slogan
     

"El-Cezire Katar Dış Politikasını İlerletmede Bir Silahtır"

19 Nisan 2012 Perşembe

Press TV El-Cezire’nin ana akım medyaya karşı büyük bir rol oynadığı 90’lı yıllarda kanalın medya ilişkileri yöneticisi olan Jihad Ballout ile Irak işgalinden bu yana El-Cezire’nin değişen yayın stratejisi hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. Aşağıda sizlere bu söyleşinin metnini sunuyoruz:

http://www.medyasafak.com/resim/haber/0_670906743827.jpg

El-Cezire Katar Dış Politikasını İlerletmede Bir Silahtır

Press TV El-Cezire'nin ana akım medyaya karşı büyük bir rol oynadığı 90'lı yıllarda kanalın medya ilişkileri yöneticisi olan Jihad Ballout ile Irak işgalinden bu yana El-Cezire'nin değişen yayın stratejisi hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. Aşağıda sizlere bu söyleşinin metnini sunuyoruz:

Dilerseniz kariyerinizle başlayalım… Yayına başladığında devrimci bir televizyon olan El-Cezire'den… Devrimci olmalıydı çünkü Amerikalılar bürolarını bombalıyorlardı. Bize biraz kanalın başlangıç sürecinden bahseder misiniz?

Amerikalıların bombalamaları ve birkaç Arap ülkesinin hor görmeleri bir yana, El-Cezire'nin Arap medyası içerisinde bir devrim yarattığını düşünüyorum. Şu an olanlara rağmen, bu aslında El-Cezire ve El-Cezire'dekiler için iyi bir şey.

Açıkça belirtmem gerekiyor ki, ben de Arapça bölümünde çalıştım, sizin tarafınızdan başvuru yapmış olsam da, başlangıçta bazı noktalardan eminim. Elbette şimdi Arap Dünyasında El-Cezeri'nin durumu farklı, Arap devletlerince çok fazla engellenmiyorlar, bunların bazıları tarafından da takdir ediliyorlar. Sizce El-Cezire'nin siyasetinde ne zaman bir değişim oldu, çünkü bugün Suriye ve Arap dünyasındaki yayınları nedeniyle topa tutuluyorlar.

Arap Baharı olarak düşünülen şeyin gelip çatmasıyla, El-Cezire objektif gazeteciliğin bayraktarlığından birçok kişinin ve gözlemcinin de belirttiği gibi siyaset ya da dış politika yönlendirmeli bir haber kurumuna dönüştü.

El-Cezire ilk yayına başladığında, saf profesyonel gazetecilik projesi olarak başladı ve insanlara duyurmak istediğini verdi ancak şimdi gördüğümüz gibi, gerçekten utanılacak bir şey çünkü El-Cezire yayın hayatına başladığında herkes bu profesyonel projenin bir parçası olmak istemişti… Tüm şekillerde, sosyal, kültürel ve profesyonel düzeyde…

Ancak şimdi ne yazık ki saldırıya uğruyor ve eleştiriler bir yere kadar haklı da.

Sizin de söylediğiniz gibi El-Cezire Arapça ve İngilizce için çalışan birçok iyi gazeteci olduğunu düşünüyorum ve El-Cezire Arapçanın da çok az farklı olduğunu… Sizce neden değiştiler çünkü sizin gibi El-Cezire'yi iyi tanıyan biri için söyledikleriniz büyük şeyler?

Çok fazla spekülasyon yapmak istemiyorum, ben de tüm diğer dışarıdan içeriye bakmaya çalışan gözlemciler gibiyim ve ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum, ancak görünen o ki, El-Cezire Arap toplumunun ne duymak istediğine dair hislerini kaybetti.

Elbette Arap dünyasında bir değişim dalgası var ve bu takdir edilmeli ve desteklenmeli ancak bir haber kuruluşu profesyonel olmalıdır, bana ve diğer birçok gözlemciye göre El-Cezire bu intifadaları, isyan ve devrimleri veya Arap Baharlarını, artık ne derseniz deyin adlarına, bunları idare etmeye ve yakınlaşmaya çalışırken hata etti.

Bence başlangıçta Mısır'da olaylar olduğunda özellikle, iki gözlemci bile El-Cezire'nin çok iyi bir iş yaptığı konusunu tartışmıyordu ancak birden işler değişti, özellikle de Libya'ya, Suriye'ye ve Bahreyn'e gelindiğinde. Bana öyle geliyor ki El-Cezire'nin karar alıcılarının dikkate aldıkları başka düşünceler de var, bence bu onların profesyonel duruşlarını zedeliyor.

Büyük oranda istifalar, kovulmalar geçekleşti, bilmiyoruz, Waddah Khanfar ayrıldı, bazıları onun CIA ile ilişkide olduğunu söylüyorlardı, bu tipten söylentiler, aynı zamanda yönetimde değişimler meydana geldi. Bir medya analisti olmanın verdiği avantajla sizin bakış açınızdan değişimler nasıl gerçekleşmiş olabilir, bize söyler misiniz?

El-Cezire'de değişmeler birden bire olmadı. Bu ustaca hazırlanmış bir hareketti. Ve bence kırılma ya da dönüm noktası 2003'te Bağdat'ın düşüşüydü. Sanırım ondan sonra ince değişimler gerçekleşti ve o tarihten bu yana birçok tanınmış ismin ayrıldığını ya da buna zorlandığını gördünüz. Ancak gerçekte açıkça son zamanlarda gündeme geldi.

Yeniden spekülasyon yapmak istemiyorum. El-Cezire'de birlikte çalıştığım herkese çok saygı duyuyorum, onlara çok saygım var, gerçekten çok profesyoneller. Ancak siz ve ben politik baskının altında nasıl çalışıldığını biliyoruz.

Bir de Waddah Khanhar, gidişi, CIA meselesi, Wikileaks ya da her neyse, bunlar hakkında da spekülasyon yapmak istemiyorum. Şunu demek yeterli, haklısınız, El-Cezire içinde, daha bu sabah işittim ki bir kenara bırakılacaklarını ya da ciddi ciddi ayrılmayı düşünen bir grup insan var.

Ben politik baskıyı bilirim, özellikle de bunu en fazla yaşadığım yer BBC'ydi. Savaş zamanında hükümet BBC'yi işin içine çektiğinden, aslında biz hükümet gücü hakkında konuşuyoruz. Katar'ın değişen dış politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?

BBC İngiltere'de olan her şeye destek veriyor, bu da onun güvenilirliğini artırıyor.

BBC bunu Irak meselesinde yanlış kullandı ve tüm istasyonlar bir anlamda kendi sahiplerini veya da finansörlerini etkiliyorlar. Bunu siz nasıl buldunuz, özellikle de Arap Baharı bağlamında bir de çalıştığınız yerde, birçok insan Arap dünyasında Suriye'deki olayları tamamen isyancıların tarafından mı görüyor?

Bu ilginç bir şey. Tutucu bir rejimin organlarından El-Arabiya isyancılar safında, bence bu oradaki komik şeylerden biri, ancak El-Arabiya asla değişmedi ve her zaman bu tip bir siyaseti vardı.

Bu yüzden böyle büyük etkiler yaratmıyor çünkü dinleyicileri hayal kırıklığına uğratmıyor. Yani 2003'teki kuruluşundan bu yana El-Arabiya zaten aynı çizgide.

Peki, Katar kraliyet ailesi bakış açısını niçin değiştirdi?

Bence bunu bir Katar kraliyet ailesi mensubuna sormanız gerekiyor.

Bazı nedenlerden dolayı ekrana gelmiyorlar.

Bence El-Cezire bugün geldiği noktaya ulaştı, bazı karar verici Katarlılara göre, Katar dış politikasını ilerletmede kullanılan potansiyel bir silah o. Ve hata olan da bu.

Bence söylediğim gibi, 2003 dönüm noktasıydı ve Irak'ın düşüşüyle bir şeyler ince bir şekilde değişmeye başladı ve karar alma sürecinde etki olanlar da bunu hissettiler.

Bu El-Cezire'den ayrılanlar tarafından da daha önce dile getirildi, oradaki önemli kişiler ve yüzler El-Cezire fenomeninin bir parçası olarak düşünüldü.

Bence Katarlıları medya kanallarını, genelde de Arap medyasını kötüye kullanmaya iten politik çıkarlar var.

Ne kadar ironiktir ki yumuşak gücü kullanmayı denediklerinde onu bir şekilde kaybettiler çünkü Russia Today ya da Press TV gibi diğer kanallar Arap dünyasına Suriye'de olup bitenler, Libya'da devrim zamanında olanlar ve tabii ki Suudi Arabistan ve Bahreyn'de olup bitenler hakkında farklı bir bakış açısı getirmektedirler.

Bence bu mantıklı. Arap haber yayıncıları bir başka meseleyi gündeme getirmemek adına bilinen bir meseleyi fazlaca dile getirdiklerinde, sonrasında dinleyiciler de doğal olarak haberler için alternatif kaynaklar aramaya başlayacaktır.

Ben izlemeyi bıraktıklarını söylemiyorum ancak bence bunlar Arap dünyası yayıncılarının başına geldiğinde güven konusunda bir terslik var demektir. Ve ana akımın içinde kalmaya ihtiyaçları var, onlar hakkında endişelenmeyelim. Ancak sonrasında dinleyiciler başka yerler aramaya başladılar bu yüzden Press TV, Arapça'da Al-Aan ve hem Arapça ve hem İngilizce olarak Russia Today ortaya çıktı. Russia Today'in bugün izleyicilerin evlerine ulaşma yolları beni çok şaşırtıyor.

Eğer birisi bir ülke yönetiminin perspektifinden konuşuyorsa, siz diyorsunuz ki yumuşak güç önceden olduğu kadar bir kuvvet sağlamıyor çünkü siz buna çabalar çabalamaz ve onu kendi jeopolitik nedenleriniz için kullanır kullanmaz izleyicilerinizi kaybediyorsunuz.

Bence bu siyaset alanına giren bir şey. Ancak burada belirtmek istediğim şey, El-Cezire'nin artık Arap dünyasının tümünde ve aynı şekilde Batı dünyasında önemli bir bilgi kaynağı olan uzun soluklu ve önemli bir Arap medya organı olmadığıdır. Belli kesişme noktalarında ve tarihöncesi içerik bakımından diğer tüm kanallar, mesela CNN kadar Batılılarca izlenmiştir belki de.

Bu yüzden bu herkes için bir utanç. Yumuşak güç… Onu bu bağlama koyabileceğimden pek emin değilim. Bence medya terimleriyle bu sadece El-Cezire için bir kayıp değil, kanımca El-Cezire örnek alınarak Arap medyasında yapılanlar geniş ölçekte Arap dinleyiciler için bir kayıptır.

Tabii ki, sadece El-Cezire bu tür bir jeopolitik oyunu oynamadı. Libya olayının üstünün örtülmesi sizi şaşırttı mı? Bu minvalde, SKY Channel, CBS, NBC gibi ABD yayın kuruluşları basit bir şekilde isyancıların tarafında yer alıyorlar sonra Kaddafi öldürüldüğünde derhal kaçıp gidiyorlar.

Buna çok şaşırmadım. Tüm bunları Irak işgalinde de gördük. İlk elden tecrübeler olmasalar da Batı medyasının saldırılarla nasıl ilintili olduğu, nasıl davranacaklarına dair fikir sahibiyiz.

İyi biliyorum ki hatta bazı Arap kanalları Libya'da yayına başlamak ve radyo yayını yapmak için gittiler, paralar ödediler, Libya'ya uzmanlar gönderdiler.

Ancak problem bu işe bulaşan insanlar için var. Aklı karışan diyorum çünkü bence bu bir mayın tarlası. Kanalları şu Libya meselesine bulaştığında kanımca kendilerinden çok emin bir şekilde tüm dünyayı yönetebileceklerini, bu servetin hayatları devam ettirip yok edebileceğini düşünüyorlar.

Libya kolay lokmaydı ve belki de Suriye'de de aynısını yapabileceklerini düşündüler ve bence problem burada yatıyor, çünkü Suriye Libya'dan farklıdır, Mısır'dan çok farklıdır, kelimenin tüm anlamıyla hem de.

Geçen hafta için yaptığım analizlerden yola çıkıyorum, bence resmi Arap kamusal algısında bir değişim var. Resmi çünkü Arap toplulukları birbirilerinden çok farklı ancak resmi Arap perspektifi Suriye karşısında, sanırım, onun yansımalarını görüyoruz şimdi.

Filistin meselesi tüm Arap yayın kuruluşlarının ana gündemidir her zaman. Sizce bu Suriye problemini etkileyen bir şey mi çünkü elbette bu sizin gibi bu kadar uzun bir süredir bu işi yapan birini, bu yayın kuruluşlarının uzun yıllardır Filistin meselesini destekleyen Suriye devleti karşısında durmaları şaşırtmış olmalı?

Evet, dürüst olmak gerekirse şaşırttı beni, çünkü sizin doğru bir şekilde anlattığınız gibi ne olursa olsun Filistin ilginin merkezinde olacak ve geniş ölçekte siyasi eğilimleri ne olursa olsun Arap halklarının ilgi odağı olarak kalacaktır diye düşünüyordum. Ancak gördüm ki medya dikkatleri buraya topladı.

Dikkat çekilmesi gereken bir olay da Gazze'nin İsrail tarafından son bombalanışı olmalıydı. Hemen hemen haberlerde hiç yer almadı bu, üçüncü ya da dördüncü sırada bir haber öğesiydi, beni şok eden bu, evet, beni şaşırttı ve bulunduğumuz durum beni daha da üzüyor.

Hillary Clinton bu programları bunun için izliyor demek ki, çünkü sanırım Libya çatışması sırasında  “Diğer kanallar da VOA ve ABD kanalları kadar iyi iş çıkarıyor” deyiveren oydu…

Hatırlıyorum da, Amerikalı bir yetkili yetkili 2001 veya 2002'de El-Cezire'nin bir ışık feneri ve Ortadoğu'nun yeni bir bilgesi olduğunu ya da buna benzer şeyleri dile getiriyordu…

Sizin iş arkadaşlarınızdan öldürülenler oldu mu?

El-Cezire o zamanlar çok büyük bedeller ödedi, hem de defalarca. Ofislerimiz hem Bağdat'ta hem de Pakistan'da bombalandı ve sanırım bazı sevgili iş arkadaşlarımızı kaybettik, bu da size siyasilerin sizi tam baskı altında nasıl tutmaya çalıştıklarını gösterir.

El-Cezire'nin haber yorumlarında bir değişim görebilirsiniz dediğinizde bir umut gördüm ben. Siz bu değişimin ne kadar süreceğine inanıyorsunuz, birçok izleyici kaybediyorsunuz, onlar sözde Arap Sokağına dokunamıyorlar.

Daha fazla güven kaybetmeden El-Cezire'nin yayın stratejisini değiştireceğini düşünmüyorum ve bu El-Cezire'nin mücadele ettiği ana bilmece. Suriye ve Bahreyn'de olanlar hakkındaki yorumlarıyla şu ana kadar belli oranda güven yitirdiler.

Bu yüzden geriye gerçekten dönmek için daha fazla güven kaybedecektir. Bir şeylerin üzerini kaplayan politik dayatmalardır. Bence El-Cezire gideceği yola gitti, El-Cezire'nin evvelden olduğu yolun ötesinde bir yere.

Son olarak, siz Arap yayın kuruluşlarına yakınsınız, bu yüzden onlara karşı çok kızgınsınız. Bir de batılı ana akım medyadan bir bahsetsek.

Yorum şeklindeki hiçbir şey beni şaşırtmaz…

Onlar asla Irak savaşındaki ya da Afganistan'daki hatalarından ders çıkarmadılar mı?

Gerçekten de çıkarmadılar, çok şey öğrenmemişler gibi görünüyor. Basılı medya ayrı bir hikâye ancak genellikle “suçlular” ve bazı yazarlar derinlere gidiyor, bir hikâyenin derinine ve gerçekte ne olup bittiğini ortaya çıkarıyor ve bunu mümkün olduğunca dengeli bir yolla dinleyicilerine aktarmaya çalışıyor.           

Sadece fikir parçalarında değil haberlerde kullanılan dil ve terminoloji de beni şaşırtıyor. Mesela, İngiltere'deki ana akım medyadan bir örnek vereceğim sadece, bu medya Kuran'ın yakılmasını “yanlışlık” olarak gösterdi. Batının bazı insanlar için önemli olduğunu bilmesi gereken bir şeyin nasıl yanlışlıkla yakıldığını ben bilemiyorum.

Eleştirdiğim kadar şunu da belirtmek isterim, bazen terminoloji medyada çok farklılıklar yaratır ve Batı, Arapların dışarıda bir yerde iki dil bildiklerini ve Batılı medyayı dikkatle izlediklerini hala öğrenemedi.
 

Press TV'de yayınlanan bu röportaj Medyasafak.com için tercüme edilmiştir.

Öne Çıkan Haberler

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg

ÖZEL: FHKC Siyasi Büro Başkanı Semir Loubani, Filistin

C7rqqs3XQAEqSTZ.JPG

ÖZEL: Enis Nakkaş Medya Şafak'a konuştu

thumbnail_17424786_10155120138019666_3732111168710872410_n.jpg