slogan
     

Hamas’ın askeri kanadından siyasi liderlere: Son sözü biz söyleriz

1 Ağustos 2014 Cuma

Kaynaklar, Hamas yönetimi ve hareketin içindeki askeri kanat arasındaki iş bölümünün sağlanmasına ilişkin olarak “Müzakereleri ve halkın işlerinin yönetimini hükümetlere ve diğer ulusal güçlere bırakma konusunda Lübnan’da Hizbullah’ın yaptığını örnek alma yönünde çabalar sürüyor” diyorlar.

 

 

Sanaa Kemal

 

 

 

El Ahbar

 

 

Filistinli örgütlerin siyasi liderlerinin çabalarında çıtayı yükselten şeyin Direniş'in sahadaki başarıları olduğu açıktır. Fakat askeri kadrolar bazen siyasetçilerin görüşlerinin daha ilerisinde olan kendi görüşlerine sahipken, sonunda nihai sonucun şekillenmesi için ikisi bir noktada kesişiyor.

 

Gazze – İsrail şu andaki savaşı başlattı, Direniş'i tasfiye etme amacı doğrultusunda Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırıya bir isim verdi, kendi lehine olan bölgesel gelişmelerden ve Mısır'da ordunun iktidara gelmesiyle Müslüman Kardeşler liderliğindeki yönetimin ortadan kalkmasından avantaj sağladı. Bu, başında Hamas'ın geldiği Filistinli örgütleri köşeye sıkıştırdı ve Gazze'yi medyadaki düşmanca bir kampanyaya paralel olarak felç edici bir ekonomik ve siyasi krizle karşı karşıya bıraktı. Bütün bu koşullar Gazze'ye neredeyse topyekün bir felaket getirdi. Fakat savaş, söz yerindeyse, pusulayı başlangıç ayarlarına geri döndürdü.

 

Direniş şimdi, işgalciyi kastederek, savaşı başlatan tarafın savaşın ne zaman biteceğine karar veren taraf olmayacağını ilan ediyor. Dahası, her ne kadar askeri kanatlar emir-komuta zincirleri doğrultusunda kendi örgütlerinin siyasi liderliklerinden emir alıyor olsa da, öyle görünüyor ki bu kez son sözü askeri kanatlar ve sahadaki Direniş savaşçıları söyleyecek.

 

Bu noktada, Hamas'ın askeri kanadı El-Kassam Tugayları'ndan bilgi sahibi bir kaynak El Ahbar'a, Tugayların ihtiyatlı davrandığını ve savaştan önce pek çok önemli göstergeyi ve siyasi atmosferleri değerlendirmeye aldığını söyledi. Buna uygun olarak, geldiğini gördükleri geniş bir Gazze saldırısıyla baş edecek ve buna için hazırlık yapılacak planlar ve stratejiler hazırlandı.

 

Belki de bu savaşın, plan yapan, uygulayan ve koşulları dikte eden askeri komutanların kontrol sahibi olması bakımından öncekilerden farklı olduğu söylenebilir. Kaynağa göre bu yüzden siyasetçiler “öncekilerden farklı olarak El Kassam'ın şimdi açık uçlu bir çatışma halini alan şeyi tırmandıracak siyasi kararlar için beklediği bir zamanda” askeri liderlerin sesine kulak vermeli ve müzakereleri onların adına yürütmelidir.

 

Bu şaşırtıcı olmamalıdır. Savaştan kısa bir süre önce Kassam Tugayları'nın resmi sözcüsü Ebu Ubeyde, El Ahbar'a verdiği bir röportajda aşağı yukarı aynı şeyi belirtmişti. Ubeyde şöyle konuşmuştu: “İşgalci düşmanımızdır ve hep öyle kalacaktır. O halde İsrail'in açtığı bir savaşa yanıt olarak siyasi kararlar almaya ne gerek var? Bu uzlaşı anlaşmaları hükümlerinde de yer alan doğal bir hak iken, kendimizi savunmak için bir karar alınmasını beklemek makul mü?” 

 

Eş zamanlı olarak, gözlemcilerin belirttii gibi iletişim kanalları takip edildiğinden, siyasi liderler, özellikle de yurtdışında bulunan liderler Direniş'in vurması gereken net hedefler göstermiyor veya faaliyetlerinin niteliğine dair talimat vermiyor. Aksine, genel emirler veriyor ve kendi genel çizgileri dahilinde faaliyet yürütmeleri için saha komutanlarına serbesti tanıyor.

 

Hamas içindeki siyasi kaynaklar bu özel noktayla ilgili olarak, örgütün çalışmasına hakim olan geleneksel kuralların tersyüz olduğunu söylüyorlar. Kaynaklar, yönetim ve hareket içindeki askeri kanat arasındaki iş bölümünün sağlanmasına ilişkin olarak “Müzakereleri ve halkın işlerinin yönetimini hükümetlere ve diğer ulusal güçlere bırakma konusunda Lübnan'da Hizbullah'ın yaptığını örnek alma yönünde çabalar sürüyor” diyorlar.

 

Sahadaki gelişmelerin siyasi müzakerlerin gidişatını etkileyen en önemli faktör olması, burada söylenenleri doğruluyor. İsrail her ne pahasına olursa olsun bir ateşkes ararken Hamas, özellikle de El-Kassam Tugayları, kendi taleplerini dikkate almadığı gerekçesiyle ateşkesi reddetti, zira gücünü ve diğer tarafın uygulaması gereken koşulları dikte etme yeteneğini kanıtlamaya çalışıyordu. 

 

El Kassam Tugayları'ndan askeri kaynak El Ahbar'a ayrıca, grubun savaşı aylar boyunca sürdürebilecek yeteneğe ve kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Bu nedenle, “Biz liderliğe, sınır kapılarının açılması, ablukanın kaldırılması ve yurttaşların hareketinin kolaylaştırılması da dahil olmak üzere ateşkesin taleplerinden hiçbirinden taviz vermemelerini söyledik” dedi. Kaynak, Hamas siyasi büro şefi Halid Meşal'in Çarşamba akşamı yaptığı açıklamadaki vurgularında da görüldüğü üzere bunun siyasi liderlik tarafından iyi bilindiğini vurguladı.

 

Kaynak şöyle devam etti: “Ateşkesle ilgili müzakereler ne kadar sürerse sürdün, Hamas da [İslami] Cihad da konumunu değiştirmeyecektir. Her iki örgüt de askeri liderliklerin sahadaki becerilerini biliyor.”

 

Gerçekten de Direniş'in gerçekleştirdiği etkili operasyonlardan da görüldüğü üzere bu durum, Filistinli Direniş örgütlerinin askeri kanatlarına Gazze'nin kuzeyine, güneyin ve doğusuna doğru daha fazla hareket özgürlüğü sağladı. İsrail kayıplarını kabul etmek zorunda kaldı ve Gazze'de şu an devam eden çatışmayı, orada bugüne kadar yürütülen en zorlu muharebelerden biri olarak tanımladı.

 

Bununla birlikte siyasi kaynak, şu anda İsrail ve Direniş arasında süren enformasyon savaşının, özellikle de yaşananları büyük bir kumar olarak gören bazı analistler nedeniyle durumu değerlendirmeyi zorlaştırdığını söyledi. Ancak savaşın şimdi üçüncü haftasına giren mevcut aşamasının en zorlu aşama olduğunu söyledi ve “çünkü Direniş, özellikle de değişen siyasi denklemlerin ışığında, varoluşsal bir mücadele yürütüyor” dedi. 

 

Yazar ve siyasal analist Hüssam el-Dacani, farklı bir değerlendirme yaptı. Dacani, Kassam'ın karar alım süreçleri üzerinde bir tekelinin olmadığını ve öncelikli referansının siyasi liderlik olduğunu, kendi görüşüne göre bunun bütün diğer Direniş örgütleri için de geçerli olduğunu söyledi.

 

Ancak Dacani, karar alımının ana belirleyeninin sahadaki olayların gidişatı olacağını kabul etti. Dacani El Ahbar' a, “Direniş üstünlüğe sahip olduğu müddetçe, siyasetçilerin halkın talepleriyle uyumlu olan kendi koşullarına tutunmaya hakları vardır. İşte bu yüzden taleplerini iki misline çıkardılar” şeklinde konuştu.

 

Dacani, sahada olanlar temelinde, İsrail'in aracılar üzerinden hızlı bir ateşkese ulaşmak isteyeceğine ve Direniş'in taleplerini göz önüne almada belli bir esnekliğinin olacağına inandığını belirtti, ancak İsrail'in aynı zamanda kendi itibarını kurtarmaya çalışacağını söyledi.  Dacani bu açıdan, önümüzdeki iki günün hayati önemde olacağını düşünüyor.

 

Bir yorumcu olan Ekrem Atallah ise Hamas'ın, “iki kolun aynı yaklaşıma bağlı olması nedeniyle askeri ve siyasi olanın birbirinden ayrılamayacağı”, entegre olmuş, iki kolunun birbirine bağımlı olduğu bir örgüt olduğunu vurguladı.

 

Şu andaki gelişmelerle ilgili olarak, Mısır'ın ateşkes girişimini reddetme konusunda Hamas içinde görüş birliği olduğunu savunan Atallah, “Girişimin reddedilmesinin askeri kanadın baskısıyla geldiği sonucu çıkarılabilir, ancak Direniş kadrolarının müzakere savaşını veremeyeceği, bunun siyasetçilerin işi olduğu kesindir” şeklinde konuştu.

 

El Kassam'dan askeri kaynak ise Hamas'ın askeri kanadının eski esir İsrail askerini beş yıl boyunca gözaltında tutabildiğini, bu süre zarfında, daha ileride katledilecek olan Ahmed Caberi'nin 2011'deki anlaşmaya kadar müzakerelerden doğrudan sorumlu olduğunu söyledi ve “Sağlamlığı ve inancıyla karakterize olan, kendi kapasitelerini bildiği için sahada veya politikada herhangi bir değişikliğe boyun eğmeyen askeri kanadın zekiliği olmasaydı başarı mümkün olamazdı” diye ekledi.

 

Bunu yorumlayan Atallah ise,  “Şüphesiz savaş sahası siyasetçilerin çabalarını etkiler, ancak sonunda karar onların ellerinde olacaktır çünkü siyasetçiler, her ne kadar söylemleri Direniş savaşçılarını ve halkın istediklerini açıkça yansıtsa da, bölgesel ve uluslararası olayların nasıl vuku bulduğunu bilirler” şeklinde konuştu.

 

 

medyasafak.com

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg