slogan
  • Ana Sayfa »
  • ANALİZ »
  • Teyit edildi: Fransa hükümeti, aşırıcıları Paris’teki terörist saldırıdan ÖNCE biliyordu
     

Teyit edildi: Fransa hükümeti, aşırıcıları Paris’teki terörist saldırıdan ÖNCE biliyordu

19 Kasım 2015 Perşembe

Ve yalnızca Suriye çatışmasının orta yerinde çeşitli grupların elinde tuttuğu bölgelerin ayrıntılarını ortaya koyan haritalara bakıldığı zaman bile, IŞİD’in herhangi türden bir “devlet” olmadığı, NATO üyesi Türkiye topraklarından çıkıp gelen bir istila topluluğu olduğu, başlıca besleme koridorunun Türkiye-Suriye sınırı üzerinde olduğu açıkça görülebilir.

 

 

Tony Cartalucci

 

Global Research

 

 

Öngörüldüğü ve daha önceden aktarıldığı üzere, Paris'in merkezinde benzeri görülmemiş bir saldırı gerçekleştirip 100'den fazla insanı öldüren ve yüzlercesini yaralayan teröristler, Fransız güvenlik kuruluşları tarafından saldırı gerçekleştirilmeden önce biliniyordu.

 

İngiltere'de yayınlanan Daily Mail gazetesi,  “IŞİD katillerinin peşinde: Teröristlerden biri ‘yetkililerin tanıdığı Fransız' olarak tanımlandı, ikisi Suriye ve Mısır pasaportu taşıyor” başlıklı makalesinde şunları yazdı:

 

“Yerel medya haberlerine göre, Paris'te önceki gece gerçekleşen saldırılara karışan teröristlerden biri, resmi olarak bir Parisli olarak tanımlandı.

 

Bataclan'da ölen bu kişi parmak izlerinden tanımlandı ve Paris'in güneyindeki Courcouronnes mahallesinden.

 

Fransız haberleri, 30 yaşlarındaki adamın önceki gece gerçekleşen saldırılardan önce Fransa'daki terörle mücadele görevlileri tarafından halihazırda bilindiğini söylüyor.” (vurgular bize ait)

 

Benzer şekilde Ocak 2015'te, 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan “Charlie Hebdo saldırısı”nın ertesinde Fransız güvenlik kuruluşlarının failleri neredeyse on yıl boyunca takip ettiği, en az birini iki kez gözaltına aldığı ve bir kez tutukladığı, bu kişilerin bilinen terör örgütleriyle birlikte eğitim aldıkları ve muhtemelen onlarla yan yana Suriye'de savaştıkları dönemde, Fransız topraklarına dönünceye kadar onları deniz aşırı izledikleri ortaya çıkarılmıştı. Şaşılacak şekilde Fransız güvenlik kuruluşları hiçbir zaman üzerlerine gitmedi ve on yıl boyunca onları izledikten sonra, tam da onların büyük finali planlamak ve uygulamaya geçirmek için ihtiyaç duydukları süre boyunca dosyalarını kapamaya karar verdiklerini iddia etti.

 

Daha fazla savaş ve daha fazla denetim fayda vermez

 

Şimdi, “Charlie Hebdo saldırısı” sonrasında benzer bir senaryo ortaya çıkıyor: Fransız güvenlik kuruluşlarının aşırıcıları bildiği, ancak son yasaların kendilerine sağladığı ileri denetim yetkileriyle bile yeni bir büyük saldırı düzenlemeden onları durduramadığı bu senaryoda, öyle görünüyor ki yabancı militanlar ne kadar takip altına alınırsa alınsın, bu yönelim bizzat Fransız hükümetinin durdurma niyetinde gibi görünmediği bir terör sorununu ortadan kaldırmayacaktır. Sorun, Fransa'nın göçmen yasaları değildir: Fransa'da tehlikeli insanlar var, ancak onlar Fransız güvenlik kuruluşları tarafından izleniyorlar. Sorun Suriye değildir: teröristler oraya savaşmaya gittiler, Fransa'ya dönmeden önce ölümcül yetenekler ve bağlılıklar edindiler, fakat onlar da Fransız güvenlik kuruluşları tarafından izlemeye alındılar. Bilakis sorun, Fransız güvenlik kuruluşlarının, Fransız toplumunun orta yerinde yaşadığı, çalıştığı ve aşikar şekilde komplolar hazırladığı bilinen bu tehlikeli kişiler hakkında hiçbir şey yapmamasıdır. Önümüzdeki saatlerde ve günlerde Fransız hükümeti ve onun Suriye'ye karşı yürütülen vekalet savaşındaki ortakları olan çeşitli komplocular, Fransa'yı ve Avrupa'nın geri kalanını karşı karşıya oldukları terör tehdidinden kurtaracağını iddia ettikleri bir eylem planı önereceklerdir. Ancak gerçek şu ki, sorun Fransız hükümetinin çözebileceği bir şey değildir, çünkü bariz bir şekilde sorun, Fransız hükümetinin kendisidir.

 

Paris saldırılarının arkasında IŞİD var, peki IŞİD'in arkasında kim var?

 

Sözde “İslam Devleti” (IŞİD) adını taşıyan örgütün saldırının arkasında olduğu ortaya çıkarken, sorulması gereken soru şudur: IŞİD'in arkasında kim var? Batı, terörist örgütün neredeyse mitolojik becerilere sahip olduğunu, İran ve şimdi Rus ordusu tarafından desteklenen Suriye'ye, Irak'a, Lübnan Hizbullahı'na karşı savaş operasyonları yürütebilen ve bu esnada yerküre çapında büyük çaplı, yüksek profilli terörist saldırılar düzenleyebilen bir örgüt olduğunu iddia etse de, IŞİD'in devasa düzeyde çok uluslu devlet desteği aldığı açıktır.

 

IŞİD'in yükselişi 2007 gibi erken bir tarihte Pulitzer ödüllü gazeteci Seymour Hersh'ün 9 sayfalık “Yeni Yönelim”  raporunda aktardığı röportajlarda ortaya konulmuştu. Röportajlar, Amerika'nın eski ve en sıkı müttefiklerinden olan Suudi Arabistan üzerinden para ve finansman aktarılması yoluyla, mezhepçi aşırıcıların – özel olarak da El Kaide'nin – kullanılması üzerinden Suriye hükümetini istikrarsızlaştırmayı ve yıkmayı hedefleyen bir planı açığa çıkarıyordu.

 

Daha yakın tarihli bir metin olan 2012 tarihli ABD Savunma İstihbaratı Teşkilatı (DIA) raporu (.pdf) ise şunları kabul ediyordu:

 

“Eğer durum çözülürse, Doğu Suriye'de (Haseke ve Deyri Zor) ilan edilmiş veya fiili bir Selefi Emirliği'nin kurulması fırsatı doğacaktır ki bu tam da muhalefeti destekleyen güçlerin, Şii yayılmasının (Irak ve İran) stratejik derinliği olarak görülen Suriye rejimini tecrit etmek için istediği şeyin kendisidir.”

 

DIA raporu, bu “destekleyici güçlerin” tam olarak kimler olduğunu da sayıyordu:

 

“Batı, Körfez ülkeleri ve Türkiye muhalefeti destekliyor; Rusya, Çin ve İran ise rejimi destekliyor.”

 

Ve yalnızca Suriye çatışmasının orta yerinde çeşitli grupların elinde tuttuğu bölgelerin ayrıntılarını ortaya koyan haritalara bakıldığı zaman bile, IŞİD'in herhangi türden bir “devlet” olmadığı, NATO üyesi Türkiye topraklarından çıkıp gelen bir istila topluluğu olduğu, başlıca besleme koridorunun Türkiye-Suriye sınırı üzerinde olduğu açıkça görülebilir. Suriye kasabası Ad Dana ile Fırat Nehri'nin batı yakası arasında kalan bu besleme koridoru şimdi giderek daralmaya başlamıştır. 

 

Nitekim, Batı'nın Suriye hükümetini devirme ve vekil gücünü kurtarma çabalarının şimdi Suriye-Rusya ortak askeri operasyonlarıyla büyük ölçüde kırılması sonucunda kendini gösteren umutsuzluk, bu koridorun ölçeğinin ve dayanıklılığının azalmasıyla doğru orantılıdır.

 

Daha geçen hafta Suriye kuvvetleri, yıllardır kuşatma altında olan Kuveyris askeri havaalanının kontrolünü yeniden tesis etti. Havaalanı Fırat'a yalnızca 20 mil mesafede ve Rus hava gücüyle desteklenen Suriye kuvvetlerinin Suriye'nin kıyı şeridinden Türkiye sınırına doğru ilerlemesiyle, IŞİD'i Suriye'nin derinliklerine hapsedecek birleşik bir cephe meydana geliyor.

 

Eğer IŞİD'in kuzeydeki besleme hatları kesilirse, örgütün başka türlü izah edilemeyecek olan savaşma kapasitesi büyük darbe alacaktır. Batı'nın “rejim değişikliği” fırsatı kapısı hızla kapanıyor ve belki de Fransa, son bir çırpınışla kapanmasını önlemek istediği pencerenin altına, kendi yurttaşlarının dökülmüş kanını ve parçalanmış bedenlerini sıkıştırdı.

 

Gerçek şu ki Fransa “Charlie Hebdo” saldırganlarını biliyordu, son Paris saldırısını gerçekleştirenleri önceden biliyordu ve muhtemelen vurma fırsatını bekleyen başkalarını da biliyor. Bu bilgiyle öylece duruyor ve hiçbir şey yapmıyorlar. Dahası, öyle görünüyor ki Fransa hükümeti Fransa'yı güvende tutmak yerine, bizatihi bu bilgiyi kendi halkının algısına karşı, dışarıdaki jeopolitik gündemini ilerletmek için silah olarak kullanmayı seçmiş.

 

Eğer Fransa halkı sınırları içindeki bu mükerrer terörist saldırılardan sorumlu olanlara karşı güçlü bir duruş sergilemek istiyorlarsa, işe ilk olarak saldırıları bilen ve hiçbir şey yapmayan insanlarla başlayabilirler. Ne tesadüf ki bunlar aynı zamanda IŞİD'in ortaya çıkmasına yardım etmiş ve bugüne kadar hayatta kalmasını sağlamış insanlardır.

 

 

www.medyasafak.net

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg