipelines/209294/) Suriye, ülkeyi kuşatan yabancı mâli destekli savaştan kısa bir süre önce, ABD destekli bir Katar petrolünü Suriye üzerinden Avrupa'ya aktarmak temelli boru hattı teklifini; İran kaynaklı doğal gazı Rusya'ya aktarmak amaçlı ve Rusya destekli bir teklifi tercih ederek reddetmişti.

 

Boru hatları, hareketleri şekillendirmede eskisi kadar güçlü olmasa da -bu durum, büyük ölçüde Katar'ın öteki körfez monarşileriyle çatışması ve İran ile ilişkiler geliştirmeye başlaması ile ilgili- (http://theduran.com/qatar-iran-french-gas-company-one-natural-gas-field/) Suriye'nin kuzeydoğusu hâlâ ABD'nin hedefleri için anahtar niteliğinde. Alman yayın organı Deutsche Wirtschafts Nachrichten'e göre ABD, Basra Körfezi ve Kuzey Irak'tan Türkiye'ye; Suriye'nin kuzeydoğusu üzerinden ulaşacak ve Avrupa'ya petrol sağlamak amacındaki bir boru hattı inşası planı geliştirdi. (http://deutsche-wirtschafts-nachrichten.de/2016/09/03/energie-krieg-um-syrien-kaempfe-nur-entlang-kuenftiger-pipelines/ ) Rusya, Avrupa'ya kendi fosil yakıt ihracatını sağlamak istediğinden bu planın karşısında duruyor.

 

 

Toprak ve su

 

Fosil yakıtların ve boru hatlarının ötesinde, Suriye'nin kuzeydoğusu, kaynaklar açısından birkaç önemli avantaja daha sahip; bunların en önemlisi ise Ortadoğu'da başlıca öneme sahip kaynaklardan biri olan su. Suriye'nin ABD tarafından kontrol edilen kısmı, bölgenin Fırat Nehri tarafından beslenen en önemli üç tatlı su kaynağına ev sahipliği yapıyor. (https://www.mintpressnews.com/geopolitics-corporate-profits-push-iraq-syria-towards-partition/230830/ )

 

Bu üç kaynaktan biri, ABD ve vekil güçleri tarafından kontrol edilen el-Esad Gölü, ülkenin en büyük tatlı su kaynağı ve Suriye hükümetinin elinde bulunan Halep'in içme suyu gereksiniminin büyük bir bölümü buradan karşılanıyor. (https://www.mintpressnews.com/syrias-water-cut-off-by-turkey-following-mccain-erdogan-meeting/225483/ ) Ayrıca, şehrin elektrik gereksinimini göl üzerinde bulunan Tabka Barajı karşılıyor. (https://www.mintpressnews.com/syrias-water-cut-off-by-turkey-following-mccain-erdogan-meeting/225483/ ) Diğer bir önemli hidroelektrik santral, Tişrin Barajı da ABD destekli vekil kuvvetlerin kontrolünde bulunuyor. (https://www.hydroworld.com/articles/2015/12/tishrin-dam-in-syria-wrested-from-islamic-state-control.html )

 

Bu bolca su kaynaklarına ek olarak, Suriye'nin kuzeydoğusu ülkenin ekili-dikili alanlarının %60'ını kapsıyor. (https://www.yenisafak.com/en/world/partitioning-25m-barrels-of-syrias-oil-2722596) Bu alanlar, Suriye'de sürdürülebilirlik ve gıda bağımsızlığı açısından oldukça önemli. Savaştan önce Suriye, bölgesel kuraklığa rağmen tarımın gelişebilmesi için büyük sulama yatırımları yaptı. (https://ipad.fas.usda.gov/highlights/2009/05/Syria/) Bu sulama altyapısının büyük kısmını 640000 hektarlık alanın sulama olanağını sağlayan ve işgal altında bulunan Tabka Barajı oluşturuyor. (http://www.unu.edu/env/workshops/Aleppo/Workshop_Report.doc )

 

 

Bölme ve işgal için harekât planı

 

ABD, Suriye'nin kuzeydoğusunun fosil yakıtlarından farklı olarak, su ve tarımsal kaynaklarıyla ilgili finansal kazanç sağlamak amacında değil. Bu kaynaklarla ilgili çıkarı stratejik ve iki ana amaca hizmet ediyor.

 

Birincisi, bu kaynaklar üzerinde kontrol sahibi olmak -özellikle su kaynakları ve Fırat Nehri'nin akışı- ABD'ye, Suriye'yi istikrarsızlaştırmak için önemli bir avantaj sağlıyor. Örneğin, ABD, Suriye'nin hükümet kontrolündeki bölgelerinde kolayca su ve elektrik kesintileri gerçekleştirerek Suriye hükümeti ve Suriyeli siviller üzerinde baskı uygulayabilir.

 

Bu tür eylemler sivilleri hedef almasına ve savaş suçu oluşturmasına karşın, ABD bu taktikleri Suriye'de kullandı; Rakka Savaşı'nda şehir ABD'nin vekil güçleri tarafından IŞİD'den geri alınırken su kesintisi uygulandı. (http://www.foxnews.com/world/2017/02/03/report-water-pipeline-supplying-syria-raqqa-destroyed.html) Başka ülkeler, örneğin Türkiye, (https://www.mintpressnews.com/syrias-water-cut-off-by-turkey-following-mccain-erdogan-meeting/225483/) Suriye'deki ihtilaf boyunca, stratejik avantaj elde etmek için iki kez Fırat Nehri'nin akışını kesti.

 

ABD, Suriye'nin su ve tarım kaynaklarının büyük çoğunluğunu içeren bölgeleri kontrol ederek -fosil yakıt kaynakları üzerindeki kontrolü ayrı bir hesabın konusu- hükümeti hazine gelirlerinden mahrum bırakmak suretiyle istikrarsızlaştırma hedefini gerçekleştirmesinin yanında; Ortadoğu'da bir diğer uzun süreli ABD işgalini engellemek ve Suriye'yi yeniden inşa etmek gayretindeki Suriye hükümeti ve müttefiklerini daha geniş bir çatışmaya davet ediyor.

 

ABD'nin ülkenin kuzeydoğusunu işgal ederek Suriye hükümetini istikrarsızlaştırma hedefinin yollarından biri de bölgenin büyük kısmının Suudiler tarafından yeniden inşa edilmesi üzerine planı. (https://www.mintpressnews.com/us-allows-saudi-arabia-to-plant-wahhabi-seed-in-raqqa-rubble/233719/) ABD, başlangıçta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürtlerle ittifak kurmuş olsa da Türkiye'nin bu duruma karşı muhalefeti, Washington'ı, hükümet kontrolündeki bölgelerde Suudi destekli ve Suudi kontrolünde bir yerleşim yeri kurmak amacındaki Vahhabi gruplarla birlikte hareket etmeye yönlendirdi. (https://www.mintpressnews.com/trumps-latest-deal-sell-syria-to-saudi-arabia-for-4-billion/239207/) Bu yerleşim yerleri, Vahhabi teröristlerin temel yerleşim alanlarından olan İdlib'e benzer bir yapı içinde planlanıyor.

 

ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda bir Vahhabi yerleşimi kurmak planından, 2012 tarihli bir Savunma İstihbarat Ajansı raporunda bahsediliyor. Raporda deniliyor ki: (https://levantreport.com/2015/05/19/2012-defense-intelligence-agency-document-west-will-facilitate-rise-of-islamic-state-in-order-to-isolate-the-syrian-regime/ )

 

“SURİYE'DEKİ MUHALEFETİ DESTEKLEYEN BATI, KÖRFEZ ÜLKELERİ VE TÜRKİYE… SURİYE'NİN DOĞUSUNDA (HASEKE VE DEYRE'Z-ZOR) AÇIK VEYA AÇIK OLMAYAN BİR SELEFİ DEVLETİ KURMA OLASILIĞI VAR VE BU DURUM, MUHALEFETİ DESTEKLEYEN GÜÇLERİN, SURİYE REJİMİNİ ORTADAN KALDIRABİLMEK İÇİN TAM OLARAK İSTEDİĞİ ŞEY…”

 

IŞİD'in yenilgisine karşın Suriye'nin kuzeydoğusunda varlık göstermeye devam etmesi, Savunma İstihbarat Ajansı raporunun da ortaya koyduğu gibi, bölgenin dışarıdan kontrol edilebilmesi için bir bahane oluşturmak amacıyla geliştirilmiş bir süreç.

 

 

Parçalama satrancı: İki hamle ileriyi düşünmek

 

Suudilerin veya Kürtlerin, Suriye'nin hâlihazırda ABD işgali altında bulunan parçalarına eninde sonunda hâkim olup olmayacaklarından bağımsız olarak ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunu işgalinin ana nedeni, epeydir devam eden Suriye'yi bölme amacıyla ilgili ve Suriye'nin kuzeydoğusunu ülkenin geriye kalanından kalıcı olarak ayırmak temelinde.

 

Suriye'deki çatışma süreci boyunca ABD hükümeti, Suriye'nin bölünmesi planını kamuoyuna, bölünmenin devam eden “mezhepçi” ihtilaf içinde tek çözüm olduğu şeklinde pazarlamaya çalıştı. (https://yaleglobal.yale.edu/content/resolve-syrian-crisis-partition-necessary) Ancak bu “mezhepçilik” fikri, Suriye'deki mevcut ihtilafı ortaya çıkarmak ve bölünmeyi meşrulaştırmak amacıyla dış etkenler tarafından tasarlanmıştı.

 

WikiLeaks belgeleri, CIA'in Mart 2011'deki Esad karşıtı “mezhepçi” gösterilerin kışkırtılmasına dahil olduğunu ortaya koydu. (http://www.truth-out.org/progressivepicks/item/33180-wikileaks-reveals-how-the-us-aggressively-pursued-regime-change-in-syria-igniting-a-bloodbath) Açığa çıkan belgeler gösterdi ki bölme planı, Suriye devletini zayıflatmak üzere “mezhepçilik” temelinde tasarlandı ve kökleri 1980'lere kadar gidiyor. (https://www.mintpressnews.com/declassified-cia-report-exposes-25-years-u-s-plans-destabilize-syria/225553/ ) Bölme fikri, Obama yönetimi tarafından, Suriye'nin bir bütün olarak kalması için “artık çok geç olduğu” temelinde defalarca tekrarlandı. (https://www.theguardian.com/world/2016/feb/23/john-kerry-partition-syria-peace-talks )

 

Her ne kadar Obama yönetimi gelip gitmiş olsa da Trump yönetimi, John Bolton'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı pozisyonuna atanması ile birlikte bölünme fikrini zorlamaya başladı. MintPress'te yakınlarda yayımlandığına göre (https://www.mintpressnews.com/regime-change-partition-and-sunnistan-john-boltons-vision-for-a-new-middle-east/239714/?comments-open=1) Bolton, uzun süredir, Suriye'nin kuzeydoğusu ile Irak'ın kuzeybatısının birleştirilerek, bu iki bölgenin fosil yakıt rezervlerine, ayrıca su ve tarımsal kaynaklarına egemen olacak ve bunları bölgede nüfusun sürdürülebilirliği için kullanacak  “Sünnistan” adlı yeni bir ülkenin kurulması gerektiğini savunuyor. Bolton, bu planı finanse edebilmek için Körfez'deki Arap devletlerinin -Suudi Arabistan gibi- desteğine gerek duyuyor. Trump yönetiminin Suudilerle yaptığı, Suriye'de ABD kontrolündeki bölgeleri, 4 milyar dolar karşılığında Suudi Arabistan'a devretmek temelindeki pazarlık girişimleri bu minvalde. (https://www.mintpressnews.com/trumps-latest-deal-sell-syria-to-saudi-arabia-for-4-billion/239207/ )

 

 

İran'daki amaçlar

 

Suriye'yi bölmek ve Şam'daki hükümetini istikrarsızlaştırmak için önemli kaynakların kontrolünü kazanmaya çalışan ABD'nin, Suriye'nin petrol ve su yönünden zengin kuzeydoğusunu işgal etmesinin temel amacı Suriye değil, İran.

 

ABD merkezli istihbarat şirketi Stratfor tarafından 2002 yılında belirtildiği gibi,  Suriye'nin kuzeydoğusunda kontrolü ele geçirmek yalnızca Suriye ve İran arasındaki değil, İran ve Lübnan arasındaki kara yolu geçişini de büyük ölçüde zorlaştıracaktı. (https://english.alarabiya.net/en/views/news/middle-east/2014/06/19/The-rise-of-ISIS-in-Iraq-is-a-neocon-s-dream.html) Ocak ayında Tillerson bu amacı netleştirdi. Stanford Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye üzerindeki etkisini “azaltmanın” ABD'nin temel amacı ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki işgalinin ana nedeni olduğunu belirtti. (https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-01-17/tillerson-vows-u-s-to-stay-in-syria-foreseeing-a-post-assad-era )

 

Şam ve Tahran arasındaki kara yolu bağlantısını kesmek, ABD -ve bölgedeki müttefikleri- açısından bölgenin “Direniş Ekseni”ni zayıflatıp istikrarsızlaştırarak kendi etki ve kontrolünü artırmak için oldukça önemli. Suriye ve İran arasındaki ittifak ve ortak savunma anlaşması göz önüne alındığında, ABD'nin iki ulusu zayıflatabilmesi için işgal gerekli ve Trump yönetiminin İran'a savaş açma planlarının önemli bir habercisi. (https://www.mintpressnews.com/regime-change-partition-and-sunnistan-john-boltons-vision-for-a-new-middle-east/239714/?comments-open=1 )

 

ABD, “Dünyanın tek süper gücü” olduğu fikrinin sona yaklaştığı ile ilgili içeriden raporlarla uyarılırken, ayrıca bölgede kendisinin ve ABD imparatorluğundan en çok faydalanan şirketlerinin nüfuzunu sürdürmekte gittikçe daha çaresiz bir duruma gelirken, Suriye'yi terk etmek için herhangi bir niyet göstermiyor. (https://medium.com/insurge-intelligence/pentagon-study-declares-american-empire-is-collapsing-746754cdaebf)

 

 

 

Çeviri: Öykü Altunbaş

 

www.medyasafak.net