slogan
     

Hizbullah Suriye'den Geri mi Çekiliyor?

4 Kasım 2013 Pazartesi

Hizbullah güçlerindeki muhtemel kısmi azalmaya dair bir diğer gözardı edilen nokta, şimdi sayıca büyümüş olan birleşik Iraklı Şii savaşçıların artık kapsamlı Hizbullah desteğine ihtiyaç duymayacağı olabilir. Hizbullah’ın çekilmesinin grubun Suriye’de sıkıntı çektiği anlamına geldiğini iddia edenler için bu bilakis, daha da kaygı verici bir gelişme olmalıdır.

Hizbullah'ın Suriye'den kısmi çıkışı bir şey ifade eder mi?

 

Philip Smyth

 

The National

 

Bu ayın başlarında İngiliz The Times gazetesinde yayınlanan ve Hizbullah'ın Suriye'deki kaydadeğer miktarda gücünü geri çektiğini iddia eden makalenin arkasından sosyal medyada, bunun Lübnan'daki İran destekli Şii İslamcı grubun daha büyük bir çekilişinin başlangıcı, hatta yenilgisinin işareti olabileceği yönünde fısıltılar ortaya çıktı. Tablet gazete, “Eğer doğruysa bu kayma, ‘buradaki işimiz bitti' anlamında da değerlendirilebilir” diye ekledi. Ancak Hizbullah'ın müdahil olma düzeyinde gerçek bir azalma yönündeki ümidi ifade eden bu açıklamalar, grubun Suriye'ye müdahil olması hakkındaki pek çok kurulu gerçekle çelişiyor. Herhangi bir geri çekilme, grubun Suriye'nin kontrolü için verilen savaştaki amaçlarından vazgeçtiğini pek de göstermez.

 

Kaydadeğer bir geri çekilme, bir yenilgi sembolünden ziyade, Suriye'ye açık bir şekilde müdahil olarak geçen en ağır dönemin – kabaca, Nisan-Eylül arasında kalan, Hizbullah'ın özellikle Mayıs ayında ve Haziran başlarında yoğunlaştığı dönemin – sona erdiğinin ve savaşın başka yönlere kaydığının işareti olabilir. Daha açık göstergelerden biri, cephe hatlarının çok daha statik hale geldiği ve pek çok kilit önemdeki bölgenin sağlam bir şekilde rejim güçlerinin kontrolüne geçtiğidir.

 

Makelelerde sıklıkla “10 bin Hizbullah savaşçısının” Suriye'de aktif olduğu aktarılmaktadır. Açık olgusal şerhler olsa da pek çok gözlemci bu rakamı telaffuz etmekte ve bunun, bu sayıda savaşçının daimi olarak orada bulunması anlamına geldiğini düşünmektedir. Gazeteciler ve analistler tarafından aktarıldığı üzere bu rakamlar gerçekte, grubun herhangi bir zamanda Suriye'de savaşmış olabilecek toplam savaşçılarına dair tahmini sayıdır. Hizbullah farklı aralıklarla savaşçılarını Suriye'ye sokmuş ve ülkeden çıkarmıştır. En fazla bilgi sahibi araştırmacılara göre, herhangi bir verili anda Suriye'de bulunan savaşçıların sayısı 3 bin ila 5 bin civarındadır. Ülkeye giden Hizbullah üyelerinin sayısı, grubun kullanılmayan bazı ihtiyat kuvvetlerinin de gerçek dünyada savaşma deneyimi edinmek üzere Suriye'de savaşabileceğinin ortaya konmasından sonra yukarı çıkarılmıştır.

 

Hizbullah'ın gerçekten de Suriye içinde yoğun bir şekilde konuşlanmasının ender olduğunu hatırlamak gerekir. Tersine, grup temel olarak, Esad yanlısı mızrağın sivri ucu işlevi görebilecek, aşırı derecede eğitimli, donanımlı ve motive savaşçılardan oluşan bir “çekirdek güç” işlevi görmüştür. Çekirdek güçler küçük sayıları gerektirir, ancak daha büyük, daha az eğitimli güçlere çoğu zaman savaşma isteği verir. Mayıs-Haziran aylarındaki Kuseyr savaşı sırasında Hizbullah'ın Suriye ordusu birimlerine verdiği destek, savaşın seyrini değiştiren anahtar işlevi görmüştür.

 

Suriye'de savaşan çok sayıda yeni açıklanmış, yabancı kadrolu Şii milis örgütleriyle birlikte, İran destekli Iraklı Şii İslamcı örgütlerin içinde yer aldığı operasyonlar kamuoyunda daha fazla bilinir hale geldi. Bu gruplardan savaşçılar, Hizbullah ve İran'ın İslam Devrimi Muhafızları ordusuyla birlikte yaygın eğitim çalışmalarına katıldı. Daha önemlisi bu gruplar  çoğu zaman, Hizbullah'ın saha komutanlarının liderliği altındalar.

 

Geçen yıl, bu milis grupları ilk kez oluşturulduğu zaman, pek çok Iraklı Şii savaşçı grubun çekirdeki güçlerini teşkil eden, az sayıda eğitimli Hizbullah üyesiydi. Daha az eğitimli olan Iraklı savaşçılar bundan sonra, deneyimli Hizbullah komutanlarıyla birlikte çalışabilir ve savaş koşullarına aşinalık kazanabilir hale geldi.

 

Bir yıldan daha uzun bir zaman sonra bu Iraklı birimler savaşta pişmiş hale geldi ve Suriye çapında faaliyet göstermeye başladı. Deraa, Halep, Şam ve buraların periferileri gibi çok farklı bölgelerin hepsi, Iraklı Şii İslamcı milislerin konuşlanmasına tanık oldu.

 

Hizbullah güçlerindeki muhtemel kısmi azalmaya dair bir diğer gözardı edilen nokta, şimdi sayıca büyümüş olan birleşik Iraklı Şii savaşçıların artık kapsamlı Hizbullah desteğine ihtiyaç duymayacağı olabilir. Hizbullah'ın çekilmesinin grubun Suriye'de sıkıntı çektiği anlamına geldiğini iddia edenler için bu bilakis, daha da kaygı verici bir gelişme olmalıdır. Ancak Hizbullah bu Iraklı birimlerin yanında savaşmaya devam etmektedir.

 

Hizbullah'ın daha az savaşçıyı mı konuşlandırdığı, yoksa bir kısmını geri mi çektiğinden bağımsız olarak grup, Suriye'de süregiden bir savaş rolünü ortaya koymuştur.

 

Hizbullah'ın Suriye'deki pek çok cepheye müdahil olması aynı zamanda, herhangi bir gücün yeniden konuşlandırılmasının daha az temel birimi içerdiğini göstermektedir. Eylül ayı boyunca örgütün yarı resmi sosyal medya sayfalarında bir dizi taahhüt aktarıldı. Eylemlerinden bazıları Şam'ın etrafındaki kırsal alanlardaki saldırıları ve aktarıldığına göre Malula yakınlarında isyancı güçlerin pusuya düşürülmesini de içeriyordu.

 

Suriye'de öldürülen Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze törenleri de devam ediyor. Hizbullah komutanı olduğu aktarılan İmad Gazali, 29 Eylül günü grup tarafından toprağa verildi.

   

Bundan üç gün sonra Ali Nasireddin'in şehadeti duyuruldu. Nasireddin'in cenazesinden bir haftadan az bir zaman sonra Güney Lübnan'daki Deir Kifa kasabasında, Suriye'de hayatını kaybeden bir diğer Hizbullah savaşçısı olan Ali Na'ame Hac Ali için cenaze töreni düzenlendi. 12 Ekim günü iki Hizbullah üyesinin daha şehadeti açıklandı. Bunun anlamı, Hizbullah'ın halen savaş içinde aktif olduğudur.

 

Mevcut jeopolitik manzara, birkaç ayın sonunda bu planlansa bile, grubun belirgin miktarda gücü temel bölgelerden çekmesine izin vermiyor.

 

Eğer bunu yaparlarsa, Suriyeli isyancılar intikam düşüncesiyle Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nde Hizbullah'ın yanıbaşında olabilir. Özellikle 15 Ekim'de Beyrut'un güneyindeki Hizbullah kontrolündeki Dahiye banliyösünde yeni bir bombalı aracın ortaya çıkarılmasından sonra bu gerçeklik, Hizbullah planlayıcılarının aklındadır. İsyancı saldırılarının yeniden başlamayacağı kesin hale gelmeden güçlerini kaydırmak, onlar için zor olacaktır.

 

Suriye'deki savaş devam edecektir ve Hizbullah'ın savaşa müdahil olma düzeyi indirilemez. Daha küçük güçler daha az etki yapmak zorunda değildir. Bu güçler şimdiden, Esad rejimine destek veren belirleyici bir takviye güç teşkil etmişlerdir. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, “kutsal zafer” kazanılıncaya kadar Hizbullah'ın Suriye'ye savaşçı göndermeye devam edeceğini söyledi. Kalamun'da Hizbullah'ın da içinde yer alacağı yeni bir hücumun başlatılabileceği aktarılmaktadır ve Suriye de bu sözü vurgulamaktadır. Rakamlar bir yana, savaş devam ediyor.

 

Phillip Smyth, Maryland Üniversitesi'nde araştırmacıdır. Lübnan ve Suriye'ye odaklanan araştırmacının uzmanlık alanı Suriye'deki Şii milislerdir.

 

Çev: Selim Sezer

 

medyasafak.com



 

Öne Çıkan Haberler

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg

ÖZEL: FHKC Siyasi Büro Başkanı Semir Loubani, Filistin

C7rqqs3XQAEqSTZ.JPG

ÖZEL: Enis Nakkaş Medya Şafak'a konuştu

thumbnail_17424786_10155120138019666_3732111168710872410_n.jpg