"Suriye Savaşı Filistin için Savaştır"

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Genel Komutanlık’ın önemli bazı isimlerinin ağzından Suriye krizine bir bakış...

9.4.2013 13:31:00

Islam Times
 

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Genel Komutanlık'ın merkezlerinden biri, Şam merkezindeki bir bodrum katında bulunuyor.
 

Bütün gizlilik önlemleri mevcut: alana araçla girilemiyor, saklanmış gerillalar her yerde ve onlarca CCTV kamerası mevcut. Bu, geçen aralık ayında Suriyeli militanların, Şam yakınlarındaki Suriye'nin en büyük Filistin mülteci kampı olan Yermuk'ta merkezlerine ve silahlarına el koyduğu Filistinli grup.
 
Küçük bir odada birçok kişi oturuyor. Bunlar, FHKC-GK Siyasi Büro üyesi Enver Reca, “Filistin İleri” dergisinin başyazarı Tahsin el Halebi ve biz konuşurken gidip gelen beş kadar başka arkadaşları.
 
Enver Reca Yafa'da doğmuş. Filistinliler Kutsal Topraklar'dan sürüldüklerinde 10 yaşındaymış. Filistin mücadelesinin bütün sıkıntılarını ilk elden yaşamış. Tahsin el Halebi ise, ailesi evini terk etmek zorunda kaldığı zaman sadece 10 aylıkmış.
 
“Evimi görme hakkım nedeniyle tutuklandım ve 12 yıl boyunca bir İsrail hapishanesinde kalmaya mahkûm edildim. Nablus hapishanesinde geçirdiğim süre zarfında İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca öğrendim. İbraniceyi de İsrail'deki yerleşimcilerden daha iyi konuşuyorum” diyor ve gülüyor.
 
Enver Reca, “onu esirlikten kurtarmak için üç İsrail askerini kaçırdık” diye hatırlatıyor.
 
FHKC, Filistin mücadelesinin bütün biçimlerinin öncüsü. Örgüt 1960'larda kuruldu ve mülteci kamplarına olan desteği nedeniyle her zaman onlara güven duyuldu. İsrail'le her tür müzakereyi, anlaşmayı veya tavizi reddettikleri için Yaser Arafat'la ayrı düştüler. 1960'lardan itibaren FHKC, Filistin için RAF ve Japon Kızıl Ordusu'na kadar uzanan geniş bir uluslararası mücadele cephesi kurmayı başardı. Onlar, HAMAS'tan çok önce, geri dönüşü olmayan misyonlar için kamikazeler gönderenlerdi. Bugün yaygın şekilde “intihar bombacıları” olarak bilinen şeyi icat ettiler. Aynı zamanda İsrail yolcu uçaklarını ve esirlerle değiştirmek üzere İsrailli askerleri ilk kaçıranlar onlardı. [Yazıda bahsi geçen FHKC-GK, kökeni burada kısaca tarihi verilen George Habaş'ın FHKC'sine dayanmakla birlikte, 1968 yılında bu örgütten ayrılmış bir yapıdır – Ç.N.]  
 
Suriye'de, Filistin eğitim kamplarının ve üslerinin çoğu bu örgüte ait. Şebekeleri ve yeraltı operasyonlarındaki uzun deneyimleri sayesinde, her zaman Filistin'e ve Lübnan'a silah tedarikinde temel rol oynadılar. Temel olarak seçimlere ve parti listelerine karşılar, çünkü 7 milyon Filistinlinin hâlâ mülteci olduğu düşünüldüğünde, bunların sadece yersiz oyunlar olduğuna inanıyorlar.
 
Aralık 2012'ye kadar FHKC-GK'nın merkezleri ve Suriyeli isyancıların el koyduğu başlıca silah depoları, Şam'daki Yermuk kampındaydı. Yermuk, Suriyeli militanların 150 bin Filistinli mülteciyi kovduğu ilk Filistin kampı oldu.
  
Suriye'de yaşayan 700 binden fazla Filistinli, siyasi ve askeri mücadelenin temel hedefi. Örgüte göre, bugün Suriye'de olan şey, onları çatışmanın içine çekmeyi, Suriye'yi onlardan temizlemeyi ve Filistin meselesini önemsizleştirmeyi hedefliyor.

“Esad Filistinlilere sırtını çevirmeyi reddettiği için cezalandırılıyor” 
 
Enver Reca, “Bizim için çok zor bir dönem başladı. Bütün bu olaylar, Filistin için büyük sonuçlar getiriyor” diyor.
 
Suriye'nin buna karşı koyabileceğinden gerçekten umutlu, bu da Filistinlilerin konumlarını sağlamlaştırabilmelerinin tek yolu. Ona göre çatışma, iki yıl önce başlamadı. Suriye'nin Filistin meselesindeki tutumu nedeniyle önceden belirlendi. Bölgenin tüm ülkeleri Filistin'e sırtını döndü ve ABD ve İsrail ile açık veya gizli pazarlıklara girişti. Ona göre Suriye, teslim olmayan tek ülkeydi.
 
“2002 yılı itibariyle İsrail bayrakları, Suriye dışında bütün Arap ülkelerinin başkentlerinde göndere çekilmişti” diyor Enver Reca.
 
Reca, “Filistinlilerin temel talebi, Filistinli mültecilerin geri dönüşüdür. İsrail, sonunu daha fazla yaklaştıracağı için bunu hiçbir zaman kabul etmeyecektir. 2002'de, Beyrut'taki sözde Arap Barış İnisiyatifi, ‘barış için toprak' ilkesini ilan etti. O tarihte, yalnızca Libya ve Esad, mültecilerin geri dönüşü maddesinin getirilmesini istedi” diye hatırlatıyor.

Irak işgali sonrasında Kaddafi'nin Filistin'e her türlü desteği reddettiğini, fakat bunun onu kurtarmaya yetmediğini düşünüyor. Ona göre Beşar Esad Filistinlilere sırtını dönmedi ve Batı'nın Suriye'ye karşı militanlar dalgasını yönlendirmesinin ve Esad'ın bütün kötülüklerin kaynağı olduğu şeklindeki propagandayı yaymasının nedeni de bu. 
 
FHKC-GK Siyasi Büro üyesi, “ve şimdi İsrail, BM üzerinden Filistinli mülteci kavramını yok etmek istiyor” diyor.
 
Enver Reca, “Suriye sadece bizim burada oturmamıza izin vermekle kalmadı. İslami Cihad'ınkiler de dâhil olmak üzere bütün eğitim kamplarımız Suriye'deydi. HAMAS bile burada, bizim kamplarımızda talim yapıyordu” diye anlatıyor. HAMAS'ın kendi referansları sayesinde Suriye'ye yerleşebildiğini hatırlatıyor: “Biz Hafız Esad'a HAMAS'ın savaşçılar olduğunu söyledik, o da gelmelerine izin verdi.”
 
“Batı ve Araplar Suriye'deki savaşın rejim reformları hayata geçiremediği için patlak verdiğinde ısrar ediyor. Bu ancak saçmalıktır. Suriye Filistin meselesini masada tuttu. Suriye, mültecilerin geri dönüş hakkını temsil ediyor. Bir başka ülkede, Filistinlilerin politikadan bahsetmesi bile yasaktır” diye düşünüyor.
 
Tahsin el Halebi, “Suriye'deki Filistin kampları saldırıya uğradı. Saldırganlar ateş açtı, Filistinlileri provoke etti ve kaçırdı. Biz silahlı muhalefete, burada misafir olduğumuz için Suriye'deki silahlı mücadelenin içine girmeyeceğimizi söyledik. Filistinliler kamp güvenliğinin sağlanması için komiteler oluşturdu. Fakat George Sabra (muhalefet lideri) televizyonda, Filistin kamplarını Suriye'nin parçası olarak gördüklerini söyledi. Militanlar kampların içine girdi. Yermuk'un altı üstüne getirildi. Halid Meşal ve Mahmud Abbas'tan muhalefetle konuşmalarını istedik, fakat hiçbir zaman aracı rolü oynamadılar” diyor.


“Muhalefet, mültecilerin Suriye'den çıkarılmasını istiyor”
 
Konuştuğum kişiler Filistinlilerin Suriye dışına itildiğini söylüyor. Muhalefetin temel amacının bu olduğunu söylüyorlar. Fakat onlara göre, bunu başaramadılar, maruz kaldıkları teröre rağmen Filistinliler Suriye'de kaldı.

Enver Reca, “Muhalefetin Filistinlileri Suriye'den çıkmaya zorlaması, onların yabancı aktörlerin emirleriyle hareket ettiği anlamına geliyor. Mültecilerimizden yalnızca 2-3 bin kadarı Lübnan'a göç etti. İnsanlar, Yermuk kampını işgal edenin Suriye ordusu olmadığını biliyorlar. 700 ila 800 Filistinlinin militanlar tarafından öldürüldüğünü ve onlarcasına işkence edildiğini biliyorlar” diyor.
 
Kendinden emin bir şekilde, “Eğer muhalefet, bazen iddia ettikleri gibi Filistin'i özgürleştirmeyi istiyor olsaydı, Filistinliler ve genel olarak Suriye bu kadar zorda olmazdı” diye ekliyor.
 
Sözlerini destekleyecek bir kanıtı da var. Muhalefet liderlerinden biri, Lübnan'da olduğu gibi Filistinli mültecilerin 72 meslekte çalışmalarının yasaklanmasını önerdi. Bu şekilde Filistinlileri, isyancıları desteklemedikleri için cezalandırmak istiyorlar. Fakat Lübnan'da bu yasaklama, başka bir nedenden ötürü getirilmişti: Filistinliler iç savaşta yer almışlardı.
 
FHKC-GK, muhalefetin Şam'ı on yıllardır İsrail'le dövüşememekle suçlayarak gerçeklerle oynadığını söylüyor.
 
Tahsin el Halebi, “Sovyetler Birliği çökünce, Suriye tek başına kaldı. Fakat politikasını değiştirmedi. Suriye, Bekaa Vadisi'nde Lübnan'ı İsrail'e karşı savundu. 1992 çarpışmalarında 85 MiG savaş uçağını kaybetti. İsrail'i 2000'de Lübnan'dan çıkmaya zorlayan şey buydu, Arap ülkelerinin çabaları değil. Bütün Suriyeliler Lübnan'da İsrail'e karşı savaştı ve hepsi de bu direniş nedeniyle ağır bedel ödedi” diyor.

“Suriye hoşgörüsüz, yeni nesil Müslümanlar tarafından işgal edildi”

 

Filistinlilerin isyancıların eylemleri konusunda negatif fikirleri olmasını tek nedeni, kamplarını yıkmış olmaları değil.


Halebi, şaşkınlık içinde “60 televizyon kanalı şu anda Suriye karşıtı propaganda yayınları yapıyor. İnsanlar bunu izliyor ve gördüğü gibi alıyor. Askeri grupların hepsinin isimleri İslami. Fakat neler olduğuna bir bakın! Cihadçılar Halep yakınlarında Suriyeli şair Ebul Ala el Maarri'nin heykelinin kafasını uçurdu. Ve şimdi bu insanlar gelip, kendilerinin yargıçlar olabileceğine karar verdiler” diye bağırıyor.
 
Suriye'nin, diğer dinlere karşı sıfır hoşgörüsü olan ülkelerin politika yapıcıları tarafından getirilmiş yeni nesil Müslümanlar tarafından işgal edildiğini düşünüyor. Ona göre bu yeni Müslümanlar, Suriye'de daha önce görülmemiş yeni kuralları dayatmaya kalkışıyor.
 
“Eğer Müslümanlar karma nüfusun olduğu ülkelere seyahat etmezlerse, en tuhaf şeylere inanabilir ve en garip şeyleri yapabilir. Kısa süre önce, Filistin davasını desteklemiş ünlü kadın şarkıcı Ümmü Gülsüm'ün heykeline hicab takıldı” diyor gülerek. 

Filistinliler arasında yüzde 10-12 civarında Hristiyanın da olduğunu ve Filistinlilerin diğer mezheplere karşı dostane yaklaştıklarını hatırlatıyor. Suriye'de çok sayıda mezhep olmasına rağmen bugüne kadar hiç mezhep çatışması yaşamamıştı, fakat bugün Suriyeliler, tek bir topluluk tarafından yönetildiklerine inanmaya zorlanıyorlar.

FHKC-GK üyeleri, ülkenin yıkımıyla geçen iki yılın ardından Suriyelilerin, evlerini ve topraklarını terk etmeye zorlanmış Filistinli mültecilerin 65 yıldır yaşadıklarıyla aynı koşullarda yaşadığına inanıyorlar: su yok, elektrik yok, yaşamını idame ettirme olanakları yok.
 
Tahsin el Halebi, “Yıkım ve tahribat her yerde – işte muhalefetin Suriye'ye getirdiği bu. İnsanlara savaşmak için ne öneriyorlar? İstihdam sayıları düşüyor. İdlib'de, Zabadani'de ve 5-6 başka önemli yerde isyancılar ateşkesi kabul etti. Yöneticiler, silahlarını bırakanlara af sözü verdi. Bu, bunu onaylayan insanların rejimi destekledikleri anlamına gelmiyor – sadece savaşa karşı oldukları anlamına geliyor” diye düşünüyor.
 
Bu insanlar, ABD'nin niyetlerinin şeffaf olduğuna inanıyor.
 
Tahsin el Halebi, “Bu, Suriye'ye karşı uluslararası bir komplo. İnsanların Filistin meselesini unutması ve her biri çılgın bir ideolojiye sahip çok sayıda küçük devletin oluşması için bütün araçları kullanıyorlar. Fakat Suriye direniyor” diyor.
 
Enver Reca ise, “Direnen rejim değil, halk. Bu bir kişinin, grubun veya partinin kahramanlığı değil. İnsanlar ve hareketler, yıldızlar gibi önce parlayıp sonra sönerler. Biz Filistinliler, bunu çok iyi biliriz. Bazıları özel olarak, herkesi yapay ışıklarıyla kör etmek üzere yaratılırlar. Fakat er ya da geç, yanılsama kırılacaktır” diye ifade ediyor.
 

Çev: Selim Sezer
 

medyasafak.com