slogan
  • Ana Sayfa »
  • ANALİZ »
  • Fua ve Keferya’da anlatılmayan acı: NATO teröristlerinin kuşatması altındaki iki Suriye köyü (1)
     

Fua ve Keferya’da anlatılmayan acı: NATO teröristlerinin kuşatması altındaki iki Suriye köyü (1)

21 Ağustos 2015 Cuma

Ancak şirket medyası bu yaşananlara ancak gözünün ucuyla baktı, zira Batı destekli “ılımlıların” işlediği katliamlar medyada haber yapılmayı hak etmez, savaş gündemine uymaz.

 

Fua ve Keferya'da anlatılmayan acı: Suriye'nin kuzeydoğusunda, NATO'nun teröristlerinin kuşatma ve saldırısı altındaki iki Suriye köyü

 

Eva Bartlett

 

Counterpunch.org

 

 

Rimas el-Nayif, NATO destekli teröristlerin 10 Ağustos 2015 günü Suriye'nin kuzeybatısındaki Fua köyüne düzenledikleri havan topu saldırısında ölen en az beş çocuktan biriydi. El Nusra Cephesi'nin (Suriye El Kaidesi'nin) ve öteki terörist grupların, İdlib'in hemen kuzeyindeki Fua ve komşu Keferya köyüne fırlattıkları 1,500'e yakın roket ve havan topu neticesinde 25 sakin daha hayatını kaybetti.  Yalnızca o gün içinde çok daha fazla sayıda insan da yaralandı. Ancak şirket medyası bu yaşananlara ancak gözünün ucuyla baktı, zira Batı destekli “ılımlıların” işlediği katliamlar medyada haber yapılmayı hak etmez, savaş gündemine uymaz.

 

Saldırı bir dizi örgüt tarafından, temel olarak da El Nusra, Fetih Ordusu, Ahrarüşşam ve yanısıra şemsiye örgütü İslami Cephe'de yer alan başka “ılımlı” gruplar tarafından düzenlendi.

 

Crescent International şunları aktardı: “Roket yağmuru yoğunlaştı; Batı'dan, Suudilerden ve Türkiye'den tedarik edilen 500 kg roket köylere fırlatılırken, açıkça buraları ele geçirme amacıyla köylere baskınlar düzenlendi.”  

 

İdlib'in 10 km'den daha az kuzeydoğusunda kalan köyler, El Nusra'nın ve bağlaşıklarının 4 yıldan uzun zamandır sürdürdüğü abluka nedeniyle zaten büyük acılar çekti.

 

Mart ayı sonlarına kadar köy sakinleri – her ne kadar militan gruplar tarafından kuşatılmış olsalar da – halen bir erişim yoluna, dolayısıyla da hayatta kalmalarını sağlayacak tedarik kanallarına sahipti. Militanların Mart ayı sonunda İdlib'i işgal etmesiyle beraber Suriye Arap Ordusu bu ildeki üslerden güçlerini çekmek zorunda kaldı. Fua ve Keferya tamamen tecrit oldu.

 

Beyrut'ta bulunan adalet aktivisti Meryem Muhammed, köylerdeki insanlarla temas kuruyor ve çaresiz durumla ilgili yayın yapan az sayıda Arap medya kanalını ve haber sitesini  (El-Mayadin, El-Menar, Es-Sefir) takip ediyor. 11 Ağustos günü, yaklaşık 40 bin kişinin kuşatma altında olduğu köylerdeki durumu yazdı:

 

“Kuşatma 138 gündür sürüyor; su yok, elektrik yok, iletişim yok, ilaç-gıda tedariği yok. Ve teröristler neredeyse her gün sakinlere roket saldırıları düzenleyip onlarca şehit ve yaralı bırakırken, yaralılar çoğu zaman tedavi göremiyor.

 

Temmuz 2015'in son haftasında teröristler iki köye,  “Keferya ve Fua'yı kurtarma savaşı” adını verdikleri birleşik bir saldırı düzenledi ve o tarihten beri roket saldırıları daha sık ve daha saldırgan hale geldi.  

 

Nitekim Suriyeli gazeteci Alaa İbrahim'de 21 Temmuz günü şunları aktarıyordu: “Keferya ve Fua kasabalarına bugün 450 roket ve projektille saldırı düzenlendi ve saldırının başından bu yana olan toplam rakam  1,000'e ulaştı. Buna rağmen, savunma halindeki yerel halk milisleri mevzilerini koruyor ve bazen ilerleyip saldırganlara tuzaklar kuruyor. Fua'yı savunanlar arasında İranlılar veya başkası yok, ama saldırganlar dünyanın her köşesinden.”

 

Meryem Muhammed 11 Ağustos günü şunları yazdı:

 

“Dün, Suriye krizinin başlangıcından bu yana teröristlerin Keferya & Fua'ya düzenlediği en vahşi saldırı düzenlendi. Sakinler, 1,500'den fazla havan topunun mahallelerini vurması sonucunda 22 sivilin (çoğu çocuk) şehit olduğunu, onlarcasının da yaralandığını duyurdu. Ayrıca köylerin altına kazılan bir tünel 15 patlayıcıyla dolduruldu ve  patlatıldı.

 

Son olarak, vücuduna patlayıcılar sarmış bir intihar bombacısının kendini havaya uçurması sonucunda başka masum siviller de yaralandı.”

 

İdlib'den Suriyeli bir gazeteci olan Sair Eslim, köyleri kimin savunduğunu ve Hizbullah desteğinin niteliğini açıklığa kavuşturdu:

 

“Keferya ve Fua kasabalarındaki savaşçılar, buraların sakinleri. Bilinmeyen sayıda Hizbullah üyesi ise sahada askeri danışmanlık sunuyor. ”

 

Kişisel bir dostum – Beyrut'ta okuyan bir Keferya sakini – kuşatma ve saldırı altındaki ailesinden güncellemeler gönderdi. Ailesini teröristlerin hedefi haline getirmemek için, ona sadece geldiği köyden hareketle “K” diyeceğim.

 

“Suriye Arap Ordusu bölgeye ulaşamıyor; orası çok uzak, Hama vilayetinin sınırından yaklaşık 80 km uzakta. Elimizdeki tek savunma gücü köylüler. En başından itibaren, “ÖSO” ve öteki militan gruplar bize saldırdığı zaman, insanlar tüfeklerlerle, ellerinde ne varsa onunla kendilerini savundu. 2012 yılında halk, kendilerini savunmak üzere makineli silahlar edindi.

 

Köylüler kontrol noktaları kurdu. Militanlar her hafta, insanların savunmasız durumda olup olmadığını görmek için saldırdı. Köylere roketler attılar. Başlangıçta sadece havan topları vardı, sonra daha büyük toplar kullanmaya başladılar. Daha sonra ise, tüp gazı kapsüllerini “cehennem topları” denilen bombalar olarak kullanmaya başladılar.

 

Fua'nın birkaç kilometre güneyindeki Binniş'ten, 2 km kadar kuzeydeki Ma'rat Mesrin'den ateş açıyorlar; bir süre önce de 8 km kadar uzaktaki İdlib merkezinden köye roketler attılar.  

 

Fakat insanlar hâlâ kendilerini ellerinden geldiği şekilde savunuyorlar. Bunu son şehitlerden görebilirsiniz: biri öğretmen, diğeri üniversite öğrencisi, biri mühendis, bir başkası şeyh… Öldürüldükleri zaman hepsi de kasabalarını savunuyordu.”

 

 

Stratejik önem?

 

Sair Eslim'e göre: “Ahrarüşşam, Zabadani'deki savaşçıları üzerindeki basıncı, Keferya ve  Fua sakinlerini boğarak hafifletmek istiyor. Bu, onları yüzlerce füzeyle hedef almak ve tanklarla ve zırhlı araçlarla doğrudan saldırılar düzenlemek suretiyle yapılıyor. El Nusra da intihar saldırıları ve bombalı araçlarla buna katılıyor. Fakat bütün bu saldırılar, iki köyde halk komitelerini oluşturan yerel sakinlerin direnci sayesinde köylere girmek üzere herhangi bir ilerleme kaydetmeyi başaramadı.”

 

Suriye'de teröristler için güvenli bölge” başlıklı haberinde İyad Huder, Fetih Ordusu'nun hem Türkiye'den hem de Suudi Arabistan'dan doğrudan destek aldığını ve liderlerinden birinin bir Suudi olduğunu belirtti: Suriye bölgelerini “özgürleştirmede” Alevileri yok etme yemini eden Abdullah el-Museyni.  Huder ayrıca bu “ılımlıların” İdlib'deki başarılarını “dünya çapındaki Müslümanlara ve İslam Devleti'nden kardeşlere” ithaf ettiğini belirtti.

 

Huder şunları vurguladı: “Onlar, konuşmalarında Keferya sakinlerinden köyün ‘işgalcileri' diye bahsediyor ve ‘bu iki köy yerleşim birimleri gibi' şeklinde ifadeler kullanıyor. İşgal altındaki Filistin'deki Siyonist yerleşimcilerle karşılaştırıyorlar! Bu, Müslümanları bölmeyi ve onları Filistin davasından uzaklaştırmayı amaçlayan büyük hilenin parçası.”

 

 

Ateşkesin Siyonist tarzda bozulması

 

 

İsrail'in geçmişte defalarca yaptığı gibi, NATO destekli militanlar da 48 saat sürmesi beklenen 12 Ağustos tarihli ateşkesi, ilan edilmesinden yalnızca iki saat sonra bozdu; Keferya ve Fua'yı top ateşine tuttu ve 3 sivilin ölümüne, daha fazlasının yaralanmasına yol açtı.

 

Şirket medyasında tecrit edilmiş köylerden bahsetmeye tenezzül eden çok az sayıda haberden birinde Reuters, 12 Ağustos tarihinde şunları yazdı (Keferya ve Fua'dan neredeyse sonradan akla gelmiş bir düşünce gibi bahsediliyordu) :  

 

“Hizbullah'a yakın El-Menar, Zabadani'deki askeri operasyonların durması için bu sabah saat 6'da bir ateşkesin başladığını aktardı. Ateşkes, İdlib kırsalındaki Fua ve Keferya köylerini de içeriyor.”

 

14 Ağustos günü Al Masdar News, Şam'ın yaklaşık 45 km kuzeybatısında bulunan ve Lübnan sınırına yakın olan Zabadani'daki çatışmalara dair güncelleme yaptı:  

 

“Son 38 gündür Zabadani, Suriye Arap Ordusu'nun 63. Tugayına bağlı, prestijli 4. Mekanize Birlik'in ve Hizbullah'ın kuşatması altında. Bu durum, Ahrarüşşam hareketinden ve Suriye El Kaidesi “El Nusra Cephesi”nden İslamcı isyancıları, çok az seçenekle, zorlu bir durumda bıraktı.  

 

Zabadani'ye yönelik bu hücumun ilk günlerinde Hizbullah ve Suriye Silahlı Kuvvetleri İslamcı isyancılara iki seçenek bıraktı: silahlarını bırakıp teslim olmak veya son adamlarına kadar savaşmak… Dün 40 İslamcı isyancı Zabadani içinde Suriye Silahlı Kuvvetleri'ne ve Hizbullah'a teslim oldu; ancak 300'den fazla militan, halen Mahata ilçesinde yerleşik halde.”

 

Meryem Muhammed 13 Ağustos günü, Keferya ve Fua içinden kaynakların şunları aktardığını yazdı:

 

“Dün sabah saatlerindeki saldırıda üç sivilin öldürülmesi sonrasında mahalleler gün boyu aralıklı havan topu saldırılarına tanık oldu. Yerel kaynaklar, ‘Öğleden sonra iki havan topu mahalleyi vurdu ve Ma'rat Mesrin tarafından silah sesleri geldi. Daha sonra akşam saatlerinde yemek yediğimiz sırada, saldırılar nedeniyle yine banyolara sığınmak zorunda kaldık' şeklinde konuştu. İki köyde, sığınak bulunmuyor.” 

 

K, bir ateşkes anlaşması hazırlama çabaları konusunda şu gözlemlerde bulundu:

 

“Türkiye, grupları birleştirebiliyor. Geçen Mart ayında İdlib'e düzenlenen büyük saldırı öncesinde, Fetih Ordusu'nu kurmak üzere pek çok grubu birleştirdiler. Bu yüzden eğer gerçek bir ateşkes istiyorsanız, efendileriyle temas kurmanız gerekir.”  

 

Suriyeli gazeteci İyad Huder de benzeri şekilde şunu söyledi: “Türkiye ve Suudi Arabistan'ın bu ateşkesin hazıranmasındaki rolü, bir kez daha, onların ana akım medya tarafından ‘Suriyeli isyancılar' diye adlandırılan terörist gruplar üzerindeki yönetim gücünü kanıtlıyor!”

 

15 Ağustos günü Meryam Muhammed, kuzeybatıdaki iki köyün durumu hakkında güncellemeye gitti:

 

“Ahrarüşşam resmi olarak, Keferya-Fua / Zabadani anlaşması konusunda İranlılarla yürütülen müzakerelerin çöktüğünü ilan etti, bu yüzden de iki köyü kuşatma altına alan terörist gruplar, top ateşlerine yeniden başladı.  Keferya'dan kaynaklar, silahlı milislerle köyleri korumakla görevli insanlar arasında çatışmaların yaşandığını aktardı ve ateşin sert ve sürekli olduğunu vurguladı.”  

 

K ayrıca, iki şehidin daha olduğunu belirtti. “Fadi Esad ve kızı Rimas.”

 

Meryem Muhammad'in 16 Ağustos tarihli haberinde şunlar okunuyordu:

 

“Resmi haberler, terörist grupların bu sabah Keferya ve Fua'ya ağır top ateşleriyle düzenlediği büyük çaplı saldırıda sert çatışmaların yaşandığını aktardı. Cumartesi gecesi (15 Ağustos) bir saldırı düzenlenmişti ve Pazar sabahı yeniden başladı; kaynaklar da havan topu ateşinin bütün gece boyunca devam ettiğini aktardı.”  [15 Ağustos saldırısının videosunda,  “cehennem topları” adı verilen gaz kapsüllerinin ateşlendiği görülebilir.]

 

Muhammed'e göre, o günkü terör saldırılarında köylülerden dört kişi daha öldürüldü.  

 

17 Ağustos Pazartesi günü  Meryem Muhammed'in yaptığı son güncellemede şunlar belirtildi: “Bir Fua sakinine göre Pazar gecesi itibariyle, ateşkesin çökmesini izleyen 48 saat boyunca iki köye atılan havan toplarının sayısı 2,500'e ulaştı; ikisi çocuk olmak üzere 10 sakinin daha ölümüne, 40'ının da yaralanmasına yol açtı.” Bu, şehit sayısını Temmuz'un son haftasından bu yana en az 41'e, Mart sonundan bu yana ise en az 130'a yükseltti.

 

 

Çev: Selim Sezer

 

www.medyasafak.net  

Öne Çıkan Haberler

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg

ÖZEL: FHKC Siyasi Büro Başkanı Semir Loubani, Filistin

C7rqqs3XQAEqSTZ.JPG

ÖZEL: Enis Nakkaş Medya Şafak'a konuştu

thumbnail_17424786_10155120138019666_3732111168710872410_n.jpg