slogan
     

IŞİD’in Musul saldırısı hakkında bilmeniz gereken her şey

14 Haziran 2014 Cumartesi

Musul saldırısının hemen sonrasında yazılmakla birlikte güncelliğini yitirmemiş veriler içeren önemli bir analiz...

 

 

İsa Ali

 

 

Digital-resistance.com

 

 

 

Irak'tan gelen son haberler “Irak ve Şam İslam Devleti”nin (IŞİD) Irak'ın üçüncü büyük şehri ve Kuzey Irak'ın en büyük şehri Musul'u ele geçirdiğini doğruluyor. Ninova eyaletinde bulunan şehir, uzun süredir IŞİD'in üssü ve aynı zamanda Baasçı Saddam Hüseyin rejiminin destekçilerinin ve kalıntılarının kalesiydi. Bazı analistler IŞİD lideri Ebu Bekir Bağdadi de dahil olmak üzere IŞİD'in önde gelen kişilerinin geçmişte Saddam rejimiyle güçlü bağlantıları olduğuna inanıyor. Uzun süredir hükümet askerlerine saldırılar düzenliyor, vur-kaç saldırıları ve intihar eylemleri gerçekleştiriyorlardı, fakat şu ana kadar hiçbir zaman bütün şehri kontrol altına alma girişiminde bulunmamışlardı. Analistler Musul'un her zaman IŞİD'in ana üssü olduğunu ve grubun faaliyetlerini yerel işletmelere ve fabrikalara yönelik mafya tarzı haraç toplamalarla finanse ettiğini ileri sürüyorlar. Buna ilave olarak Doğu Suriye'de kontrol ettikleri petrol sahalarından ve Suudi Arabistan ile, Kuveyt ve Katar gibi Fars Körfezi ülkelerindeki, ağırlıklı olarak bireysel bağışçılardan gelen finansman da bulunuyor.

 

Haberlerde ayrıca Musul'un kontrolünü ele geçirdikten sonra hükümet ofislerinden milyonlarca dolar götürdükleri, buna şehirdeki bankalarda bulunan milyonlarca doların da eklendiğini belirtiliyor. İlave olarak şehirdeki terk edilmiş ordu üslerinden ve Musul Havaalanı'ndan el konulan on milyonlarca dolar değerinde askeri teçhizat da bulunuyor. Savaş uçakları, jetler, helikopterler, üniformalar, ağır ve hafif silahlar ve her türden araç şimdi IŞİD'in kontrolünde.

 

Irak hükümet yetkilileri Salı günü erken saatlerde Irak ordusu güçlerinin, IŞİD militanlarının saldırısına uğradıktan sonra şehirden çekildiğini doğruladı. Bağdat kaos içinde ve durumu ele almak için bir stratejiye sahip değil gibi görünüyor. Irak televizyonu dönüp dolaşıp vatansever şarkılar çalıyor ve sadece ekranın köşesindeki altyazı haberlerinde güncellemeler geçiyor. Son yılların önemli bölümünü IŞİD ve Baasçı müttefikleriyle mücadelesinde orduyu eleştirerek ve silah ve diğer teçhizatları edinmesini bloke etmeye çalışarak geçiren Meclis Başkanı Usame Nuceyfi, bugün aynı orduyu çekildiği için yerden yere vurdu.

 

Başbakan Nuri el-Maliki Meclis'ten olağanüstü hal ilan etmesini istedi, fakat hangi amaçla? Hükümetine daha fazla yetki vermek için mi? Zaten hükümetin güvenlik kollarının kontrolüne sahip; Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının denetimini elinde bulunduruyor. Ona verecek pek yetki kalmadı. Yozlaşmış ve bölünmüş bir devlet aygıtı, işgalin bıraktığı, siyasi iktidarı bölen bir getiri sistemi Maliki'ye köstek oluyor. Maliki ayrıca dikkate değer bir etkisizlik gösterdi, yahut tutarlı bir plana benzer bir şey gösteremedi. İktidarda geçen 8 yılın sonunda, böyle bir zamanda ortaya koyacak tek bir güvenlik kazanımına sahip değil. 

 

Bu yetersizliğin sembolü olarak, Irak askerleri kontrol noktalarında hâlâ, sahte-taklit ürün olduğu kanıtlanmış “bomba dedektörleri” kullanıyor. Geçen yıl İngiliz işadamı James McCormick, Irak hükümetine golf topu dedektörü satıp bunların bomba dedektörü olduğunu söylediği için 10 yıl hapis cezası aldı. Bu ürünleri alan Irak ordu yetkilileri bugüne kadar görevde kaldı ve sırf bu yetkilileri aklamak için bu dedektörler hâlâ kullanılıyor. Bu ego kurtarma hareketi son on yılda kaç kişinin hayatına mal oldu acaba?

 

Son haberler Meclis'in Perşembe günü olağanüstü toplanacağını söyleniyor. Ülkenin üçüncü şehri yanarken, Meclis'i toplamanın bu kadar zaman alacağını düşünmek inanılır gibi değil. Bazı milletvekilleri yurtdışında yaşıyor, belki Dubai'den charter seferiyle gelmeyi bekliyorlardır? Salı günü öğleden sonra itibariyle IŞİD'in Saddam'ın doğum yeri ve Baasçıların bir diğer kalesi olan Tikrit'e yürüdükleri, ayrıca Bakuba, Samara ve Ramadi'yi hedef aldıkları söyleniyordu. Perşembe günü Meclis'in oturumunun açıldığı sırada Irak'ın bu Sünni ağırlıklı bölgeleri IŞİD'in eline geçmiş olabilir ve IŞİD konvoyları Bağdat'a saldırı için hazırlanıyor olabilir.

 

Geçen haftanın sonlarında IŞİD, milyonlarca Şii Müslüman için kutsal olan Askeriyye türbesinin bulunduğu Samara'ya keşif saldırıları gerçekleştirdi. Silah monte edilmiş sıra sıra araçlar güneyden şehre girdi. Irak Ordusu'nun ve öteki gayrinizami güçlerin sert direnişiyle karşılaştıktan sonra geri çekildiler, ancak haftasonu itibariyle hâlâ şehrin doğu bölgesinin bazı kısımlarını ellerinde tutuyorlardı. Ertesi gün Musul'a ve Sünni ağırlıklı başka şehir ve kasabalara saldırılar gerçekleştirdiler. Bu saldırılar pek çok amacına ulaştı. Bir sonraki saldırının nereden geleceğini öngörmeye çalışan Irak ordusunu şaşırttı. Aynı zamanda ordunun dar bir alana sıkışmasına sebep oldu. Bu, Musul'un kontrolünün ele geçirilmesine olanak verdi. Ayrıca son 6 aydır ordunun bir düzeyde başarılı bir şekilde kuşatma altında tuttğu Felluce'deki basıncın hafifletilmesine yardımcı oldu. Bu kuşatmanın sürdürülüp sürdürülemeyeceğini göreceğiz.

 

Ordu uzun zamandır moral sorunları yaşıyor. 2012 sonlarında IŞİD (o zaman resmen Suriye'ye yerleşmemiş olduğundan Irak İslam Devleti adını taşıyordu) Irak askerlerine karşı düzenlediği vur-kaç saldırılarının videolarını yayınlamaya başladı. Bunların içinde askerlere, Hadisa ve Musul gibi yerlerdeki tecrit edilmiş askeri karakollarda ve kontrol noktalarında uyurlarken, susturuculu silahlarla düzenlenen saldırılar da vardı. Çoğu güneyden gelen genç askerler için aileden uzak kalmak ve devamlı olarak öldürülme riski altında olmak, pek de çekici görünmez. Bu saldırılar sırasında militanlar araçlara, silahlara ve üniformalara el koyuyordu. Bundan sonra kendileri asker gibi giyinmiş halde güvenlik güçlerine saldırılar düzenleniyor, kurbanlarda kafa karışıklığı yaratarak karşılık verecek fırsat bırakmıyordu. Bu IŞİD'in düzenli olarak uyguladığı bir taktik haline geldi; kısa süre önce yayınlanan bir videoda asker gibi giyinmiş halde sahte kontrol noktaları kurdukları ve hükümet yetkilileri ile izinli askerleri idam ettikleri görülüyor. Bir psikolojik savaş biçimi olan bu videoların ordudaki pek çok üst düzey rütbeli asker tarafından görüldüğü söyleniyor. 

 

Ayrıca üst düzey ordu personeli arasında yolsuzluk olduğuna, bu kişilerin askerler için hazırlanan ekipmanları karaborsada sattığına dair haberler var. Merkezi hükümet, yolsuzluk nedeniyle ve IŞİD ve Baasçı müttefiklerinden gelen tehditlerle savaşmayı sağlayacak tutarlı bir stratejinin yokluğu nedeniyle kıvranıyor. 2013 yılının önemli bir bölümünde Sünnilerin gerçekleştirdiği protestolar esnasında askerler devamlı olarak, araçlarına taş ve tuğla atan “barışçıl” protestocuların saldırısına uğruyordu. Pek çok yerel sakine göre, onların varlığı iyi karşılanmıyordu. Bu askerlerin neden pek de savaşmadan  mevzilerin bırakıp gittiklerini görmek zor değil.

 

Körfez bağışçılarının IŞİD'i açıkça finanse etmelerine izin verilirken ve Türkiye topraklarının Suriye'ye, oradan da Irak'a giden cihadçılar için transit geçiş noktası olarak kullanılmasına izin verilirken, IŞİD'in Musul'dan nasıl çıkarılacağını düşünmek zor. Eğer IŞİD Bağdat'a saldırı başlatmasına izin verecek ilerlemeler kaydederse, büyük ölçüde hareketsiz haldeki Şii milislerin kendi savaşçılarını, Şii kutsal mekanlarını ve sivilleri korumak üzere harekete geçireceği kesindir.

 

IŞİD savaşçıları araçlarının üzerinde siyah bayraklarıyla Musul sokaklarında geçit töreni yapıyor. Yıllardır başka tarafa bakan Kürt Peşmerge güçlerinin nihayet şehrin doğusunda IŞİD'le karşı karşıya geldikleri aktarılırken, binlerce kişi mülteci olarak şehri terk ediyor ve ne zaman dönebilecekleri meçhul.

 

Komşu Suriye'yi sistematik olarak istikrarsızlaştırarak bu duruma yol açan “uluslararası toplum”a gelince, şimdi Avrupa'nın burnunun dibinde, Kuzey ve Doğu Suriye'den Kuzey ve Batı Irak'a uzanan, IŞİD yönetimindeki bir Vahhabi halifeliği gerçek bir ihtimale dönüşmüş durumda. Buna nasıl cevap verirlerse versinler, bir şey açık: Irak'ın yakın geleceği son derece karanlık.

 

GÜNCELLEME: Baasçı “Genel Askeri Konsey”, Irak ordusunun Ninova eyaletinin bazı kısımlarından çıkarılmasında büyük bir rol oynadıklarını iddia ediyor. Şu ana kadar IŞİD'le çatışmadılar ve an itibariyle bu beklenmiyor da.

 

 

medyasafak.com

 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg