"Siyonistler ABD Kongresi’ni ve Dünya Ekonomisini Kontrol Ediyor"

"Binlerce kitle imha silahıyla yüklü Siyonist topluluğun bu maceraperest davranışları er ya da geç, Üçüncü Dünya Savaşı, yahut İslami kıyamet terminolojisinde Melhame-i Kübra olarak adlandırılabilecek bir savaşı tetikleyecektir."

25.6.2013 12:11:00

Arif Hüseyn

 

Press TV

 

Bir toplumda insani, dini ve kültürel değerler yok olduğu zaman, o toplumun yapısı er ya da geç kapitalizme dönüşür. Bundan sonra cinayet, adaletsizlik, rüşvet, baskı ve işgal, toplumun pratikleri haline gelir.


Bu değerlerden bütünüyle yoksun olan Siyonistler, toplumların en yüksek dini ve insani değerlerini yitirmesi için ellerinden gelen bütün çabayı ortaya koydular. Kapitalizmi yayma yönündeki bu kirli misyonu gerçekleştirmek için, dünya çapında pornografiyi, rüşveti ve faiz temelli bankacılık sistemlerini kullandılar. Toplumları psikolojik olarak işgal etmeye ve onları bir ırkçılık ağı içinde köleleştirmeye devam ettiler. 

Siyonist rejimin siyasi hâkimiyeti 
 

İsrail devleti daha dün, 1948 yılında doğdu. Kısa bir süre zarfında, dünyanın yönetici devleti olan Amerika Birleşik Devletleri'nin Kongre'sini (parlamentosunu) yönetir hale geldi. ABD'de her birey, Siyonistlerin parlamentoyu kontrol ettiğini bilir. Amerika'da Siyonist rejimi eleştiren hiçbir politikacı, siyasi kariyerine devam edemez. 

Bir ülkenin parlamentosunu kontrol etmenin ne anlama geldiğini düşünüyorsunuz? Bu, bir siyasi işgal demektir; bir ülkenin karar alma mekanizmasının kontrolü demektir ve şu anda gerçek karar alıcının işgalci olması demektir. Bazen ABD başkanı çıkıp “bütün seçenekler masada” dediği zaman gülmemi zor tutuyorum, çünkü büyük bir ülkenin başkanının, çok daha zayıf bir devletin sloganlarını dillendirmeye nasıl zorlandığını hissedebiliyorum. 

İsrail Siyonist rejimi, kukla hükümetler yaratma süresi içinde, pek çok Arap ve Arap olmayan hükümeti değiştirmede hayli başarılı oldu. İsrail, demokrasi sloganı altında, kendi politikalarına direnmeye çalışan pek çok hükümeti devirdi ve yerlerine kendi versiyonlarını yerleştirdi. 

Arap Yarımadası'ndaki Suudi Arabistan Krallığı, Katar, Ürdün ve Bahreyn ile, Arap Yarımadası'nın dışındaki Türkiye, Afganistan, Libya, Pakistan ve diğer ülkeler, şimdi Siyonist şemsiye altında duruyor ve masum Filistin halkına yönelik barbarlıklarına karşılık onlara en iyi hizmetlerini sunuyor.  

İsrail'in ekonomik hâkimiyeti


Bugün İsrail'in küresel ekonomiyi kontrol ettiğini herkes bilir. Dünya bankacılık sistemi, doğrudan doğruya Siyonistler tarafından yönetilmektedir. “İsrail için Birleşmiş Hristiyanlar”ın kurucusu ve başkanı, Teksas büyük kilisesi papazı John Hagee'nin kaleme aldığı bir kitapta şunlar yazılıdır:   
 

"Kongre, Amerika'nın ekonomik kaderini kontrol etmez. Bizim ekonomik kaderimiz, FED sistemi tarafından kontrol edilmektedir. FED hiçbir zaman denetlenmemiştir ve şimdi bu ülkede paranın değerini bütünüyle kontrol etmektedir… Hisse sahiplerinin çoğu sözde Doğu Yapısı (Eastern Establishment) üyeleri iken, en büyük dört hisse sahibinin Amerikalı bile olmadığı ve Avrupalı Rothschild ailesinin üyeleri olduğu düşünülmektedir." -- John Hagee, Day of Deception [Aldatma Günü] (Nashville: Thomas Nelson Publishers, 1997) s. 51.


FED sistemi, Siyonistlerin küresel ekonomiye üstünlük sağlamasına olanak vermektedir. Merkez Bankası ABD hükümetine, faiz temelli borç verir. ABD hükümetinden, halkından ve yüzlerce başka ülkeden para toplar ve Siyonist topluluğa gönderir.

Robert A. Heinlein, FED sistemini şöyle tarif eder:

"Her Kongre üyesi, her Senatör, enflasyona neyin neden olduğunu net olarak bilir… ama bunu [FED işlemlerini] durduracak etkili reformları desteklemeyecektir, çünkü bu onun işine mal olabilir."


Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nı kontrol ederler. Dünya ülkelerinin çoğu, Dünya Bankası veya IMF'ye ödemeleri gereken borç yükü altında varlık mücadelesi vermektedir. Bir ülke borçlara esir hale geldikten sonra, Siyonistler bunu kendi siyasi amaçları için kullanır. Buna bazen “para yoluyla köleleştirme” adı verilir. Siyonistler, meşrubattan benzine, ayakkabıdan şapkaya kadar, çokuluslu şirketlerin büyük bölümünü kontrol etmektedir. Yasadışı ve kirli para kazanma yolları üzerinden Siyonistler, yerküre üzerinde bir ekonomik dev hale gelmektedir.

Siyonistlerin maceraperest davranışları, büyük bir savaşı tetikleyebilir
 

İsrail Siyonist rejimi, dünya hâkimiyetini elde etme zihniyetiyle yoluna devam ediyor ve bu yolda karşısına çıkan herhangi bir gücü yok etmeye girişmekten imtina etmeyecektir. İsrail rejiminin bu amacına, kısa tarihinden hareketle varılabilir.

Siyonist rejim siyasi ve ekonomik hâkimiyet kazanmaya ve dünya çapında kukla hükümetler kurmaya çalışarak hangi hedefleri gözetiyor? Bir yandan yerküre çapında kendi hükümet versiyonları çemberini genişletiyor, diğer yandan da stoklarını atom bombaları, termal ve kimyasal bombalarla dolduruyor. Ancak İsrail rejimini egemen bir devlet olarak kabul etmekten hoşlanmayacak bazı hükümetler de bulunuyor.

Şu anda bu hükümetlerin arasında Rusya, Çin, İran, bazı Güney Amerika devletleri ve Suriye bulunuyor. Çin ve Rusya dünyanın ikinci ve üçüncü ekonomik ve askeri güçleri ve İran da Ortadoğu'da büyük bir güç. Bu yüzden Siyonist rejimin dünya çapında hâkimiyetini güvence altına almak için bu cepheyi nasıl yenilgiye uğratabileceği merak edilebilir.  

Evet, şimdiden bu bariyeri kırmaya ve zayıflatmaya başladılar. Siyonistler, bu birleşik cephenin unsurlarını birer birer yenilgiye uğratmak için tarihsel silahları olan vekâlet savaşlarını etkili bir şekilde kullanıyorlar. Bu vekâlet savaşlarını yürütürken, her zaman Vahhabiliği kullanageldiler. Kana susamış Vahhabi ve Selefi “cihadçılar”, efendileri olan Siyonistlerin emri üzerine kafa uçurmaya hazırlar. Suudi Arabistan'ın Siyonist yanlısı müftüleri, efendileri için bu amacı gerçekleştirmek üzere her tür fetvayı vermek için şimdiden kalemlerini doldurdular. 

Suriye içinde olanlar, düşünen beyinleri olan herkes için açık bir kitap gibidir. Bu “cihadçıların” insanlığa karşı işlediği ve işlemeye devam ettiği iğrenç suçlar, insanlık tarihi kitabında hayli yenidir. Bu gruplar, Hazreti Peygamber'in (s.a.a.) sahabelerinin türbelerini hedef almakla, camileri yıkmakla ve din adamlarının birer birer boğazını kesmekle meşgul. Aklının yarısı gitmiş bir kişi bile, bütün bu karmaşanın arkasındaki nedeni anlayabilir. Bu Vahhabi cihadçıların suçları saymakla bitmez, fakat benim buradaki amacım sadece bunların arkasındaki hedefi ve İsrail'in nasıl da bu vekâlet savaşını direniş cephesini kırmak için sürdürdüğünü açığa çıkarmaktır.

Çok benzer bir şekilde, direniş bariyerinin bir diğer müttefiki olan İran'da rejim değişikliği sağlamak için de ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Bunun için de, İran'ın başarılı bir şekilde kontrol ettiği ve baskın hale gelmesini engellediği Vahhabi cihadçı grup Cundullah'ı kullandılar. Şimdi, tamamen sahte bir varsayım olarak İslam Cumhuriyeti'nin nükleer tesislerinden söz ediyor ve topyekûn bir savaş başlatmaya çalışıyorlar. Fakat son derece rasyonel bir devlet olan İran, her tür askeri çatışmadan kaçınıyor. Bununla birlikte yıkıcı ekonomik yaptırımların dayatılması bir savaş eylemidir. MOSSAD ve CIA, aktif bir şekilde, Venezuela'da da kukla bir hükümet kurma girişimi içindeler. Muhalefeti kullanarak karışıklık yaratmaya çalıştılar ve tansiyon halen yüksek. 

Bu durum ilelebet devam edemez ve daha önce izah ettiğim gibi Siyonistler, kesinlikle ortak bir noktaya gelmeyi istemiyorlar. Kısa tarihlerinden görüldüğü gibi, maceraperest tarzda davranıyorlar. İlk günden itibaren komşularına karşı savaşlar yürütmeye başladılar. İşgale ve tahakküme inanıyorlar ve giderek de güçleniyorlar. Binlerce kitle imha silahıyla yüklü Siyonist topluluğun bu maceraperest davranışları er ya da geç, Üçüncü Dünya Savaşı, yahut İslami kıyamet terminolojisinde Melhame-i Kübra olarak adlandırılabilecek bir savaşı tetikleyecektir.
 

Çeviren: Selim Sezer
 

medyasafak.com