slogan
     

ABD’nin Konuşulmasını İstemediği 10 Kimyasal Saldırı

16 Eylül 2013 Pazartesi

ABD emperyalizmi ve siyonizmin kimyasal silahlarla gerçekleştirdikleri katliamların çetelesi...

ABD'nin konuşulmasını istemediği 10 kimyasal saldırı

 

Wesley Messamore

 

Press TV

 

Washington'un sahip olmadığı tek şey Suriye'ye askeri müdahale için yasal izin değil. Ahlaki izne de sahip değildir. Saldırmadan önce daha fazla soruşturma yapılmasını engellemeye meyilli, tetiği çekmeye hazır Batı askeri-endüstriyel blokun Esad'a yönelttiği suçlamalardan çok daha yoğun ve çok daha ölümlü olacak şekilde, masum insanlara karşı kimyasal silah kullanma konusunda uzun bir tarihi olan bir hükümetten bahsediyoruz.  



İşte ABD hükümeti veya müttefikleri tarafından sivillere karşı gerçekleştirilen 10 kimyasal silah saldırısının listesi. 

 

1. ABD Ordusu 1962 – 1971 yılları arasında Vietnam'a 20 milyon galon kimyasal boşalttı
 

Vietnam Savaşı sırasında ABD ordusu, Vietnam'ın ve komşu ülkelerin ormanlarına ve çiftliklerine, çok zehirli portakal gazının da bulunduğu 20 milyon galon kimyasal gaz sıktı, kasıtlı olarak gıda kaynaklarını yok etti, orman ekolojisini bozdu ve yüzbinlerce masum insanın hayatını harap etti. Vietnam'ın tahminlerine göre on yıl süren kimyasal saldırıların sonucu olarak 400 bin kişi öldü veya sakat kaldı, 500 bin bebek kusurlu doğdu ve 2 milyon kişi kanser veya başka hastalıklarından zarar gördü. 2012 yılında Kızılhaç, Vietnam'da bir milyon kişinin portakal gazıyla bağlantılı sakatlıklarının veya sağlık sorunlarının olduğu değerlendirmesini yaptı.  

 

2. İsrail 2008 – 2009'da Filistinli sivillere beyaz fosforla saldırdı 
 

Beyaz fosfor, insan etini kemiklerine kadar eriten korkunç bir yakıcı kimyasal silahtır.
 

2009 yılında aralarında İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Kızılhaç'ın da olduğu pek çok insan hakları grubu, İsrail hükümetinin kendi ülkelerinde sivillere kimyasal silahla saldırdığını rapor etti. Uluslararası Af Örgütü'nden bir ekip, yoğun nüfuslu sivil bölgelerinde bir silah olarak “beyaz fosforun yaygın şekilde kullanıldığına dair tartışma götürmez kanıtlar” bulduğunu iddia etti. İsrail ordusu önce bu varsayımları reddetse de, daha sonra bunların gerçek olduğunu kabul etti.  
 

STK'lardan gelen varsayımlar dizisinin arkasından İsrail ordusu, Gazze'deki bir BM merkezine bile (!) kimyasal saldırı düzenledi. Tüm bu kanıtları Suriye örneğiyle karşılaştırdığınızda ne düşünüyorsunuz? Neden Obama İsrail'i bombalamaya çalışmadı?

 

3. Washington 2004'te Iraklı sivillere beyaz fosforla saldırdı
 

2004 yılında, Irak'ta ABD ordusunun arasında bulunan gazeteciler, Felluce'de Iraklı isyancılara karşı beyaz fosfor kullanıldığını yazmaya başladılar. İlk önce ordu yalan söyledi ve beyaz fosforu sadece sis perdeleri oluşturmak veya hedefleri aydınlatmak için kullandığını söyledi. Daha sonra bu uçucu kimyasalı bir yangın silahı olarak kullandığını kabul etti. O sıralarda İtalyan televizyon kuruluşu  RAI tarafından yayınlanan “Felluce, Gizli Katliam” başlıklı video, ABD hükümetinin bu Irak şehrine nasıl da ayrımsız bir şekilde kimyasal ateş yağdırdığını ve kadınlarla çocukları eriterek öldürdüğünü açığa çıkaran korkunç video görüntüleri ve fotoğraflar ile, Felluce sakinlerinden ve ABD askerlerinden tanıklıklara yer veriyordu.


4. CIA 1988 yılında Saddam Hüseyin'in İranlılara ve Kürtlere karşı gerçekleştirdiği kimyasal silah katliamına yardım etti
 

Şu anda CIA kayıtları, Washington'un İran-Irak Savaşı'nda Saddam Hüseyin tarafından kimyasal silahların (sarin, sinir gazı ve hardal gazı dahil) kullanıldığını bildiğini, ancak Irak ordusuna istihbarat vermeye devam ettiğini, aldığı bilgileri kimyasal silah saldırısı için kullanacağını bildikleri halde Hüseyin'e, İran askerlerinin hareketlerine dair bilgi verdiğini kanıtlıyor. 1988 yılı başlarındaki bir anda Washington Hüseyin'e, savaşın nihai olarak Irak hükümetinin yenilgisiyle sonuçlanmasına yol açacak şekilde, bir İran birliğinin hareketine dair bilgi verdi. Mart ayında, Washington'daki arkadaşlarından cesaret alan Hüseyin, İran birliklerinin işgali altındaki bir Kürt köyüne çeşitli kimyasal maddelerle saldırdı ve büyük çoğunluğu sivil olmak üzere 5 bin kişinin ölümüne, 10 bin kişinin yaralanmasına neden oldu. Takip eden yıllarda komplikasyonlar, hastalıklar ve doğum kusuruları nedeniyle binlerce kişi daha öldü. 

 

5. Ordu 1950'li yıllarda yoksul, zenci St. Louis mahalleleri üzerinde kimyasal testi yaptı 
 

1950'lerin başlarında Ordu, düşük gelirli, ağırlıklı olarak zenci ve sakinlerinin %70'inin 12 yaşın altında olduğu bölgeleri de içeren St. Louis mahallelerinde insanların oturduğu binaların tepesine motorlu havalandırmalar yerleştirdi. Hükümet, mahalle sakinlerine, şehri Rus saldırılarından koruyacak bir sis perdesini denediğini söyledi, ancak gerçekte yüzlerce libre toz çinko kadmiyum sülfür içeren hava pompalıyordu. Hükümet, kimyasal tozda ikinci bir bileşen olduğunu kabul etmektedir, ancak bu bileşenin radyoaktif olup olmadığı gizli kalmıştır. Elbette öyledir. Testler başladığından beri bölge sakinlerinde alarm verici düzeyde kanser vakası görüldü. 1955 yılında Doris Spates, ordunun  1953 – 1954 yılları arasında havayı kimyasal maddelerle doldurmak için kullandığı binalardan birinde doğdu. Babası aynı yıl nedeni bilinmeyen bir şekilde öldü, dört kardeşinin kanserden öldüğünü gördü ve Doris'in kendisi de boyun kanseri tedavisi gördü.

 

6. Polis, 2011'de “Occupy” protestocularına karşı göz yaşartıcı gaz kullandı
 

2011 yılında polisin “Occupy” eylemcilerine karşı kullandığı vahşi şiddet belgelendirildi ve bu şiddet, göz yaşartıcı gaz ile diğer kimyasal sinir maddelerini de içeriyordu. Kimyasal Silah Sözleşmesi uyarınca savaşta düşmana karşı göz yaşartıcı gaz kullanılması yasaktır. Oakland, California'da polis, uluslararası hukukun savaş alanında yabancı savaşçılara karşı uygulanmasını gerektirdiği nezaket ve korumayı sivil protestoculara karşı kullanamaz mıydı?  


7. FBI, 1993'te Waco'da erkeklere, kadınlara ve çocuklara göz yaşartıcı gazla saldırdı 
 

Barışçıl bir topluluk olan Yedinci Gün Müritleri'nin Waco'daki kötü şöhretli merkezinde FBI, içeride kadınların, çocukların ve bebeklerin olduğunu bildiği halde binanın içine göz yaşartıcı gaz attı. Göz yaşartıcı gaz hayli yanabilir nitelikteydi ve ateş alarak binayı aleve verdi ve 49 erkek ve kadın ile, aralarında bebeklerin ve yeni yürümeye başlayan çocukların da olduğu 27 çocuk hayatını kaybetti. Savaş alanında silahlı bir düşman askerine göz yaşartıcı gazla saldırmanın yasak olduğunu hatırlayın. Bir bebeğe göz yaşartıcı gazla saldırmak nasıl bir suçtur?

 

8. ABD ordusu 2003'te Irak'ı zehirli seyreltilmiş uranyuma boğdu  


Irak'ta ABD ordusu çevreyi, zehirli ve radyoaktif bir nükleer atık ürünü olan seyreltilmiş uranyumdan yapılmış binlerce ton cephaneliğe boğdu. Bunun sonucunda 2007-2010 yılları arasında doğan çocuklardan yarıdan fazlası, kusurlu doğdu. Bu kusurlardan bazıları, Pasifik'te nükleer testlerin yapıldığı yerlerin yakınında doğan çocukların fotoğraflarının bulunduğu kitaplar dışında hiç görülmemişti. Kanser ve çocuk ölümleri de Irak'ta büyük bir yükseliş gösterdi. Avrupa Radyasyon Riski Komitesi Bilim Sekreteri Christopher Busby'ye göre “bunlar, Irak nüfusunun genetik bütünlüğünü kesinlikle yok etmiş silahlardır.” Busby, 2012'de Irak'taki sağlık kriziyle ilgili yayınlanan dört rapordan ikisini kaleme aldıktan sonra Felluce'yi, “bugüne kadar incelenen bütün nüfuslar içinde en yüksek genetik hasar oranı bulunan yer” olarak tanımladı.  

 

9. ABD Ordusu 1944 – 1945 yıllarında yüzbinlerce Japon sivili napalm silahıyla öldürdü 
 

Napalm, ABD ordusu tarafından terör silahı olarak kullanılan, hayli yapışkan ve tutuşabilir bir jeldir. 1980 yılında BM, sivil nüfus alanlarına karşı napalm kullanımının savaş suçu olduğunu ilan etmiştir. ABD ordusunun 2. Dünya Savaşı sırasında yaptığı şey tam olarak buydu: Tokyo'ya yapılan tek bir bombalama, 100 bin kişinin ölümüne, bir milyonun yaralanmasına, bir milyon kişiyi de 2. Dünya Savaşı'nın en ölümlü saldırısı sonucunda evsiz kalmasına neden olacak kadar çok napalm maddesi bırakmıştı.   


10. ABD Ordusu 1945'te iki Japon şehrine nükleer bombalar attı
 

Her ne kadar nükleer bombalar kimyasal silah olarak görülmeyebilirse de, ben bunların aynı kategoriye ait olduğunda anlaşabileceğimizi düşünüyorum. Bu bombaların devasa miktarda ölümcül radyoaktif kimyasal maddeler yaydığı kesindir. Tam olarak kimyasal silahlar kadar, hatta belki daha da korkunçturlar ve nitelikleri itibariyle, tek bir amaç için kullanılabilirler: sivillerle dolu bir şehri tümüyle temizlemek. Başka insanlara karşı bugüne kadar bu silahı kullanmış olan tek rejimin, dünyayı tehlikeli hükümetlerin elinde bulunan tehlikeli silahlardan koruma oyunuyla meşgul olması tuhaf görünmektedir. 

 

Çev: Selim Sezer

 

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg