slogan
     

Güney savaşı: Suriye şimdi bütün direniş örgütlerinin ülkesi

20 Şubat 2015 Cuma

Saha çatışmasının Suriye ordusunun ve müttefiklerinin, militanların aktif olduğu işgal altındaki Golan sınırı yakınlarındaki bölgeye ağır silahlar ve topçu birlikleriyle ilerlemesini gerektirmesi halinde İsrail ne yapacak? Düşman, bu güçlere saldıracak mı? Direniş güçlerinden derhal yanıt gelmesi ihtimalini düşünecek mi? Düşman, ilk bakışta kontrol altına alınmış görünen, ancak nasıl evrileceğini kimsenin öngöremeyeceği bir çatışmaya hazır mı?

 

 

 

İbrahim el-Emin

 

 

El Ahbar

 

 

Suriye'nin güneyinin, İsrail'le ve Ürdün rejimiyle işbirliği yapan militanlardan kurtarılması için yürütülen mücadelenin ilk adımı olarak, Suriye ordusundan, bir piyade birliğinin ve üst düzey Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları  subaylarının eşlik ettiği zırhlı bir birlik yola çıktı. Diğer yanda, Suriyeli ve Arap militanlar konuşlandı. Ürdün'de bulunan, ABD'li, Fransız ve Suudi özel ekiplerin denetlediği ve İsrail işgal güçlerinin gerekli istihbaratı sağladığı bir savaş odasının varlığı aktarılıyor.

 

 

Şam — Bir süre önce, Suriye topraklarında topyekün savaş için verilen emir açığa çıktı. Ulusal kimlik mücadelesi artık Suriye sınırları ile sınırlanmış bir Suriye ulusal kimliğinden ibaret değil ve aynı zamanda Filistin, Lübnan ve hatta Ürdün'ün ulusal kimlikleri için yürütülen bir mücadele niteliği taşıyor. Ürdün'de, siyasi, askeri ve mali yönlerden İsrail ve Batı ile bağlantılı dar zihniyetli bir milliyetçiliği savunan tecritçiler ile, gerçek bağımsızlığın işgali ve onun Batılı destekçileri ile Arap ve yerel yandaşlarını yenilgiye uğratmayı gerektirdiğini her gün ortaya koyan direniş yanlısı bir çizgi arasında çetin bir mücadele yaşanıyor.

 

Suriye'nin güneyindeki mücadele, hâlâ anlamak istemeyenler için resmi netleştirecektir. Daha da önemli olan şeyin, yani direniş ekseninden partiler arasında, karşıt eksenin unsurları ve partileri arasındaki tam entegrasyona karşı oluşan organik bağın anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

 

Bu, söz konusu olan ister yurttaşlar, ister yetkililer, ister liderler olsun, Suriyelilerin direniş eksenindeki tüm partilerin mücadeleye topyekün müdahil olması konusunda rahat ve son derece şeffaf bir şekilde konuşmasını sağlıyor. Suriye bugün sadece bütün Arapların ülkesi değil, aynı zamanda bütün direniş partilerinin ülkesidir. Bugün Suriye'de, ülkenin direniş eksenine aidiyeti konusunda açıklık, dürüstlük ve sağlamlık bulunuyor; burada kriter, kimin hangi ülkenin kimliğini taşıdığı değil, zihinlerinde ve kalplerinde direniş davasınının kime tekabül ettiği.

 

Şam savunma hattı

 

Güney cephesinde, direniş ekseni, diğer tarafın bir yıl ve birkaç aydır yaptıklarının amacının Deraa ve Kuneytra'da nitel atılımlar gerçekleştirmek olduğunu gördü. Bu daha sonra, silahlı grupların Şam kırsalı çapında faaliyet yürütebilmesini ve güçlü saldırılar gerçekleştirebilmesini, eş zamanlı olarak da söz konusu bölgeden birkaç on kilometre uzakta olan Şam'a yaklaşmasını sağlayacaktı.

 

Militanlar, çeşitli siyasi ve askeri nedenlerden ötürü, geçen yılın sonuna kadar devam eden büyük ilerlemeler kaydetmeyi başardılar. Militan gruplar artık Deraa ve Kuneytra kırsallarının başkentin hemen güneyindeki bölgeyle tam bağlantısını kurmaya yakındı.

 

Militanlar, Şam'a karşı önemli bir saldırı hattı teşkil eden bir dizi sıradağı ele geçirebildi. Sonuç olarak direniş ekseni birkaç hafta içinde, bir eylem planı hazırlamak zorunda kaldı ve bu süreç içinde sahanın gerçekliğini öğrenmek ve askeri ve lojistik hazırlıklar yapmak için uygun istihbarat bilgileri toplandı.

 

Bunun ardından direniş ekseni, Suriye ordusundan, Lübnan direnişinden ve İran Devrim Muhafızları'ndan üst düzey subaylar liderliğinde savaş planını geliştirdi. Top ateşlerini, karşı tarafın bir araya getirmeye çalıştığı şeyi kesecek şekilde ana mevzilerin kontrolünü yeniden ele geçirme amaçlı hızlı bir ilerleme izledi.

 

Bu, taarruzun geçen haftaki ilk aşamasında başarıldı. Şimdi direniş ekseni, Şam için bir savunma hattının emniyete alındığını söyleyebilir ve taarruzun önümüzdeki günlerde devam edeceği akılda tutulmalıdır. Bu, – mevcut bilgilere göre – savunma hattını daha fazla güçlendirmek ve hat boyunca komuta ve kontrol mevzileri oluşturmak üzere daha fazla ilerleme kaydetmeyi mümkün hale getirecektir ve bunu, daha stratejik mevzilere doğru ilerleme izleyecektir – bunlardan bazıları da doğrudan doğruya, İsrail işgali altndaki bölgeleri ve Ürdünlü, ABD'li, Fransız, İngiliz ve Suudi istihbarat servislerinin aktif olduğu bilinen bölgeleri görmektedir.

 

Şu ana kadar elde edilen sonuçlara göre, daha geniş içerimler sadece Suriye'nin güneyiyle sınırlı değil ve Şam'ın güney kırsalındaki ve Guta bölgesindeki silahlı grupların moral seviyesini ve kabiliyetlerini de etkiliyor. Militanların ordu ve müttefikleri tarafından başlatılması beklenen yeni operasyonlar dalgasına hazırlık olarak yeniden toplanmaya çalıştığı düşünüldüğünde, güneydeki taarruzun bu bölgelerin militanlarından kurtartılması için başarı şansını arttıracağına dair göstergeler bulunuyor.

 

Ürdün kralının kafa karışıklığı

 

Öte yandan Ürdün'deki savaş odası alışılmamış bir alarm durumunda. Aynısı, Golan'daki düşman kuvvetler için de söylenebilir.

 

Amman'da rejim, olanlarda bir dahli olmadığı yönündeki iddiasını yineliyor. Suriye'nin güneyinde olanlar konusunda elinin temiz olduğuna dair mesajlar veriyor.

 

Şam'daki üst düzey yetkililere göre Suriye liderliği bilgelikle hareket ediyor ve Ürdün'deki hükümetin Batı'dan ve bazı Arap devletlerinden yoğun baskı gördüğünü dikkate alıyor, ancak bu yetkililer, liderliğin daha fazla sessiz kalamayacağını ve krallık hükümetinin özellikle sahada olanlar konusunda verdiği naif cevapları kabul edemeyeceğini söylüyor. Şam'ın, militanların eğitilmesi ve silahlandırılması da dahil olmak üzere Ürdün topraklarında olanlar konusunda pek çok defa ayrıntılı ve belgelere dayanan bilgiler sunduğu aktarılıyor, ancak Ürdün bu iddiaları reddetti. Eğitim kamplarının adı verildiği zaman bile kraliyet mahkemesi, kampların Ürdün ordusuna ait olduğunu iddia ederek yanıt verdi.

 

Elbette Suriye'nin veya direniş eksenindeki partilerin Ürdün hükümetinin eylemleri karşısında sessiz kalması artık mümkün değildir; özellikle de askeri taarruza paralel olarak geçen birkaç haftada olanların, Ürdün'ün salt bir “koridor” olmanın ötesinde bir işlev gördüğünü ve daha ziyade Suriye'ye saldırıda tam anlamıyla ortak olduğunu ortaya koymasından bu yana. Ürdün tarafında, Havran'da bulunan silahlı gruplara tam destek ve bölgeye doğrudan müdahale etmek yoluyla Havran'ı kontrol etme rüyasında ifadesini bulan “ahmakça tutkular” ortaya çıktı. 

 

Her ne kadar krallık politikalarına karşı çıkan sesler Ürdün'de bir iç çatışma düzeyine ulaşmasa da, olayların gidişatı zaman içerisinde, hükümet ve halk üzerinde doğrudan baskıya dönüşebilir, zira direniş ekseninin kararı taktik amaçlı değildir. Ötekilerin tarafsızlığı iddiasında değildir; bilakis, şu anda çatışma bölgeleri dışındaki herhangi bir tarafla bir çatışma arayışında olmayan direniş ekseni, militan grupların bu aşamada ve bir sonrakinde ilave destek alacağı temeli üzerinde hareket etmektedir.

 

Destek, Ürdün'deki savaş odasından, kral rejiminden ve İsrail ordusundan ortak şekilde geliyor. Akabinde direniş ekseni bu bölgedeki planlarını geri çekmeyecek ve silahlı gruplar üzerinden Şam'a basınç uygulamaya çalışan taraflarla en iyi nasıl uğraşılacağını hesaba katacaktır.

 

İsrail kaygılı: Ne yapılmalı?

 

Düşman tarafında, varlığının stratejik güvenliğiyle ilgili ilave bir kaygı derecesi bulunuyor. İşgal güçleri, konuşlandığı bölgelerden birkaç kilometre ötede yeni bir stratejik durumun ortaya çıktığını hissediyor.

 

Gerçekte bu, en son askeri saldırıyla değil, bundan bir süre önce başladı. İsrail'in Kuneytra'da Hizbullah üyelerine ve bir İranlı generale düzenlediği saldırı, bunu test etti.

 

Direnişin Şebaa çiftliklerinde verdiği yanıtı, arkasından da Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın bütün mevcut angajman kurallarının hükümsüz olduğunu ilan etmesini, şimdi güneyde gerçekleşen yeni taarruz izledi. Bütün bunlar düşmana, direniş ekseninin bu bölgedeki sahada yeni olgular yaratma girişimini sessizce izlemeyeceğini ve direnişin, militan gruplardan bile gelecek oldubittileri kabul etmeyeceğini söylemiş oluyor.

 

Kuvvetlerini bu bölgeye yönlendiren direniş ekseni, düşmanın bütün taraflar açısından özel zorluklar yaratacak şekilde yeni bir ahmakça eyleme girişmesinin güçlü bir ihtimal olduğu gerçeği temelinde hareket ediyor. Bu tür meydan okumalar, kuzeyde İsrail ile karşıt güçler arasındaki cepheyi yeniden kızıştırabilir.

 

Yeni olan şey ve İsrail'in bildiği ve korktuğu şey, kuzeyin artık birbirinden ayrı bir dizi coğrafi ve askeri bölge değil, yakın askeri, siyasi ve güvenlik işbirliği bulunan tek bir bitişik cephe olduğudur.

 

Bu bağlamda, bölgedeki direniş ekseni güçlerinin giriştiği eylem, direnişin düşman oradayken daha da ısınması beklenen mevcut muharebenin bağlamını anladığının operasyonel bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu bağlam, Lübnan sınırında 2000-2006 yılları arasında olana da, 2006'dan 28 Aralık 2014'e kadar olana da hiç benzemiyor.

 

Bu daha ziyade, ister doğrudan, ister silahlı grupların içindeki ajanları aracılığıyla vekalet tarzında olsun, İsrail'in her türlü hareketiyle yüzleşmeye tam operasyonel hazırlığın bulunduğu bir bağlamdır. Sözü edilen karşı karşıya geliş, İsrail'in son kırk yıldır kuzey sınırlarına aşina olmasından kaynaklanan geleneksel kısıtlamalarla sınırlı olmayacaktır.

 

İşgal güçleri için yeni büyük zorluk, bu bölgede sahada meydana gelen gelişmelerle nasıl baş edeceği ve bunun, 1973 sonrasında ortaya çıkan angajman kurallarıyla nasıl bir ilişkisinin olacağı ile ilgilidir.

 

Daha önceden ve geçen iki yıl boyunca İsrail, şiddetle tampon bölgeyi savundu. UNDOF barış gücünün çekilmesiyle İsrail, Suriye ordusunun hareketleri karşısındaki caydırıcılık denklemini empoze etmeye yöneldi. Ne zaman Suriye ordusu uçakları 4 km'lik bölgeye yaklaşsa veya topçu silahları bu ateşkes anlaşmasının ortaya koyduğu parametrelerin dışına çıksa, düşman doğrudan eyleme yöneldi. Bir Suriye askeri uçağını ve bölge üzerinde uçan, Suriye ordusuna ve direnişe ait iki keşif uçağını düşürdü. İsrail güçleri aynı zamanda bölgedeki Suriye ordusuna ait tabyaları top ateşine tuttu.

 

Şimdi soru şu: Saha çatışmasının Suriye ordusunun ve müttefiklerinin, militanların aktif olduğu işgal altındaki Golan sınırı yakınlarındaki bölgeye ağır silahlar ve topçu birlikleriyle ilerlemesini gerektirmesi halinde İsrail ne yapacak? Düşman, bu güçlere saldıracak mı? Direniş güçlerinden derhal yanıt gelmesi ihtimalini düşünecek mi? Düşman, ilk bakışta kontrol altına alınmış görünen, ancak nasıl evrileceğini kimsenin öngöremeyeceği bir çatışmaya hazır mı?

 

www.medyasafak.net

 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg