slogan
     

Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin arası neden giderek açılıyor?

3 Mart 2017 Cuma

Suudi liderler, Katar’ın El Cezire ağına dayanarak Suudi kraliyet hanedanı arasındaki bölünmeleri vurgulamaya çalıştığına veya en azından Müslüman Kardeşler üzerindeki kontrolü aracılığıyla krallığın güvenliğine meydan okuduğuna inanıyor.

 

 

Alwaght

 

 

Son günlerde, özellikle de geçtiğimiz Pazartesi günü Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmad el-Cabir el-Sabah'ın Umman'a yaptığı ve İran ile Fars Körfezi Arap devletleri arasında müzakereleri teşvik etme çabalarının parçası olduğu söylenen resmi ziyaret sonrasında, (Fars) Körfez(i) İşbirliği Konseyi [(F)KİK] üyeleri arasındaki bölünmeler bir kez daha su yüzüne çıktı.

 

Kuveyt Emiri'nin Umman ziyaretinin, (F)KİK üyeleri arasındaki fikir çatışmalarını ivmelendirme açısından önem taşıdığı görüldü. Bir gün öncesinde Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr, Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmada, (F)KİK'in İran'la farklılıkları gidermek üzere işbirliği yapmasının yalnızca, İslam Cumhuriyeti'nin müttefiklerini destekleme yönündeki bölge politikasını değiştirmesi halinde mümkün olduğunu söylemişti. Bu müttefiklerden kasıt, İran, Irak, Suriye, Lübnan Hizbullah hareketi ve Filistinli direniş gruplarını içine alan Direniş Ekseni üyelerdir. Suudi yetkili, bu imkânsız koşulu ileri sürerek, her türlü görüşme olasılığına kapıyı kapamıştı. Dahası, Türkiye Cumhurbaşkanı Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn'i ziyaret ederken İran Cumhurbaşkanı'nın Umman ve Kuveyt'i ziyaret etmesi, bölünmelerin altı ülkeden oluşan Fars Körfezi bloğunu vurduğuna işaret ediyordu.

 

(Fars) Körfez(i) İşbirliği Konseyi, 1981 yılında siyasi, askeri ve güvenlikle ilgili ortamı ve dönemin ekonomik partnerlik ihtiyaçlarını ele almak üzere kuruldu. Kabaca bütün konsey üyeleri arasında toprak ve sınır ihtilafları olmasına rağmen konsey, takip eden otuz yıl boyunca, benzer monarşik siyasi sistemler, eşit büyüklükte alanlar ve bölgesel, demografik, dilsel ve etnik bağlar gibi faktörlerin gücüyle ayakta kalmayı başarabildi.

 

Fakat Güney Asya'da, 2011 Arap ayaklanmalarını izleyen gelişmelerin ardından üyeler birbiriyle çatışan yaklaşımlar izledi ve boşluğu doldurup ayaklanmalar karşısında kendilerini emniyete almak ve bu ayaklanmaların kendi ülkelerine sıçramasını durdurmak için bölgesel rekabetlere girdi. Bütün bu önlemler Arap bloğu üyeleri arasındaki derin boşlukları daha da genişletti ve hatta sonraki yıllarda aralarındaki farklılaşmaların yoğunlaşmasına katkı sağladı. Son bölgesel gelişmelerin gölgesinde, Arap Konseyi içindeki en çekişmeli konulardan bazıları şunlardır:

 

Arap ayaklanmaları ve ideolojik farklar

 

(F)KİK liderleri arasındaki ideolojik farkların önde gelen kökenlerinden biri, Müslüman Kardeşler ideolojisi karşısındaki farklı duruşlarında ve aynı zamanda bölgede, özellikle de Suriye ve Mısır'da radikal örgütlere verilen destekte aranabilir. Bu yaklaşımlar mücadelesi, Konsey'in performansını ve bütün bölgeyi etkilemektedir. Ayrışmaların kökeni, üyelerin bölgenin güvenliğine meydan okuyan tehditlere dair ideolojik anlayışlarına gitmektedir. 2014 yılında Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE, Katar büyükelçilerini geri çağırdı. Gerekçe olarak, o yıl itibariyle Riyad tarafından terör örgütü olarak görülen Müslüman Kardeşler'e verilen mali ve siyasi destek konusunda Doha liderleriyle ters düşmelerini gösterdiler.

 

Dahası Suriye krizi, Fars Körfezi'nin iki önde gelen Arap gücü olan Suudi Arabistan ve Katar arasındaki ideolojik ihtilafların, taraflar arasındaki anlaşmaları nasıl da etkilediğini gösterdi. Umman, Yemen'e karşı düzenlenen sözde Kararlı Fırtına Operasyonu'nu reddederek yolunu diğer blok üyelerinden ayırdı. Daha önce, Umman sultanının 100 bin askerden oluşan bir Arap ordusu kurma önerisi sonuçsuz kalmıştı.

 

(F)KİK'in kurulmasının arkasındaki temel hedef olan kolektif güvenlik sağlayacak bir kapasite inşa etmenin başarılamaması, üyelerde büyük ölçekli askeri satın almalara gitme ve uluslararası güçlerle karşılıklı güvenlik ittifaklarına bel bağlama eğilimine yol açtı. Bu mesele, Konsey'in potansiyellerinin kolektif bir güvenliği garanti edemeyecek kadar küçük olmasından kaynaklanıyor. Son birkaç yıl içinde Suudi Arabistan, dünyanın bir numaralı silah alıcısı haline geldi. Bunu diğer üyeler izledi ve bu durum, altı ülkeli blok arasında bir tür silah yarışını tetikledi. Bu da, gelecekte üyeler arasında daha fazla yakınsama arayan Konsey hedefleriyle çatışıyor.

 

Liderlik yarışı

 

Son on yıl içinde Suudi Arabistan ve Katar, Arap devletleri arasında liderler haline gelmeye yöneldi. Siyasi ve ekonomik potansiyele, coğrafi büyüklüğe, nüfusa, kuruluş tarihine ve Arap dünyasındaki yaygın etkisine dayanan Suudi Arabistan, başlıca siyasi nüfuz ve güvenlik etkisi alanı olarak (F)KİK'in liderliğini hedefledi. Bu, BAE, Katar ve Umman'ın hiç hoşuna giden bir durum değil. Katar Suudi Arabistan'la rekabet yoluna girdi ve bu onun siyasi ve dinsel istikrarını sağlamlaştırmasına yardımcı oldu. Nitekim Müslüman Kardeşler'le ittifak Katar'ın güvenliğini güvence altına aldı ve onu liderlik arayışı konusunda motive etti.

 

Suudi liderler, Katar'ın El Cezire ağına dayanarak Suudi kraliyet hanedanı arasındaki bölünmeleri vurgulamaya çalıştığına veya en azından Müslüman Kardeşler üzerindeki kontrolü aracılığıyla krallığın güvenliğine meydan okuduğuna inanıyor. Her zaman Konsey içinde bir denge ve sınıf çatışma eğiliminde olan Umman liderleri, Suudi Arabistan'a öteki ülkeler arasında hegemonya tanımaktan dolaylı olarak sakındı. Suudi Arabistan İran'la müzakereye girilmesine karşı çıkarken Kuveyt ve Umman'ın gerilimleri hafifletmek için İran'la diyalog başlatmaya ilgi göstermesi, diğer üyelerin başka ortaklıklar arama ve Riyad'ın hegemonyasını kırma çabası olarak yorumlanıyor. 

 

Son olarak (F)KİK üyeleri arasındaki birlik, büyük tanıtımlara ve sağlam gösterilmesine rağmen, oldukça kırılgan. Rakip tarafı devirmeye veya en azından siyasi olarak istikrarsızlaştırmaya yönelme raddesine vardılar. Nitekim birlikte varoluş ve uyum derecesinin asgari seviyede olması, Fars Körfezi'nin Arap üyelerinin manalı siyasi eylemlerinin değil, yabancı düşmanların ve bölgesel krizlerin var olduğu düşüncesinin bir ürünü.

 

 

www.medyasafak.net  

 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg