slogan
     

Suudi Arabistan, Filistin Direnişi’ni silahsızlandırma çabalarının arkasında

31 Temmuz 2014 Perşembe

Meselenin her ne pahasına olursa olsun Filistin Direnişi’ni silahsızlandırma etrafında döndüğü, geri kalan her şeyin sadece gösteri olduğu artık netleşti. Yeni bilgilere göre bu doğrultudaki çabalara, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’le koordinasyon içinde Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) öncülük ediyor.

 

 

Fuad el-İbrahim

 

 

El Ahbar

 

 

 

Meselenin her ne pahasına olursa olsun Filistin Direnişi'ni silahsızlandırma etrafında döndüğü, geri kalan her şeyin sadece gösteri olduğu artık netleşti. Yeni bilgilere göre bu doğrultudaki çabalara, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'le koordinasyon içinde Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) öncülük ediyor.

 

Birileri Filistinli yetkililerden birine, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Kral Abdullah bin Abdülaziz'le görüşmek üzere yapacağı Suudi Arabistan ziyaretinin neden ertelendiğini sordu. Yetkili, “hava soğuk” yanıtını verdi. Soruyu soran kişi gülerek, “siyaseten soğuk olmalı” yorumunu yaptı.

 

Suudi kralıyla yapılacak bir görüşme her zaman sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebilir. Kralın muzdarip olduğu hastalıklar, iptal nedenleriyle ilgili spekülasyonlara son vermek için yeterlidir.

 

Riyad, Müslüman Kardeşler'in bir kolu olduğu için Hamas'ın yüzüne kapıyı tamamen kapamaya karar verdi. Hareketin liderleriyle doğrudan bir iletişim kanalı açmak istemedi. Şu işe bakın ki şu anda ılımlı kamp içinde Filistin davasına müdahil olanlar, özellikle Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Katar arasındaki ilişkiler sadece kötü değil, hiçbir zaman olmadığı kadar kötü.  Riyad ile Doha ve Ankara arasında hiçbir iletişim yok. Ankara'nın Kahire'yle arası açık ve Hamas Kahire'de de, Riyad'da da hoş görülmüyor. Bu kampla Direniş Ekseni arasındaki ilişkilerden bahsetmeye bile gerek yok. Artık Riyad ve Tahran arasında bir yakınlaşma fırsatı yok. Irak ve Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Musul'un ve Irak'ın başka kısımlarının kontrolünü ele geçirip bölgesel ve uluslararası kapışmaya girmesinden bu yana, onları birbirine bağlayan pamuk ipliği dahi koptu.

 

Eldeki bilgilere göre Riyad, Abbas'a şok edici bir öneri sunuyordu: bu öneriye göre Hamas ve İslami Cihad'ın silahsızlandırılmasıyla karakterize olacak yeni bir aşamayı hazırlamak üzere Abbas askerlerini Refah sınırına gönderecek, Suudi Arabistan ve BAE de bu amacın gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yapacaktı. Filistinli grupların da daha önce işbirliği yapma ve ve Gazze halkının ihtiyaçlarını karşıladığı müddetçe bir uzlaşı anlaşmasına varma isteğini ortaya koymak üzere Abbas'a Refah sınırına asker göndermesini önerdiğini belirtmek gerekir.

 

Abbas, Suudilerin önerisinin kendisi ve Filistin halkı için bir intihar anlamına geleceğini ve niyetlenilen şeyin son kertede, özellikle de Direniş'in etkililiği İsrail'le olan müzakerelerde bile hissedildikten sonra ulusal uzlaşının altını oyup bir Filistin iç savaşını tetiklemek olduğunu hissetti. Abbas, Suudilerin teklifiyle ilgili bilgi aldıktan sonra Amman'dan Cidde'ye yapacağı yolculuğu iptal etti ve doğrudan kendi halkına yönelmeye karar vermiş halde Ramallah'a geri döndü. İsrail'in saldırısının arkasındaki ana nedenin “ulusal uzlaşı sürecini engellemek” olduğunu söyledi. “Filistin davasını politik çapraz ateşin dışına çıkarma” ihtiyacından söz etti ve “Filistin liderliğinin ulusal birlikte ve iç bölünmelerin sonlandırılmasında ısrarcı olduğunu” vurguladı. Aynı zamanda, her ne kadar önceliğin Gazze'ye yönelik İsrail saldırısının durdurulması olduğunu söylese de, Direniş'in koşullarını kabullendi.

 

Filistin Direnişi'nin bütün fraksiyonları Abbas'ın mesajından bir rahatlama aldı. Bazıları bunu, Abbas'ın müttefiklerinin ve dostlarının baskısından özgürleştiği zaman başkalaşması olarak bile tanımladı.

 

Katar Emiri Tamim bin Hamad el-Sani'nin 23 Temmuz'da Kral Abdullah'la görüşmek üzere yaptığı Cidde ziyaretinin sürprizi de vardı. İki saatten uzun sürmeyen ziyarette Suudiler Şeyh Tamim'e, Mısır'ın girişimine bir alternatif veya paralel bir girişim olmadığını anlattı. Katarlılar, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn büyükelçilerinin Doha'ya dönmesinin bir şartının olduğunu, bu şartın da Mısır'ın girişiminin kabul edilmesi ve Hamas'a verilen desteğin sonlandırılması olduğunu anladılar.

 

Katar liderliğinin iyimserliği söndü. Katarlılar Suudi Arabistan'la yeni bir sayfa açmayı umuyordu, ancak Şeyh Tamim Kral Abdullah'la olan görüşmeden ayrıldığı sırada, “Riyad'daki kardeşlerinin” değişmediğine ikna olmuş durumdaydı. Onlar, adeta öteki Körfez ülkeleri Suud Hanedanı krallığının uydu devletlerinden başka bir şey değilmiş gibi hareket ediyorlar.

 

Katar Emiri'ne sunulan bilgiler, Suudi Arabistan ve BAE'nin, İsrailliler ve Amerikalılarla birlikte hazırlanmış planın parçası olan Mısır girişimi üzerinden Filistinli Direniş hareketlerini silahsızlandırmaya çalıştığını gösteriyor. Suudiler, Abbas bununla ilgili bilgi almadan önce Kral Abdullah'la planlanan bir görüşmede bu planı Abbas'a empoze etmeye çalışıyorlardı. Bu öneri, 12 Temmuz'da Doha'da Abbas ve Halid Meşal arasında gerçekleşen görüşmede konuşulanlarla taban tabana zıttır. Saab Erakat bu görüşmede konuşulan noktaları, “İsrail saldırısının durdurulması ve Gazze Şeridi üzerindeki ablukanın kaldırılması”, beraberinde de Mısır'ın girişimi hakkında Hamas'ın önerdiği değişikliklerin dikkate alınması olarak özetlemişti.

 

Suudi Arabistan Mısır'ın girişiminde herhangi bir değişiklik yapılmasını reddetti ve bütün tarafların, kurbanları ve failleri taraflar arasındaki güç dengesindeki keskin farklılığa rağmen eşitmiş gibi ele almasına karşın bu girişimi desteklemelerini istedi. Mısır'ın girişimi ayrıca İsrail'in Gazze'ye karşı işlediği suçları kınamaktan, yahut Gazze Şeridi'ndeki ve işgal altındaki Filistin'in geri kalan kısımlarındaki Filistinlilerin haklarına atıf yapmaktan dahi uzaktadır.

 

Mısır'ın girişiminin sakladığı sırlar, ABD ve İsrail'in yaptığı açıklamalarla da açığa çıktı. İsrail'in Gazze'ye karşı yürüttüğü savaşın arkasındaki amacın belli olduğu, yani Direniş'i silahsızlandırmak olduğu görülüyor. Bunun ötesinde söylenebilecek her şey, daha erken bir aşamada hazırlanmış olan bir planı gizleme amacı taşıyacaktır.

 

Suudilerin, BAE'nin ve Mısır'ın yaklaşımıyla hemen hemen tamamıyla aynı noktada olan İsrailli kişiler var. Eski İsrail savunma yetkilisi ve şu anda İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Siyasi-Akeri İşler Bürosu'nun başında bulunan Amos Gilad kısa süre önce, “Mısır'la ve Körfez ülkeleriyle olan güvenlik işbirliğimiz eşsiz bir düzeyde” ve “şu anda Araplarla olan güvenlik ilişkilerin ve diplomatik ilişkilerin en iyi olduğu dönemdeyiz” dedi. Bu sonu belirsiz bir girişim miydi? Pek öyle görünmüyor. Bundan daha fazlasını teyit eden başka bilgiler var.

 

20 Temmuz günü David Hearst tarafından World Post'ta yayınlanan ve “Gazze saldırısı Suudi kraliyet onayıyla gerçekleşti” başlığını taşıyan makale, krallığa karşı bir kışkırtma olarak görülebilir. Fakat İsrail'deki üst düzey yetkililerin yaptığı açıklamalarla birlikte düşündüldüğünde, bunun fabrikasyon değil gerçeklik olduğu görülecektir.(http://medyasafak.com/haber/1534/gazze-saldirisi-suudi-kraliyet-onayiyla-gerceklesti) Makale, İsrail'in eski savunma bakanı Shaul Mofaz ve onun halefi  David Ayalon'un yaptığı açıklamalara dair yorumlar sunuyor. Hearst'e göre bu kraliyet kararnamesi,“İsrail'de herkesin bildiği bir sırdan başka bir şey değil ve hem eski, hem de görevdeki savunma yetkilileri bundan bahsederken rahatlıyor.”

 

20 Temmuz günü Mofaz, “Hamas'ın ve diğer Direniş gruplarının silahsızlandırılmasında” Suudi Arabistan ve BAE'ye bir rol verilmesi çağrısı yapan şaşırtıcı bir açıklama yaptı. Mofaz İsrail'in Kanal 10 televizyonuna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ni yeniden tamamen işgal bile etse burayı silahsızlandırmasının imkansız olduğunu söyledi. Bu yüzden bu meselenin, böyle bir hedefe ulaşılması için kapsamlı bir diplomatik, siyasi ve ekonomik planı gerektirdiğini belirtti. Suudi Arabistan ve BAE'nin şu andaki koşullarda, bu planın gerçekleştirilmesi için gerekli fonların sağlanmasında önemli bir rol oynayabileceğini de ekledi.

 

14 Temmuz günü İsrail'de yayınlanan Yediot Ahronot gazetesi hükümet kaynaklarına dayanarak, İsrail'in Hamas ve diğer Filistinli örgütlerin silahsızlandırılması karşılığında Gazze'nin yeniden inşa edilmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne 50 milyar dolar önerme niyetinde olduğunu aktardı. Gazete, bu kaynakların “İsrail, Suriye'nin kimyasal silahlardan arındırılması anlaşmasında olduğu gibi uluslararası garantiler istiyor” dediğini aktardı.

 

Hamas'a ve İslami Cihad'a yakın Filistinli kaynaklar, Körfez devletlerinin Abbas'a, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa edilmesi, ekonomik ablukanın kaldırılması ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi'nde kapsamlı biri kalkınma planının hayata geçirilmesi karşılığında Direniş'in silahsızlandırılması için elinden geleni yapması için cömert tekliflerde bulunduğundan bahsediyorlar.

 

Suudi Arabistan ve BAE, uluslararası toplumun Mısır'ın ateşkes girişimini destekleme konusunda hareketsiz kalmasına karşın bu girişimin desteklenmesi için bölgesel ve uluslararası destek yaratmaya çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry bile, İsrail'in inatçılığından sonra ateşkesi destekleme konusunda eskiye nazaran daha az coşkulu göründü. Gazze'yi tartışmak üzere hazırladığı ziyaretler programına Suudi Arabistan dahil edilmedi.  Bu, ABD'nin ciddiyeti konusunda akla soru işaretleri getiriyor. Yoksa bir rol bölüşümü mü bunu gerektiriyor?

 

Son olarak, Gazze'deki Filistinli Direniş hareketleri, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik bu saldırısının ötekilerle karşılaştırdığı zaman en çetin saldırı olmasına rağmen kendi koşullarından zerre kadar taviz vermek istemiyor. Hamas, İslami Cihad ve öteki Filistinli örgütlerin askeri kanatları şimdi daha güçlüler ve savaşın kaderine ve sahadaki gidişatına onlar karar verecekler. Filistinli Direniş kaynakları, Abbas'ın Filistin halkına verdiği mesajdaki tutumu hakkında iyimser konuşuyorlar. Abbas, Direniş'in roketlerini ilk defa İsrail işgaline karşı mücadelenin bir parçası olarak kabul etti.

 

 

medyasafak.com

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg