slogan
     

Akademisyen: İran-Çin-Rusya ittifakı, ABD’nin kâbusu

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Sonuçlardan biri Çin ve Rusya arasında varılan, 30 yıllığına geçerli olacak olan ve 400 milyar dolar değerindeki büyük doğalgaz anlaşması oldu ve iki ülkenin ABD dolarını by-pass edecekleri söyleniyor. ABD adımlarını yanlış mı hesapladı?

 

Press TV

 

Press TV, Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Fuad İzadi ile, Çin'in Rusya ve İran'ı da içeren yeni bir Asya güvenlik işbirliği yapısına gidilmesi yönündeki çağrısı hakkında bir röportaj yaptı.

 

Aşağıda bu röportajın yaklaşık bir çözümlemesi sunulmaktadır.

 

Press TV: Burada bir konferans düzenlendi ve yeni bir ittfak görüyoruz.

 

Şundan bahsetmek istiyorum: Çin devlet başkanı, bir bölgesel grup temelinde yeni bir Asya güvenlik işbirliği yapısının kurulması çağrısı yaptı ve Rusya ve İran'ı da bunun içine dahil etti. Çin devlet başkanının bu açıklamasını duyduğunuz zaman ilk tepkiniz ne oldu?

 

İzadi: Evet, ben Çinlilerin, ABD'nin onların işlerine karışmasından yorulduklarını düşünüyorum. Ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri bir taraftan Çin'den para alırken bir taraftan da Çin'e baskı yapıyor ki bu, epey tuhaf bir durum.

 

Biliyorsunuz daha dün Amerika Birleşik Devetleri beş Çin askeri yetkilisinin isimlerini verip onları casuslukla suçluyordu. ABD bunu her gün, kapsamlı bir şekilde yapıyor.

 

Bu yüzden bence gördüğümüz şey Çin'in yaptıklarının ABD'ye bir darbe indirmesidir.

 

Ben Çin-İran-Rusya İttifakının Amerika Birleşik Devletleri için bir kabus olduğunu düşünüyorum. Bence, Rusya ve ABD arasındaki ilişkiler ve İran ve ABD arasındaki ilişkiler nedeniyle bu üç partner, öteki Asya ülkeleriyle bir ittifak kurmaya, ABD'ye ve bir dizi Avrupa ülkesine karşı temel olarak kendi ulusal çıkarlarını savunmaya hazır ve bunu yapabilecek durumdadırlar.

 

Press TV: Amerika Birleşik Devletleri'nden ne tür bir tepki görebiliriz? Güney Asya'ya yönelişi biliyoruz, açıktır ki bu da onun bir parçası, umarız ki çıkıp bu ittifakı da bir “şer ekseni” olarak adlandırmazlar.

 

Üç ülkeden söz ediyoruz: İran, Rusya ve Çin. Bunların her biri pek çok alanda Amerika Birleşik Devletleri'ne karşılar. ABD çeşitli biçimlerle ve araçlarla farklılıkları dengelemeye çalıştı – sivil nükleer programları açısından İran'dan, Ukrayna'da olanlar açısından Rusya'dan ve özellikle de Doğu Çin Denizi'ndeki toprak ihtilafları açısından Çin'den bahsedebiliriz. 

 

İzadi: Bildiğiniz gibi hem Çin hem de Rusya P5+1'in üyeleri, o yüzden bence İran temel olarak, kendisiyle P5+1 arasındaki görüşme sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bu iki ülkeyle bir anlaşmaya varmak istiyor.

 

Bugünün haberlerinde Cumhurbaşkanı Ruhani'nin hem Çin hem de Rusya liderleriyle nükleer görüşmelerini tartıştığını öğrendik. Bana göre İran ülkeyi yaralayan yaptırımlardan çıkmanın yollarını arıyor ve bence hem Çin hem de Rusya İran'ın bu yaptırımlar karşısında ayakta kalmasına yardımcı olmada önemli bir rol oynayabilir. Sanırım İran ve Rusya arasında varıldığı aktarılan anlaşmanın geleceği olabilir. Bana göre Çin hükümet yetkilileri ve Rusya hükümet yetkilileri İran'ın zarar görmesinin ve ekonomik durumunda büyük zorluklarla karşı karşıya olmasının kendilerinin de stratejik çıkarına olmadığını anlıyor.

 

Ne Çin hükümeti ABD dış politikasıyla aynı hizaya gelmiş bir İran görmek isteyecektir ne de Rus hükümeti. Onlar dünyanın bu kısmında yeni bir Amerikan yanlısı rejim görmek istemiyor. Bu gerçeği anlayarak, sürece devam etmesi için İran'la işbirliği yapmaya çalışacaklardır.

 

ABD'nin hem Çin'e hem de Rusya'ya karşı askeri tavırlar aldığını, ABD deniz uçaklarının Doğu Çin Denizi etrafında uçtuğunu, ABD hava kuvvetleri uçaklarının Ukrayna etrafında uçtuğunu biliyoruz. Bana göre bu iki ülkeye karşı bu şekilde askeri tutum alınması geri tepecek ve bu ittifakı üç ülke için de daha makul kılacaktır.

 

Press TV: Konuğumuz Patrick Basham pek çok noktayı gündeme getirdi ve çeşitli vesilelerle, Başkan Barack Obama yönetimi altındaki mevcut ABD yönetiminin daha iyi bir dünya sağlama konusunda pek de başarılı olamadığını ve Amerika'yı bir numaralı süper güç olarak gösteremediğini söyledi.

 

Yanılıyorsam düzeltin, fakat önceki yönetimler de şu veya bu biçimde, Obama'nınkine benzer bir görüntü sergilemiyor muydu? Belki Obama bunu farklı alanlarda daha ileriye götürmüştür.

 

Ara vermeden önce, Patrick Basham'ın sözlerine dair değerlendirmenizi almak isterim.

      

İzadi: Ben Obama yönetiminin, ABD hegemonyasının sona yaklaştığını anlama konusunda görece daha iyi durumda olduğunu düşünüyorum.

 

Bence onların Asya'ya yönelmek istemeleri, Asya'nın uluslararası düzeyde güç ve etki kazandığını anlamalarının bir işaretidir.

 

Bana göre ayrıca sonu gelmez, faydasız savaşların Amerika Birleşik Devletleri'ne zarar verdiğini de anladılar ve İsrail'in talebini yerine getirip İran'a saldırmayacak,  yahut dünyanın bu kısmnda yeni bir savaşa başlama anlamında başka kriminal faaliyetlere girişmeyeceklerdir. 

 

ABD'nin dev borçları olması nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri içinde büyük sosyal sorunların olması nedeniyle, Obama yönetiminin yerinde bir şekilde ülke içinde, ele alınması gereken büyük sorunların olduğunu ve uluslararası düzeyde yeni maceralara girilmesinin gerçekten de ABD için iyi olmadığını anladığını düşünüyorum.

 

Bunu söylerken, on yıllardır bütün ABD yönetimlerinin bir zorluğunun olduğunu söylememiz gerekiyor. Zorluk şu ki, başka ülkeleri, özellikle de güç kazanan, dünyada ekonomik açıdan temel oyuncular olan ülkeleri ne kadar sindirebilecekleri konusunda güçlerinin sınırlarını anlamıyorlar.

 

Ukrayna'da neler olduğnu gördünüz. Ben Washington'da hiç kimsenin, Rus hükümetinin bu şekilde yanıt vereceğini anladığını düşünmüyorum. Bence Obama yönetiminin önceki yönetimlerin yanlış adımlarını izlemesi değil, ABD'nin gücünün sınırlarının olduğunu anlaması gerekiyor. İran'ı fazla zorlamanın, Rusya'yı zorlayıp onlar için zorluklara sebep olmanın, yahut Rus yetkililere yaptırımlar uygulamanın sonunda, İran'a karşı yapılanlar nasıl geri teptiyse, aynı şekilde geri tepeceğini anlaması gerekiyor.

 

Ve bence İran'ı ne kadar zorlayıp bu ülkede zorluklara yol açarlarsa, İran da o kadar doğuya bakıp Çin ve Rusya gibi ülkelerle ittifaklar kurmaya çalışacaktır. Ben bu üç ülkeyi bu kadar zorlayıp birbirine daha fazla yaklaştırmaya ve ABD'ye karşı bir ittifak kurmaya itmenin ABD için genel olarak çok kötü bir strateji olduğunu düşünüyorum.

 

Press TV: Sonuçlardan biri Çin ve Rusya arasında varılan, 30 yıllığına geçerli olacak olan ve 400 milyar dolar değerindeki büyük doğalgaz anlaşması oldu ve iki ülkenin ABD dolarını by-pass edecekleri söyleniyor. ABD adımlarını yanlış mı hesapladı?

 

İzadi: Ben Washington'da kimsenin bu anlaşmadan memnun olduğunu düşünmüyorum, herhalde bunun tek istisnası oradaki Çin ve Rus büyükelçilikleridir.

 

Mali anlaşma elbette çok önemli, fakat bence ABD dolarının by-pass edilmesi, uluslararası ekonomik işlemlerde dolardan kurtulma yolunda büyük bir adımdır ve ABD için oldukça yıkıcı olacaktır.

 

ABD hükümeti, enflasyon sonuçlarını düşünmeksizin istediği kadar para basıyor ve bunun nedeni en azından şimdiye kadar uluslararası mali işlemlerin dolar sistemi üzerinden gerçekleşmesidir.

 

Eğer ülkeler doları by-pass edip işlemlerde kendi yerel para birimlerini kullanmaya karar verirlerse bu dolarlara uluslararası düzeyde ihtiyaç kalmayacak ve dolarlar ABD'de kalacaktır.

 

 

medyasafak.com

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg