slogan
     

Tabnak: Erdoğan Hakkında Yapılan Hatayı Tekrarlamayın

29 Mart 2012 Perşembe

İran’da yayın yapan etkili sitelerden Tabnak.ir’de yayınlanan başyazıda Ak Parti ve Erdoğan’ın son dönemlerdeki politikaları eleştirel bir dille masaya yatırılıyor

http://www.medyasafak.com/resim/haber/erdogan-obama-table1_324461280544.jpg
Tabnak: Erdoğan Hakkında Yapılan Hatayı Tekrarlamayın

 

Erdoğan bir süre önce İran ile Batı arasında arabulucu olmak istediğini söylemişti. Acaba Erdoğan’ın böyle bir ağırlığı var mı? Acaba uluslararası hukukta arabuluculuğun anlamı var mıdır? Taraflar bir arabulucuya niçin ihtiyaç duyarlar? Erdoğan hakkındaki önceki hatalarımızı tekrarlamayalım.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 28 Mart Çarşamba günü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile birlikte İran’a geldi.

Tabnak Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Güney Kore\'deki Uluslararası Nükleer Güvenlik Zirvesi temaslarını tamamlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisine eşlik eden heyetle birlikte bölgesel sorunları, İran’ın nükleer dosyasını ve iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri görüşmek üzere Çarşamba günü resmi bir ziyaret çerçevesinde İran’ın başkenti Tahran\'a geldi. Bölgedeki değişimler, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliğinin artması, İran’ın nükleer dosyası ve İran’ın gelecekte 6 ülke ile yapacağı müzakereler hakkında görüşmeler yapılmakla birlikte, bazı kimseler Erdoğan’ın Barak Obama’nın mesajını İran’a getirdiği tahmini yapıyorlar.

Erdoğan’ın İran ile Batı arasında arabulucu olma isteğine bakacak olursak, kendisinin, İran’ın Batı ile olan sorununu çözmeden önce uluslararası itibar peşinde olduğunu görürüz. Nitekim daha önce Gazze meselesinde böyle bir çıkış yapmış ama ardından konuyu unutmaya terk etmişti. Çünkü aracı olan şahıs veya devletin kendisi müzakere konusunu önerir ve müzakerelerde hazır bulunur. Bunun da Türkiye ve Erdoğan’a getireceği itibar az değildir. Bir taraftan da bu ülke İran ile Batı arasındaki gerginliği azaltarak çok kazançlı ekonomik ilişkileri önündeki engelleri aşmak istemektedir. Yoksa Türkiye bölgesel rakibinin uluslararası alandaki kısıtlamalarını giderme peşinde değildir.

Ak Parti’nin seçimleri kazanmasından ve Erdoğan’ın Başbakan olmasından sonra İran ile Türkiye daha da yakınlaştı. Ancak Ortadoğu’da meydana gelen değişimler bilhassa NATO’nun Libya’ya müdahalesi ve Türkiye’nin Suriyeli muhalifleri savunması iki ülkeyi tekrar bölgesel rakip yaptı.

İran’ın nükleer meselesinin müzakereleri hakkındaki en önemli konu görüşmelerin hangi ülkede yapılacağı konusudur. Görünüşe göre İranlı yetkililer daha önce olduğu gibi bunun İstanbul’da olmasına sıcak bakmaktadırlar. Ortadoğu’daki siyasi oyunlarda bilhassa bölgedeki rakip ülkeler arasındakilerde, genellikle rakip ülkenin her türlü kazanımının diğer ülkenin zayıflatılması anlamına geldiği bilinmesine rağmen Türk yetkililer görüşmelerin kendi ülkelerinde yapılması için ısrar etmektedirler. İran’ın nükleer dosyası ile ilgili görüşmelerin İstanbul’da olması her şeyden önce Türkiye’nin Ortadoğu’daki itibarının artmasına yardım edeceği gibi bölge dışındaki ülkelerde de etkisinin artmasına ve İran’ın bölgesel etkisinin azalmasına neden olacaktır.

Bunun bir sonucu da Türkiye’yi İran’ın bölgesel menfaatlerini görmezlik gelme hususunda daha da cesur kılacağıdır. Türkler bölgede Batılılarla aynı paralelde ve İran’ın isteklerinin aksine olan faaliyetlerinin İranlı yetkililer tarafında bir karşılık bulamayacağını ve bunların pratiğe geçmeyeceğini anlamaları durumunda bile yine de tek taraflı politikalarını devam ettireceklerdir. Bölgesel güçlerden birinin sorunu çözmek için önayak olduğunu iddia eden bir ülke gelecekte de Suriye, Irak, Lübnan, Mısır, Filistin ve olası diğer bölgesel sorunları çözmeyi hakkı bilecek ve tek taraflı davranarak müttefikleri ile beraber bölgedeki düzene istedikleri gibi şekil vermeye kalkışacaktır.

Türkiye bölgesel olayları etkilemede İran’ı geçmeye çalışmaktır ve eleştiriye açık birçok politikası vardır. Bu yüzden öncelikle bunların cevabını vermek zorundadır. Türkiye Irak’ın içişlerine karışarak merkezi hükümeti zayıflatmaya ve ülkedeki mezhebi ve etnik ihtilafları körüklemeye çalışmaktadır. Hâlbuki Iraklılar Amerikalıların ülkelerini terk etmelerinden sonra Halkın Mücahitleri örgütü üyelerini aşamalı bir şekilde ülkeden çıkarmaya ve yine tedrici bir şekilde ülke yönetimini tamamen ele alıp hâkimiyetlerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadırlar. Ankara bir taraftan uzun yıllar Kürt vatandaşlarına karşı uygun olmayan bir politika güderken bir taraftan da Beşşar Esed’in muhaliflerine karşı güttüğü politikayı kınamaktadır. Nitekim Türkiye devletinin kültürel bir bayram olan Nevroz’un Kürtlerce kutlanmasını engellemeye çalışarak ve daha önce Kürt bölgesinde meydana gelen depremde gayrı insani bir tavır takınarak bu ülkedeki bazı yetkililerin bile itiraz etmelerine neden oldu.

Doğalgaz fiyatı için Türkiye’nin İran’ı şikâyet etmesi gibi ekonomik meselelerle beraber yukarıda kısaca dillendirilen bütün bu konulardan ötürü ihtilafları göz önünde bulundurmadan Türkiye’nin bölgedeki konumunu güçlendirme zamanı olmadığını bilmemiz gerekir. Aslında Türk meslektaşlarıyla görüşecek İranlı yetkililerin siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle beraber gerçekçi bir gözle İran’ın Ortadoğu’daki menfaatlerini ve politikalarını muhataplarına hatırlatmaları gerekiyor. Keza İran’ın politikalarında bir değişikliğe gitmeyeceğini hatırlatarak Türk yetkilileri İran’ın bölgesel konumunu görmezlikten gelme tasavvurundan da sakındırmalıdırlar.

İran kamuoyu, (İran) Televizyon ve Radyo Kurumunun önceki yıllarda Erdoğan’ın Ortadoğu’da Filistin halklarının savunucusu olduğu düşüncesini yaydığını ancak daha sonraki gelişmelerin bunun aksini gösterdiğini unutmamıştır. Nitekim Erdoğan her yolla menfaatlerini elde etme peşinde olduğunu, bu uğurda kendisi için Siyonist rejim ile her hangi bir İslam ülkesi arasında fark görmediğini göstermiştir. Dışişleri ve devlet yetkilileri bir ferde veya devlete sahip olduğu değerden fazlasının verilmemesi gerektiğini bilmelidir.

 
Tabnak.ir’de yayınlanan bu makale Sedat Baran tarafından medyasafak.com için çevrildi.
Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg