slogan
  • Ana Sayfa »
  • ANALİZ »
  • Musul’un kurtuluşu stratejik bir zafer olacaktır / ABD’nin operasyona katılması şüphe doğuruyor
     

Musul’un kurtuluşu stratejik bir zafer olacaktır / ABD’nin operasyona katılması şüphe doğuruyor

30 Ekim 2016 Pazar

İranlı Ortadoğu uzmanı Mesud Esadullahi, Alwaght sitesi ile yaptığı röportajda Musul’un özgürlüğüne kavuşturulma operasyonunu Felluce’nin teröristlerden kurtarılma operasyonuna benzetti ve operasyona katılan kuvvetlerin ilk önce civar bölgelerin kurtarılmasına ağırlık vereceklerini ve sonraki adımlarda da operasyonun nihai aşamasına başlamak için şehri kuşatacaklarını söyledi.

 

 

İranlı Ortadoğu uzmanı Mesud Esadullahi, Alwaght sitesi ile yaptığı röportajda Musul'un özgürlüğüne kavuşturulma operasyonunu Felluce'nin teröristlerden kurtarılma operasyonuna benzetti ve operasyona katılan kuvvetlerin ilk önce civar bölgelerin kurtarılmasına ağırlık vereceklerini ve sonraki adımlarda da operasyonun nihai aşamasına başlamak için şehri kuşatacaklarını söyledi.

 

Aşağıda röportajın tam çevirisi yer almaktadır:

 

Alwaght: Sayın Esadullahi, ilk olarak yeni başlayan Musul'u özgürleştirme operasyonu ve buna katılan güçler hakkındaki değerlendirmenizi alabilir miyiz?

 

Esadullahi: Musul'un özgürleştirilmesi süreci aşağı yukarı Felluce'nin kurtarılması gibi olacak, şöyle ki özgürleştirici kuvvetler ilk önce çevre bölgeleri kurtarmak için bastıracaklar ve ilk başta doğrudan şehrin merkezine yönelmeyecekler. Zira eğer çevre bölgeleri ele geçirirlerse muhasarayı daha da sıkılaştırarak sonrasında da şehre hücuma kalkmaları mümkün olacak. Bu nedenle şehri geri alma süreci biraz vakit alabilir fakat bunun başarılması durumunda şehir 360 derece olarak kuşatılmış olacaktır. Kuşatma da bir kez tamamlandığında operasyonun ana evresi başarılmış olacaktır. Tümü hükümetin komutası altında faaliyet yürüten federal polis, ordu ve diğer güvenlik güçleri doğal olarak saldırıda doğrudan yer alıyorlar. Haşduşşabi'nin (Halk Seferberlik Güçleri-HSG) bu operasyonundaki rolüyse hayatidir. İlaveten Kürt Peşmerge güçleri de çatışmaya dahiller çünkü Musul Kürtlerin yaşadığı yerlerden biridir. Kürt güçler Felluce operasyonunda yer almamıştılar.

 

HSG'nin rolü hakkında biraz daha açıklama yapar mısınız? Amerikalılar bu gönüllü halk gücünün Musul'un kurtarılmasında yer almasına niçin karşı çıkıyorlar?

 

Her ne kadar Amerikalılar HSG'nin çatışma sahasındaki varlıklarını engellemek için çok büyük gayret sarf etmişlerse de onlar bu operasyonda çok aktif rol oynayacaktır. Amerikalılar bu özgürlük operasyonunu Şii-Sünni çatışması olarak resmetmek için temelsiz mezhebi ve dinsel bahaneler kullandılar ve Musul'un tamamen bir Sünni şehri olduğunu ve teröristlerden sadece Sünni kuvvetler eliyle kurtarılması gerektiğini ima ettiler. Fakat HSG katıldığı tüm özgürleştirme harekâtlarında hiçbir zaman dini ve mezhebi ayrımlara dayalı olarak davranmadığını kanıtlamıştır. Aynı zamanda Iraklı tüm dini toplulukların bünyesinde yer aldığı kozmopolit bir güç olduğunu da çok iyi göstermiştir. Yani Sünniler ve Hıristiyanlar da HSG içerisinde yer almaktadırlar.

 

Musul'un kurtarılmasında Amerikan kuvvetlerinin yer almasından niçin endişe edilmektedir?

 

ABD ve diğer Batılı ülkeler iki yıl önce, yani Musul'un IŞİD teröristlerinin eline geçmesinin ardından Amerikan önderlikli uluslararası bir askeri koalisyon oluşturdular. Bunlar çatışan kuvvetlere hava kalkanı oluşturmak, topçu saldırılarını yönlendirmek ve ayrıca Iraklı güçlere askeri danışmanlık yapmak suretiyle operasyona katıldıklarını iddia ediyorlar.

 

Fakat hepimiz Amerikan ve Batılı koalisyonun tamamının bu saldırıda yer almasının maalesef şüpheli olduğunu biliyoruz, aksine özgürleştirme sürecine destek vermek yerine IŞİD'lilerin kaçmasının önünü açıyorlar. Şimdi de Batılı koalisyonun IŞİD'in elebaşlarının ortak sınır üzerinden Suriye'ye kaçmalarını sağlayacak şekilde davrandıkları yönünde endişeler mevcut.

 

Türkiye'nin operasyonda yer almadaki hedefleri nelerdir? Ankara bu terör karşıtı sürece katılmak için niçin bu kadar ısrar ediyor?

 

Türkiye'nin bundaki ısrarının birkaç amacı var. İlk olarak Ankara, Musul hakkında tarihsel iddialara sahip. Musul'un bir Türk şehri olduğunu ve Sykes-Picot Anlaşmasının haksız yere onu anavatandan kopardığını iddia ediyor. Musul ahalisinin çoğunluğunun Arap olması ve IŞİD elindeki şehirde çok az bir Türkmen nüfusunun mevcudiyetinden dolayı bu iddia sorgulanmaya açık. Üstelik Türkmenler Irak'ın diğer bölgelerine de dağılmış durumdalar ve bu durum Türklerin Irak'ın diğer yerlerinde de hak iddia etmelerine yol açmıyor. Her hâlükârda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu tarihi iddiayı gerçekleştirmek için önünde uygun bir fırsat olduğuna inanıyor.

 

Türkiye'nin müdahale etme nedenlerinden biri de Musul'un konumuyla ilgilidir. Bu şehir Irak'ın kuzeyinde çok etkili bir konumda ve Musul'u kontrol eden bir grup ya da kuvvet gerçekte Irak'ın kuzeyinin tamamını kontrol edecektir. Bu nedenle Erdoğan Musul çatışmasına girmek suretiyle Irak'taki, özellikle de ülkenin kuzeyindeki gelişmelerde bir yer edinmek istiyor.

 

Irak'a müdahaledeki üçüncü neden ise Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının ordunun kendisine karşı bir darbe düzenlemesinden endişe etmesidir. Bu nedenle de orduyu sınır ötesi operasyonlarla meşgul ederek merkezden ve ülke içindeki önemli şehirlerden uzak tutmak istiyor. Türk ordusunun kuzey Suriye'deki çatışmaya dahil olmasının nedenlerinden biri de bu. Erdoğan aynı oyunu Irak'ta da oynamak istiyor. Fakat bu çok riskli ve yanlış bir hesaba dayanıyor ve bu hem Türkiye hem de bütün bir bölge için tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

 

Genel olarak Musul'un kurtarılması operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Hiç şüphesiz Musul'un kurtuluşu hem Irak halkı hem de hükümet için büyük bir zafer, önemli bir atılım olacaktır. Zira Musul bir taraftan Irak'ın en önemli şehirlerinden biridir ve öte yandan IŞİD şehri kendisine Irak'taki başkenti ilan etmiştir ve terörist grubun lideri Ebubekr Bağdadi kendi halifelik bildirisini ilk kez Musul'da okumuştur. Bu nedenle Musul kurtarılırsa bu durum terörist grup için büyük bir askeri ve manevi darbe olacaktır ve Irak hükümeti ve IŞİD karşısında savaşan tüm gruplar için bir zafer anlamına gelecektir. Eğer kaçmayı başarır ve Suriye sınırını aşmayı başarırlarsa çok tehlikeli yeni şartların yükselişine tanık olacağız. Eğer bunu başarabilirlerse istedikleri zaman tekrar Irak'a dönüp terörist eylemlere girişebilirler. Dolayısıyla Musul operasyonu teröristlerin ya öldürülmeleri ya da ele geçirilmelerini amaçlayan bir stratejiyle yürütülmelidir.

 

www.medyasafak.net

 

 

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg