slogan
     

İran’ın yaptırımlar sonrası yaşadığı patlama gerçekte nasıl gidiyor?

14 Temmuz 2016 Perşembe

Kısa yanıt, gerçekten de gayet iyi gittiğidir. Nükleer anlaşmasının imzalanmasından bu yana, yaptırımların kaldırılmasında aylar süren gecikmeye rağmen İran, doğrudan yabancı yatırım konusunda 14 Ortadoğu ülkesi içinde 12. olmaktan çıktı. Bölgesel perspektiften bakıldığında bu muazzam bir gelişme demek: İran şu anda Suudilerin ve BAE’nin hemen arkasında ve 2016 yılının henüz ortasındayız.

 

 

Jim Dean

 

 

New Eastern Outlook

 

 

Kısa yanıt, gerçekten de gayet iyi gittiğidir. Nükleer anlaşmasının imzalanmasından bu yana, yaptırımların kaldırılmasında aylar süren gecikmeye rağmen İran, doğrudan yabancı yatırım konusunda 14 Ortadoğu ülkesi içinde 12. olmaktan çıktı. Bölgesel perspektiften bakıldığında bu muazzam bir gelişme demek: İran şu anda Suudilerin ve BAE'nin hemen arkasında ve 2016 yılının henüz ortasındayız. 

 

İran, Batı'nın hiçbir zaman var olmamış nükleer silah programları hakkındaki düzmece iddialarla ekonomisinin pedallarını frenlediği canlı bir ülke. İsrail gibi ülkeler halen sessiz kalıyor ve dünyanın geri kalanına, yirmi yıldır İran'ın “bomba yapmayı” tamamlamasına bir veya iki yıl kaldığı şeklindeki iddialarının nasıl da yanlış olduğunu izah etme zahmetine girmiyor.

 

NATO veya onun önde gelen üyelerinin istihbarat kuruluşları da gizli bir nükleer silah programı hakkında herhangi bir dolaysız kanıtı masaya koyamadı. Dünyaya bu mesele hakkında A'dan Z'ye yalan söylendi.

 

Veterans Today'de bizim kendi nükleer uzmanımız vardı. 40 yıl boyunca önce Atom Enerjisi Komisyonu'nda, daha sonra da Enerji Bakanlığı'nda çalışmış olan Clinton Bastin VT'ye İran'ın nükleer programı hakkındaki iddiaların nasıl da gülünç olduğunu anlattı ve bizi, on yıl sürecek olan nükleer silah inşası için gerekli olan bütün karmaşık teknoloji adımları hakkında bilgilendirdi.

 

Bastin, bomba için gerekli nükleer malzeme üretilse bile bir sonraki dev engel olan savaş başlığı üretme ve test etme sürecinin UAEK'nın bilgisi olmadan yapılmasının imkansız olduğunu söyledi. ABD'nin casus uydularının da, bütün yeraltı tesislerinde olması gereken menfezlerden çıkan havanın ışık spektroskopisini kullanarak, silah malzemesi olarak kullanılacak uranyum üretimini tespit etme becerisine uzun zamandır sahip olduğunu belirtti.

 

Yeni bir “altına hücum”

 

Yaptırımlar yürürlükteyken İran halihazırda yapabileceği kadar fazla takas ticareti yapıyor ve bu takasları azamiye çıkartarak, ekonomisini gelecekteki yaptırımlardan koruyacak zemini hazırlıyordu. Nükleer görüşmelerinin son yılında İran'a giden uçaklar, dünya çapından gelen ve yaptırımların kaldırılmasını öngörerek yaptırım sonrası iş anlaşmaları için “ön pazarlık” yapma niyeti taşıyan işadamlarıyla doluydu. Dünya ekonomisi durgun bir büyüme ortamında bocalarken anlaşma sonrası İran pazarı, büyük altyapı projelerine dönük hapsedilmiş talep nedeniyle, Amerikan Batı'sının 1850'lerdeki “altına hücum”unun Ortadoğu versiyonu gibi görüldü.

 

2015'teki bu ilk anlaşma tartışmaları, 2016 yılının ilk çeyreğinde 22 doğrudan yabancı yatırım anlaşmasının imzalanması gibi hızlı bir toparlanma sonucunu getiren şeydir. Almanya ve Güney Kore iki büyük yatırımcı olmuştur ve bunlardan ikincisi Çabahar Serbest Ticaret-Sanayi Bölgesi'nde bir çelik fabrikası kurmak için  1.6 milyar dolar yatırmayı planlamaktadır. Bunun da 2017 Baharı gibi erken bir zamanda olması öngörülmektedir.

 

Buradaki önemli kelime “planlama”, zira ilan edilmiş çok sayıda anlaşma halen ön anlaşma niteliği taşıyor. Yatırım yapmak için kendi nakitine sahip olan ve İran enerjisinin önde gelen bir müşterisi olarak takas ticaretini genişletmek isteyen Güney Kore gibi ülkeler hızla gidebilir. Fakat her şey, özellikle de uçak sözleşmeleri gibi dev anlaşmalar için hızla değişiyor, zira dış finansmanın düzenlenmesi gerekiyor. Burada aşılması gereken çok sayıda engel var ve buna,  John Kerry'nin söylediğinin aksine, bankacıların genellikle işlem amacından kaynaklanan, bir anlaşmanın hayata geçirilmesini geciktirebilecek teknik yaptırım detaylarından endişe etmesi de dahil. Fakat iki olay şimdi bunu değiştirdi ve İran havayolu anlaşmaları bunun neden böyle olduğunu gösterecek en iyi örnekler.  

 

Havayolu anlaşmaları – belirleyici oyun

 

İlk gelen şey İran'ın büyük yolcu uçağı siparişi oldu. İran AB'den gelen ithal ürünlerin ödemesini yapacak Euro'ları kazanmak için AB'yle enerji ticaretine başlamak istediğinden bu bir sürpriz değildi. Bunun gibi büyük bir havayolu anlaşması normal olarak, ticaret dengesine karşılık olarak İran ürünlerinin satın alınmasına yönelik tartışmaları içerecektir ve en kolay kaynak enerjidir. Havayolları genellikle kiralama anlaşmalarıyla yapılandırılır; bu yüzden milyarlarca dolara yöneldiğiniz zaman kiralama şirketleri, Londra'daki Lloyds sigorta havuzunun riski yaymasına benzer bir şekilde elbirliğiyle çalışmalıdır.

 

İkinci olarak, hiçbir örtülü bankacılık yaptırımı meselesi gündeme gelmese bile arka planda hâlâ ABD Hazine'sinin koyduğu ve daha az bilinen bir engel var: en yeni uçaklara ilişkin ileri teknoloji transferlerinde ödeme alma engeli. Hazine Bakanlığı'nda bulunan, Bush döneminden kalma “arka plandaki” bir neo-con, İran'dan veya AB'den bir şeyler koparmak için bunun gibi büyük bir anlaşmayı kilitlemek üzere aktive edilebilir. Gordon Duff'un çok sevdiği ifadeyle “Dünyanın gerçek işleyişine hoş geldiniz.”  

 

İran da bu kedi-fare oyununu oynayabilir. Ben AB'nin büyük Airbus anlaşması için Boeing kenara itilirken gelişmeleri izledim ve bunun bir aldatmaca olmasından şüphelendim, zira İran ABD'deki dostlarından gerçekten de uzun vadeli bir iş kaldıracı istiyor. Bu yüzden finansman arayışı esnasında Airbus anlaşması küçük düşerken, Reuters bize ismi açıklanmayan bir kaynağın, modellerde bazı özgün analizlerle birlikte 109 uçaklık bir Boeing “ön” siparişinin yapıldığını haber verdiğini söylüyor.

 

Benim taşıdığım, İran'ın bu iki büyük uçak üreticisini birbirine karşı kullanabileceği şeklindeki şüpheler, Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in Boeing anlaşmasının Airbus'ı 118 uçak için 27 milyar dolarlık bir anlaşma hazırlaması için hızlandırabileceğini söylemesiyle doğrulanmış oldu. Zarif, “İran'la olan bağlarımızı hızlandırmayı, fakat önce Boeing'le bir anlaşma yapmamız gerektiğini düşündük” dedi.

 

Buradaki kurgunun parçası olarak İran'ın Bayındırlık ve Kentsel Gelişim Bakanı Abbas Akhoundi'nin Airbus'a “Seçme özgürlüğümüz var… A380 uçakları (jumbo jetler) alma yönünde bir yükümlülüğümüz ve taahhüdümüz yok. Başka modellere geçmek mümkün” diye bildirdi.

 

Komşularla enerji anlaşmaları

 

Takas işlemleri, demiryoluna karşı petrol şeklinde bile yapılıyor; bunun son örneği Türkiye ve İran arasında, yaklaşık 1000 km'lik demiryolu için yapılan 80 milyon Euro'luk proje oldu. İran, bir diğer büyük enerji tüketicisi olan Hindistan'dan 250,000 demiryolu malzemesi satın aldı ve bu İran'ın nasıl da ekonomisini mümkün olduğu ölçüde komşularıyla uzun vadeli anlaşmalarla sağlama bağlamak istediğini gösteriyor. 

 

İran elektriği halihazırda Irak'ın doğusuna gidiyor ve bu, talihsiz ülkenin işletmelerin yurtiçi ürünleri üretmek için gerekli enerjiyi ithal etmek suretiyle kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı oluyor. Günde yalnızca birkaç saat elektriğin olması pahalı bir imalat senaryosu meydana getirir, zira bu durumda tesisler jeneratör gücüne bel bağlamalıdır ve bu da onları rekabet edemez hale getirir. İran'dan enerji satın almak ise Irak için daha az sermaye-yoğundur ve ülkeye, IŞİD ve cihadçılarla savaşırken kasasının da kan kaybetmesi nedeniyle mali yardım sağlamaktadır.

 

İran en şaşırtıcı takas anlaşmalarından biri için yüzünü kuzeye döndü: İran ve Türkmenistan arasında, on yıl için 30 milyar dolarlık bir “gaza karşı ürün” anlaşması yapıldı. Buradaki amaç İran'ın ülke içi gaz sahalarından uzak alan kuzeydoğu vilayetlerine enerji temin etmek. Bu, İran'ı sermayeyi büyük yeni boru hattı projelerine yöneltmek zorunda kalmaktan kurtarıyor. Ancak bu proje programın gerisinde görünüyor, zira, muhtemelen Türkmenistan'ın yılda 3 milyar dolarlık İran ürünlerini ememesinden kaynaklı olarak ticaretin yalnızca bir kısmı gerçekleşebildi. İlave bir sorun ise büyük ithalatların ülke içi üreticilerin ve gerekli işlerin gelişimine köstek olabilecek olmasıdır. Bunu büyük ölçekte yapmak ustalık işidir.  

 

Bataklığın kurutulması

 

İran yaptırımları sonrası dönemde gelecekleri hakkında endişeyle ter dökenler yalnızca Boeing ve Airbus yöneticileri değil. İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Ayetullah Hameney ortalama işçi ücretlerini yedi kat aşan bütün yöneticilerin araştırılması ve  tasfiye edilmesi talimatı verdi ve bu av sadece orta düzeyli kurbanlık koyunları değil, aynı zamanda üst düzey yöneticileri de içeriyor.

 

National Wealth müdürü ve mütevellilerinin tümü, bonuslar, faizsiz krediler ve vergi kaçakçılığı gibi gelirlerini arttıracak bir dizi strateji kullandıkları tespit edildiğinden istifaya zorlandı. Bank Saderat, Refah Bank, Mellat ve Mehr bankalarının müdürleri de yasadışı yoldan yüksek ücretler aldıkları için  kovuldu.

 

Bu temizlik bir dalgalanma etkisi yapacak, dini ve sivil müfettişler sistemle oynayan başka yöneticileri arayacaktır. İran uzun süredir yolsuzlukla mücadele etmektedir ve büyük işadamı Babak Zencani'ye 2,8 milyarın üzerinde bir usulsüzlük nedeniyle idam cezası vermiştir. 

 

Bu benim epey hoşuma gitti, zira ben her zaman, on milyonlar düzeyinde bile olsa büyük usulsüzlükler nedeniyle açılan davalarda, bu kişilerin yok ettiği şahsi mali hayatlar nedeniyle idam cezasının verilmesini savundum. Büyük ekonomik yıkımın, bir caydırıcı olarak en sert cezayı hak ettiğine inandım. Orta uzunlukta hapis cezası, bütün kurbanların ailelerine saldırıdır.

 

İran için iyilikler diliyorum ve yaptırımlar sonrası ekonomik patlamanın bir açgözlü çılgınlığa dönüşmemesine izin vermemek için yürüttüğü sıkı kontrolleri selamlıyorum. Şu ana kadar görünen o ki yönetim, Batı yaptırımlarından kaynaklı tüm ekonomik mücadeleleri kazandıktan sonra, kendi üst düzey ülke içi patronları tarafından ekonominin yağmalanmasına izin vermeyecek. Şu andaki tasfiye, herkes tarafından duyulacak bir mesaj olacaktır.

 

 

www.medyasafak.net


 

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg