slogan
     

Hizbullah'tan sonra... Sıra Hamas'a mı geldi?

20 Mart 2016 Pazar

Suudi Arabistan destekli Körfez İşbirliği Konseyi'nin, Hizbullah'ı terör örgütü listesine almasının üzerinden henüz birkaç gün geçmeden, Mısır yönetimi de benzer bir girişimde bulundu.

 

 

Alwaght

 

 

Suudi Arabistan destekli Körfez İşbirliği Konseyi'nin, Hizbullah'ı terör örgütü listesine almasının üzerinden henüz birkaç gün geçmeden, Mısır yönetimi de benzer bir girişimde bulundu. Mısır İçişleri Bakanı Mecdi Abdulgaffar, ülkesinde yaşanan bir suikast girişimi hakkında yaptığı basın açıklamasında, Hamas hareketini suçlayarak, "Başsavcı suikastı yurt dışında hazırlanmış bir eylemdir, Müslüman Kardeşler terör örgütü üyeleri, içeride Hamas hareketi ile birlikte operasyonu yürütmüştür" ifadelerini kullandı.

 

Mısırlı yetkilinin bu yeni hamlesi, Suudi mevkidaşı ile farklı şekillerde görünen ancak aynı içeriğe sahip, Direniş Eksenini hedefine alan sert bir kampanyaya hizmet ediyor. Ancak, Batının bir dizi savaşı doruk noktasına çıkaran ve bu eksende gücünü, bağışıklığını ve etkisini arttırmayan terör listesi fiyaskosundan sonra bu kez terör listesi Arapların kapısına geldi.

 

Mısır'ın Filistin hareketine yaptığı bu saldırı, ilk kez gerçekleşmiyor. Mısır, daha önce de Hamas'ın ülkede yasaklı bir hareket olması için aynı kapıyı çalmıştı. Hamas, mahkeme kararıyla terörist bir hareket olarak kabul edilmiş, ardından karar iptal edilmişti. Bu olay da aynı şekilde direniş ekseninde yer alan Hamasçılara karşı düzenlenmiş, İsrail varlığından başkasına hizmet etmeyen bir girişimdir. Her ne kadar Sisi liderliğindeki Mısır yönetimi, siyasi istihdamı tümüyle Müslüman Kardeşler aleyhinde yürütse de, yine de Müslüman Kardeşler mevcut yönetim için en büyük rakip konumunda yer alıyor.

 

Belki de Mısır, iç hesaplarının tasfiyesi için istihdam çerçevesinde bölgesel koşullardan faydalanabilmek için uğraşmıştır. Ne var ki olanlar bazı gerçeklere işaret ediyor. özet olarak söylemek gerekirse bu gerçekleri şu 5 madde ile sıralayabiliriz;

 

Birincisi: Riyad siyasetini takip eden Mısır'ın politikası, cumhurbaşkanlığı istendiği vakit ters tepecektir. Suudi Arabistan ise, Hizbullah'a yönelttiği terör örgütü suçlamasıyla "Arap Birliğinde" fiyasko yaşadı. Birlikteki ülkeler, arka arkaya suçlamadan vazgeçti.

 

İkincisi: Arap halkları, İsrail varlığına karşı direnişin yanında durduğunu daha önce kanıtlamıştı. Bu bağlamda Mısır'ın Netanyahu hükümetine gümüş tepsi ile sunduğu bu hamlesi (Hamas'ın terörist ilan edilmesi) ülke içinde büyük bir kesimin tepkisini toplayarak başkanlığı kaybettirecek bir depreme yol açabilir. Öyle ki merhum Mısır lideri Cemal Abdunnasır'ın kanı hala ülkenin damarlarında dolaşıyor.

 

Üçüncüsü: Mısır yargısı, siyasette büyük paya sahiptir. Bu bağlamda şu ya da bu parti hakkındaki birçok hüküm, ülke hükümetinin çıkarları ve pozisyonu doğrultusunda verilir. Belki de Mısır içişleri bakanını, herhangi bir delil olmaksızın Hamas'ı terör olayına karışmakla suçlamasına iten sebep budur.

 

Dördüncüsü: Bu hamle, Mısır Onur Konseyi tarafından üyeliği düşürülen ve ülkede  birçok çok tartışmalara sebep olan milletvekili Tawfik Okasha'nın, İsrail büyükelçisi ile görüşmesinden birkaç gün sonra geldi. Bu olay Mısırlılar ve İsrail varlığı arasındaki düşmanlığı teyit ediyor. Peki Mısır hükümeti, iç siyasete tepki olarak ülke caddelerine dökülmeye alışık bir halk ile savaşın ortasına kendini koymak ister mi? Peki bu hamle (Hamas'ın terörist kabul edilmesi) terör sopasıyla Arap dünyasına girmek isteyen İsrail varlığı için büyük bir hizmet değil midir?

 

Beşincisi: Suudi Arabistan veya Mısır'ın, İsrail varlığı ile direniş aleyhinde sürdürdüğü temaslarını bu ve benzeri hamlelere sırtını dayayarak meşru göstermesi mümkün değildir. Mısır'ın son hamlesi Sisi'nin siyasi iflasın dibine sürüklendiğini ve bu durumun onu "kara kağıt"a başvurmaya ittiğini gösteriyor.

 

Lübnan direniş eksenini temsilen Hizbullah'a atılan suçlamalar ve Filistinlileri temsilen Hamas'a yönlendirilen suçlamaların arkasında, Arap halklarının zihinlerini "direnişçi terör" yalanı ile işgal etme komploları yatıyor. Henüz tamamlanmayan bölme projesi de aynı çerçevede yer alıyor. Hepsinin hizmet ettiği tek odak noktası ise, İsrail varlığıdır. Arap halkları bu yalanlar ile meşgul edilirken, İsrail ise projesini sessizce yürütüyor.

 

 

Çev: Merve Soydaş Gök

 

www.medyasafak.net

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg