slogan
     

Kırım: Putin’in zaferi / Şimdi çatışma doğuya, “Yeni Rusya”ya yöneliyor

1 Nisan 2014 Salı

İki bağımsız ifşaat, Kiev darbesinde ABD’li neo-con’ların rolünü aydınlattı. Max Blumenthal ve Rania Khalek, son aylardaki Rus karşıtı kampanyanın (eşcinsel protestoları, Wahl meselesi, vs.), Victoria Nuland’ın eşi Robert Kagan’ın başında olduğu Siyonist Neo-con PNAC (şimdiki adıyla FPI) tarafından organize edildiğini gösterdi.

Kırım: Putin'in zaferi

 

Şimdi çatışma doğuya, “Yeni Rusya”ya yöneliyor

 

Israel Shamir

 

Global Research

 

 

Hiç kimse olayların bu denli nefes kesici bir hızla ilerlemesini beklemiyordu. Ruslar acele etmedi; Kahverengi fırtına birlikleri Kiev'i fethederken kenarda durup izledi ve ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Bayan Victoria Nuland ile arkadaşı Yatsenyuk (“Yats”) birbirlerinin sırtını sıvazlayıp hızlı gelen zaferleri nedeniyle birbirlerini tebrik ederlerken duruma bakmakla yetindi.  

 

Devlet Başkanı Yanukoviç paçayı kurtarmak için Rusya'ya kaçtığında izlediler. Kahverengi çeteler Rusça konuşan Güneydoğu bölgesini tehdit etmek üzere doğuya doğru hareket ettiği zaman izlediler. Hapisten yeni çıkan Bayan Timoşenko, Rusya'yla olan anlaşmaları iptal etme ve Rusya'nın Karadeniz Filosu'nun Sivastopol'daki ana limanından kovma yemini ettiği zaman sabırla dinlediler.

 

Yeni hükümet, Doğu eyaletlerini yönetmek üzere oligarklar atadığı zaman oralı olmadılar. Ukraynalı okul çocuklarına “Bir Rus'u kalın bir dala asın” şarkısı söylettirildiği, yahut oligark vali yardımcısı Kırım'da sükunet sağlandıktan sonra Doğu'daki memnuniyetsiz Rusları asma sözü verdiği zaman da tepki göstermediler. Bu çok önemli olaylar birbiri ardınca gerçekleşirken, Putin sessiz kaldı.

 

Bay Putin fazla soğukkanlı biri. Bu yazar da dahil olmak üzere herkes onun, Ukrayna'nın çöküşü hakkında fazla ilgisiz olduğunu düşünüyordu. O ise sabırla bekliyordu. Ruslar birkaç yavaş ve mütereddit, neredeyse kaçamak denebilecek adım attı. Rusya'nın uluslararası bir anlaşmaya (tıpkı ABD savaş gemilerinin Bahreyn karasularına demir atmasını sağlayan anlaşma gibi) dayanarak Kırım'a yerleştirdiği savaş gemileri, Kırım'ın havaalanlarının ve bariyerlerinin güvenliğini sağlıyor, (Öz Savunma Güçleri denilen) Kırım milis gönüllülerine gerekli desteği sunuyor, ancak gizli kalıyordu. Ardından Kırım parlamentosu özerkliğini beyan etti ve bir ay içinde bir referandum sözü verdi. Ve birden bire herşey gerçekten hızlı ilerlemeye başladı!

 

Referandum 16 Mart Pazar gününe çekildi. Gerçekleşmesinden bile önce Kırım Parlamentosu Kırım'ın bağımsızlığını ilan etti. Referandum sonucu çarpıcıydı: katılımcıların %96'su Rusya'ya katılma lehinde oy verdi; ayrıca alışılmamış derecede yüksek bir katılım oranı - %84 – gerçekleşti. Sadece etnik Ruslar değil, etnik Ukraynalılar ve Tatarlar da Rusya'yla yeniden birleşme lehinde oy kullandı. Rusya'da yapılan simetrik bir anket, liberallerin korku tellallığına (“bunun çok maliyeti olur, yaptırımlar Rusya ekonomisini yok edecektir, ABD Moskova'yı bombalayacaktır” diyorlardı) Kırım'la yeniden birleşmeye verilen halk desteğinin %90 seviyesinde olduğunu gösterdi.

 

Bundan sonra uzmanların ve konuşan kişilerin çoğu, durumun uzun bir süre askıya alınmasını bekliyordu. Bazıları Putin'in muhtemelen Kırım'ın bağımsızlığını tanıyacağını, fakat Ağustos 2008'deki Tiflis savaşından sonra Osetya ve Abhazya konusunda yaptığı gibi, nihai statüsünü geciktireceğini düşünüyordu. Başkaları, özellikle de Rus liberalleri, Putin'in Ukrayna'daki Rus varlıklarını kurtarmak için Kırım'ı kuşatacağına inanmıştı.

 

Fakat Putin, Rus atasözünü doğruladı: Ruslar atlarına eyer vurmayı ağırdan alır, fakat atın üzerinde müthiş hızlı gider. Putin Kırım'ın bağımsızlığını [17 Mart] Pazartesi günü, referandum sonuçları üzerindeki mürekkep kurumadan tanıdı.  Ertesi gün, Rusya'nın bütün önde gelen devlet adamlarını ve parlamenterlerini Kremlin'deki en büyük, en şerefli ve zarif salon olan St George salonunda topladı, salona İmparatorluk şerefini iade etti ve Rusya'nın, Kırım'ın yeniden birleşme kararını tanıdığını ilan etti. Konuşmasından hemen sonra Kırım ve Rusya arasında anlaşma imzalandı ve yarımada, Komünist Parti lideri Kruşev'in onu Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti'ne verdiği 1954 tarihinden önce olduğu gibi Rusya'ya geri döndü.

 

Bu, bir araya getirilen politikacılar ve evde konuşmayı canlı olarak izleyen insanlar için büyük gurur yaşatan bir olaydı. Geniş St George salonu Putin'i geçmişte hiç olmadığı kadar, neredeyse ABD Kongresinin Netanyahu'yu alkışladığı gibi sesli ve güçlü bir şekilde alkışladı. Ruslar inanılmaz bir gurur duydu: onlar hâlâ, ülkelerinin bölündüğü 1991 senesindeki incitici yenilgiyi hatırlıyorlar. Kırım'ın yeniden kazanılması onlar için harika bir geri dönüş oldu. Rusya çapında, özellikle de neşe içindeki Kırım'da bu yeniden birleşme şerefine kutlamalar yapıldı.

 

Tarihçiler bu olayı 1870'de, Kırım Savaşı'nın Rusya'nın yenilgiyle sonuçlanmasından ve muzaffer Fransa ve Britanya tarafından Kırım'daki Rus haklarına büyük sınırlamaların getirilmesindne yirmi yıl sonra, Rusya üzerindeki Rus egemenliğinin yeniden tesis edilmesiyle karşılaştırıyorlar. Şimdi Karadeniz Filosu yeniden özgürce gelişebilecek ve yol alabilecek, böylelikle bir sonraki turda Suriye'yi savunabilecektir. Her ne kadar Ukraynalılar deniz tesislerini çiğneyip en gelişmiş Balaclava denizaltı limanını tahrip etse de, potansiyel burada.

 

Bu kaybedilen toprak parçasını geri kazanmanın hazzının yanısıra, düşmana galip gelmenin ilave hazzı da vardı. Amerikalı neo-con'lar Ukrayna'daki darbeyi düzenlemiş ve memnuniyetsiz ülkeyi yıkıma götürmüştü, fakat bu kırılmanın ilk elle tutulur meyvesi Rusya'ya gitti. 

 

O sırada yeni bir Yahudi fıkrası ortaya çıktı:

İsrail Cumhurbaşkanı Perez, Rusya Devlet Başkanı'na sormuş:

-          Vladimir, sen Yahudi kökenli misin?

-          Putin: Sana bunu düşündüren nedir Şimon?

-          Peres: ABD'nin Kırım'a, Rusya'ya gönderilmek üzere beş milyar dolar ödemesini sağladın. Bu, bir Yahudi için bile çok cesurca!

 

Beş milyar dolarla kastedilen, Victoria Nuland'ın Ukrayna'nın demokratikleştirilmesi (bunu “istikrarsızlaştırılması” diye okuyun) için  gönderildiğini kabul ettiği paradır. Başkan Putin, yenilginin pençesinden bir zafer kopardı ve ABD hegemonyası bir geri tepme yaşadı.

 

Ruslar, BM'deki daimi temsilcileri Vitali Çurkin'in, Samantha Power'ın saldırı denebilecek tutumu karşısındaki duruşunun hoşnutluğunu yaşadılar. İrlanda doğumlu ABD temsilcisi, yaşı ilerlemiş gri saçlı Rus diplomatına bedenen saldırarak yaklaşıp “Rusya yenildi (herhalde 1991'i kastediyordu) ve sonuçlarına katlanmalı… Rusya nükleer silahlarıyla ABD'ye şantaj yapıyor” derken Çurkin ondan ellerini üstünden çekmesini ve ağzından köpük çıkarmaya son vermesini istedi. Bu olay, ikili arasındaki ilk düşmanca karşılaşma değildi: bir ay önce Samantha bir Pussy Riot ikilisini ağırladığı zaman Çurkin onun gruba katılması ve bir konser turnesine çıkması gerektiğini söyledi.

 

İki bağımsız ifşaat, Kiev darbesinde ABD'li neo-con'ların rolünü aydınlattı. Max Blumenthal ve Rania Khalek,  son aylardaki Rus karşıtı kampanyanın (eşcinsel protestoları, Wahl meselesi, vs.), Victoria Nuland'ın eşi Robert Kagan'ın başında olduğu Siyonist Neo-con PNAC (şimdiki adıyla FPI) tarafından organize edildiğini gösterdi. Neo-con'ların bütün yollarla Rusya'yı yıkmaya kararlı olduğu, Avrupalıların ise çok daha esnek olduğu görülüyor. (Doğru, ABD birlikleri hâlâ Avrupa'da konuşlanmış durumda ve eski kıta, istediği kadar özgür hareket edemiyor). 

 

İkinci ifşaat, devlet başkanı gibi Rusya'ya kaçan Ukrayna Gizli Servisi (SBU) şefi Alexander Yakimenko ile yapılan bir röportajdı. Yakimenko, şimdiki güvenlik baronu  Andriy Parubiy'i, Amerikalılarla bir anlaşma yapmakla suçladı. Buna göre Parubiy, Amerikan talimatlarıyla silahlar temin etti ve birkaç saat içinde 70 kişiyi öldüren keskin nişancılar getirdi. Onlar hem toplum polisi üyelerini, hem de protestocuları öldürdü.  

 

SBU şefinin söylediğine göre Kiev'de ABD'li Neo-con liderliğinde  gerçekleşen komplo, Avrupalıların Devlet Başkanı Yanukoviç'le uzlaşmaya varma girişimini hedef alıyordu. Hemen hemen bütün noktalarda anlaşılmıştı, fakat Bayan Nuland anlaşmayı bozmak istiyordu ve – birkaç keskin nişancının yardımıyla – bunu başardı.

 

Bu keskin nişancılar Kırım'da bir kez daha kullanıldı: bir keskin nişancı, bir Ukrayna askerini vurdu ve öldürdü. Kırım özsavunma güçleri bunun peşine düştüğünde keskin nişancı onlara da ateş açtı, birini öldürdü ve birini yaraldı. İzlenen yol aynı: keskin nişancılar bir yanıtı provoke etmek için ve hızla bir çatışmanın başlaması umuduyla kullanılıyor.

 

Novorossia

 

Kırım kolay bir zafer olsa da, Ruslar başarıyla bitirmiş olmanın uzağındalar. Şimdi çatışma, Ukrayna anakarasının doğu ve güneydoğu eyaletlerine, 1917 komünist devrimi öncesinde Novorossia (Yeni Rusya) denilen bölgeye doğru kaydı. Alexander Solzhenitsyn son yıllarında Ukrayna'nın mahvının, Lenin'den önce hiçbir zaman Ukrayna'ya ait olmamış sanayi bölgelerine – Rusça konuşulan Novorossia'ya – aşırı yüklenmesinden geleceğini öngörüyordu. Bu öngörünün gerçekleşmesi muhtemel.  

 

Orada kim kiminle savaşıyor? Bunun Ruslarla Ukraynalılar arasında bir aşiret çatışması olduğunu düşünmek ciddi bir hatadır. Sevgili Pat Buchanan “Vladimir Putin, kendisini Rusya'nın hamisi olarak gören ve ülke dışındaki Ruslara, İsrail'in ülke dışındaki Yahudilere baktığı gibi bakan, güvenliğini kendi meşru kaygısı olarak gördüğü bir halk olarak bakan bir kan ve toprak, mihrap ve taht etnik milliyetçisidir” derken bu hatayı yapıyordu. Hiçbir şey gerçeklikten bu kadar uzak olamaz: belki sadece Putin'in, Rusya imparatorluğunu yeniden kurmaya niyetli olduğu şeklindeki tuhaf iddia bununla yarışabilir.

 

Putin kesinlikle (Rusya'nın komünistlerini ve milliyetçilerini hayli üzse de) bir imparatorluk kurucusu değil. Kırım'ın kontrolünü hızlı bir şekilde ele geçirmesi bile Kırım halkının güçlü iradesinin ve Kiev rejiminin küstahça saldırganlığının onu zorladığı bir eylemdi.  Putin'in bu kararı almayı tercih etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Fakat karar verdiği zaman eyleme geçti.

 

Buchanan'ın etnik milliyetçi iddiası daha da hatalı. Rusya'nın etnik milliyetçileri, Putin'in düşmanları; onlar Ukraynalı etnik milliyetçileri destekliyor ve Moskova'daki sokak gösterilerinde Yahudi liberalleriyle birlikte yürüyor. Etnik milliyetçilik, İngilizlere ne kadar yabancıysa Ruslara da o kadar yabancıdır. Bir Galler veya İskoç milliyetçisiyle karşılaşmayı bekleyebilirsiniz, fakat bir İngiliz milliyetçisi, doğal olmayan, ender bir durumdur. İngiliz Savunma Birliği bile Siyonist bir Yahudi tarafından kurulmuştur. Benzeri bir şekilde bir Ukrayna veya Belarus veya Kazak milliyetçisi bulabilirsiniz, fakat pratikte hiçbir zaman bir Rus milliyetçisi bulamazsınız.  

 

Putin, milliyetçi olmayan bir Rus dünyasının taraftarı ve savunucusudur. Fakat Rus dünyası nedir?  

 

Rus Dünyası

 

Ruslar, Moğollardan Karellere, Yahudilerden Tatarlara kadar çeşitli arka planlara sahip, pek çok etnik birimi kucaklayan geniş bir alanda yaşıyorlar. 1991'e kadar (Sovyetler Birliği denilen, daha öncesinde ise Rus İmparatorluğu denilen) daha da büyük bir ana karada yaşıyorlardı; burada Rusça lingua franca [geçer ortak dil- ç.n.] ve yurttaşların çoğunluğunun günlük kullandığı dildi. Ruslar bu devasa imparatorluğu bir arada tutabiliyorlardı, çünkü ayrımcılık yapmıyorlardı. Ruslar, daha küçük Doğu Avrupa ülkelerinde ne ölçüde böyle olduğu bilinmese de, Han Çinlileri gibi, yahut Jön Türklerin ve Atatürk'ün ortaya çıkışından önce Türkler gibi, diğer büyük Doğu İmparatorluğu milletleri gibi şaşırtıcı derecede aşiret dışı bir topluluktur. Ruslar komşularını asimile etmemiş fakat kısmen kültür aşılamış, onlar için Rus dili ve kültürü dünyaya açılan kapı olmuştur. Ruslar, kendilerinin aleyhine olsa da, bu çeşitlilikten memnun oldukları için onların yerel kültürlerini korumuş ve desteklemiştir.

 

1991'den önce Ruslar, evrenselci hümanist bir dünya görüşünü savunuyorlardı; milliyetçiliğin her türlüsü, öncelikle de Rus milliyetçiliği pratikte yasaklanmıştı. Hiç kimse etnik kökeni nedeniyle baskı veya ayrımcılığa maruz kalmazdı (evet Yahudiler şikayet ediyordu, ama onlar hep şikayet ederler). Sovyet cumhuriyetlerinde bir düzeyde pozitif ayrımcılık vardı, örneğin bir Tacik, bir Rusa veya bir Yahudiye nazaran, Tacik cumhuriyetinde tıp eğitimi alma konusunda önceliğe sahip olurdu ve Parti'de ve politikada merdivenleri daha hızlı çıkardı. Aralık hâlâ küçüktü.

 

1991'den sonra, Rusya ve Belarus hariç olmak üzere bütün eski Sovyet cumhuriyetlerinde dar ve etnik milliyetçi bir dünya görüşü, bu evrenselci dünya görüşüne meydan okudu. Rusya, her ne kadar artık bir Sovyet değilse de, kendi evrenselciliğini korudu. Cumhuriyetlerde, Rus kültürüne sahip olan kişiler sert ayrımcılıklara maruz kaldı; çoğu yerde işlerinden atıldı, en kötü örneklerde sürgün edildi veya öldürüldü. Bu cumhuriyetlerde doğmuş olan milyonlarca Rus, mülteci haline geldi; onlarla birlikte Rus evrenselci kültürünü “kendi” milliyetçi ve dar kültürlerine tercih eden milyonlarca Rus olmayan kişi de Rusya'ya gitti. İşte bu yüzden modern Rusya'da milyonlarca Azeri, Ermeni, Gürcü, Tacik, Letonyalı ve cumhuriyetlerden gelen daha küçük etnik gruplardan gelen kişiler bulunuyor. Diğer yandan, ayrımcılığa rağmen, milyonlarca Rus ve Rus kültüründen insan, atalarının kuşaklar boyunca yaşadığı cumhuriyetlerde kaldı ve buralarda Rus dili, milliyetçi olmayan bütün güçler için ortak bir zemin haline geldi.

 

Eğer Pat Buchanan'ın yaptığı gibi İsrail'le bir karşılaştırma yapmak gerekirse, İsrail'in “etnik azınlıklara” ayrımcılık ve baskı yapma modelini izleyen Ukrayna, Gürcistan, Özbekistan ve Estonya'dır; Rusya ise Batı Avrupa'nın eşitlik modelini izlemektedir.  

 

Fransa Oksitanya'ya karşı

 

Rusya-Ukrayna sorununu anlamak için, durumu Fransa'yla karşılaştırın. Ülkenin Kuzey ve Güney Fransa diye bölündüğünü, Kuzey'in Fransa adını koruduğunu, Güney Fransa'nın ise kendisine “Oksitanya” adını verdiğini, halkına “Oksitanlar”, dillerine “Oksitanca” denildiğini hayal edin. Oksitanya hükümeti, halkı Provence dili konuşmaya Frederic Mistral'ın şiirlerini ezbere öğrenmeye ve çocuklarına, 1220 yılındaki Albigeois Haçlı Seferi'nde güzel ülkelerini işgal eden Fransızlardan nefret etmeyi öğretmeye zorlayacaklardır. Fransızlar sadece dişlerini gıcırdatacaklardır. Şimdi de, yirmi yıl sonra Oksitanya'daki iktidarın, “800 yıllık Frank tahakkümünü” silmeye yönelmiş ve Victor Hugo'nun ve Albert Camus'nün dilini konuşmayı tercih edenlere karşı ayrımcılık yapma meylinde olan insanlar tarafından şiddet yoluyla ele geçirildiğini hayal edin. Bunun sonucunda Fransa, en azından mülteci akışını yavaşlatmak amacıyla müdahale etmeye ve ve Fransızca konuşanları korumaya zorlanacaktır. Muhtemelen Güney'de, Marsilya ve Toulon'un Fransızca konuşan halkı, Normandiya göçmenleri olmamalarına rağmen “kendi” hükümetlerine karşı Kuzey'i destekleyecektir.

 

Putin sadece etnik Rusları değil, bütün Rusça konuşanları, Gagavuzlar ve Abhazlar gibi  bütün etnik azınlıkları destekliyor. Rus Dünyası'nı, onun korumasını isteyen ve buna ihtiyaç duyan bütün Rusça konuşanları savunuyor. Bu Rus Dünyası son kertede Ukrayna halkının önemli bir bölümünü, belki de çoğunluğunu, etnik Rusları, Yahudileri, Novorossia ve Kiev'deki küçük etnik grupları ve etnik Ukraynalıları kapsıyor.

 

Rus dünyası çekiciydi ve hâlâ çekici. Yahudiler, Ştetl ve Eskenazi dillerini unuttukları için mutlulardı; en iyi şairleri olan Pasternak ve Brodsky Rusça yazmıştı ve kendilerini Rus olarak görüyorlardı. Ancak bazı küçük şairler kendilerini ifade etmek için Eskenazi dilini kullanmaya devam etti. Ukraynalılar da, ülke içinde uzun süre kendi lehçelerini kullansalar da, edebiyat için Rusçayı kullanıyordu. Ukrayna kökenli büyük Rus yazar Nikolay Gogol Rusça yazdı ve Ukrayna lehçesinin edebi kullanımına karşıydı. Yerel dili yaratıcı sanat için kullanan, Taras Şevşenko ve Lesya Ukrainka gibi birkaç romantik figür vardı.

 

Solzhenitsyn şunları yazmıştı: “Etnik Ukraynaılar bile Ukraynaca bilmiyor ve kullanmıyor. Ukrayna hükümeti, bu dilin kullanımını arttırmak için Rus okullarını yasaklıyor, Rus TV'sini yasaklıyor, kütüphanecilerin bile okuyucularıyla Rusça konuşmasına izin verilmiyor. Ukrayna'nın bu Rus karşıtı pozisyonu, tam da ABD'nin Rusya'yı zayıflatmak için istediği şey.”

 

Putin, Kırım'la ilgili konuşmasında, Rus dünyasını – Ukrayna'daki her yeri – emniyet altına almak istediğini vurgulamıştı. Novorossia'da bu ihtiyaç çok keskin, zira halkla Kiev rejiminin gönderdiği çeteler arasında her gün çatışmalar gerçekleşiyor. Her ne kadar Putin henüz  (Solzhenitsyn'in ve genel Rus hissiyatının aksine) Novorossia'nın kontrolünü ele almak istemiyor olsa da, Kırım'da olduğu gibi buna zorlanabilir. Bu büyük kaymayı önlemenin bir yolu bulunuyor: Ukrayna yeniden Rus dünyasına katılmalıdır. Ukrayna, bağımsızlığını korurken, Rusça konuşan yurttaşlarına tam eşitlik sunmalıdır. Rusça'nın heryerde kullanılmasına yönelik Rusça eğitim veren okullara, bu dilde yayın yapan gazetelere, televizyonlara sahip olabilmelidir. Rus karşıtı propaganda kesilmelidir. NATO'ya katılma fantezileri de öyle.

 

Bu, olağandışı bir talep değildir: ABD'deki Latino'ların İspanyolca konuşmalarına izin veriliyor. Avrupa'da, dillerin ve kültürlerin eşitliği sine qua non [olmazsa olmaz –ç.n.] niteliktedir. Bu haklar sadece eski Sovyet cumhuriyetlerinde – sadece Ukrayna'da değil, aynı zamanda Baltık cumhuriyetlerinde – çiğnenmiştir.   Yirmi yıldır, Baltık devletlerinde Rusça konuşanlar (bunların çoğu etnik Rus değildir) ayımcılığa uğradığında Rusya çok zayıf itirazlarda bulundu. Bunun değişmesi muhtemeldir. Litvanya ve Letonya, Rus karşıtı pozisyonlarının bedelini, Rusya'yla olan kârlı transit ticaretlerini kaybederek ödedi. Ukrayna, Rusya için çok daha önemli. Şimdiki rejim değişemezse (ki bu çok muhtemel değil), bu gayrimeşru rejim Ukrayna halkı tarafından değiştirilecektir ve Rusya, iktidardaki suçlu unsurlara karşı, koruma sorumluluğunu kullanarak hareket edecektir. 

 

Etnik kökenlerinden bağımsız olarak Ukrayna halkı muhtemelen Putin'le ortaklaşacaktır. Nitekim Kırım referandumunda, Ruslarla birlikte Ukraynalılar ve Tatarlar da en masse (kitle halinde – ç.n.) aynı yönde oy kullandı. Bu pozitif bir işarettir: ABD'nin aksi yöndeki çabalarına rağmen, Ukrayna'nın doğusunda etnik bölünme olmayacaktır. Karar zamanı hızla geliyor: bazı uzmanlar, Mayıs sonu itibariyle Ukrayna krizinin geride bırakılmış olacağını ileri sürüyor.

 

Çev: Selim Sezer

 

medyasafak.com

 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg