slogan
     

"Suriye’ye Karşı Gizlice Savaş Planları Yapıldı"

17 Ekim 2012 Çarşamba

"Yeni savaşlar Suriye’den Irak’a oradan İran’a ve Yemen’den Somali’ye ve oradan Mali’ye ve yine Nijer’den Nijerya ve Kamerun’a ve sonra Uganda ve Kenya’ya kadar hayali El Kaide peşinde olacak."

http://www.medyasafak.com/resim/haber/Gordon_Duff_626070994408.jpg
Suriye’ye karşı gizlice savaş planları yapıldı

Gordon Duff

Press TV



Amerikalılar Suriyeli mülteci problemine yardım etmek için Ürdün’e 150 asker gönderildiğini söylediler.

İngilizler aynı şeyi yapıyor. 150 veya 800 olabilir, iki ya da bir düzine ülke de olabilir.

Bunlar, Rusya’dan yapılmış bir Suriye uçuşunu inmeye zorlama, kelepçeleme ve yolculara kötü davranma, hayali elektroniklerin tuhaf masalları, sadece Suriye’ye değil, büyük ve tam olarak acımasız nükleer güç Rusya’ya da küstahça bir meydan okuma ve uzun vadeye yayılmış olduğu belli olan bir program gibi Türk hareketiyle birleşiyor.

İstihbarat servisleri bağlantıları inceler, planları ortaya çıkaran bir mozaik yapar. Bizim mozaiğimiz yakın zamanlı Amerikan iddialarını da içerir ki, Irak şimdi çok sayıda El Kaide kuvveti için bir yuvadır ve birisi Amerika’nın cezalandırdığı eski Baasçılarla tamamen barışmış haldedir.

Bizim bu konudaki kaynağımız Amerikan hükümeti personeli tarafından geçen sene kaçırılmaya/ suikasta teşebbüs edilen, politik personel amiri ve eski başkanlık danışmanı Gwyneth Todd’dur.

Bayan Todd Avustralya’da yaşıyor, bir Savunma Bakanlığı yetkilisiyle evli, üç çocuk annesi. Bazı sebeplerden onun susturulması öncelik olmuştu.

Suriye’ye karşı komploların “Cadılar kokteyli”ne eklenmesi İsrail’in Ürdün boyunca oluşturduğu ve Irak’ın Kürt bölgesi Musul’da inşa ettikleri yeni havaalanına ulaşacak bir koridor içindir.

Şimdi İsrail gazeteleri Amerika Birleşik Devletlerinin Doğu Akdeniz’deki deniz kuvvetlerinin katılımıyla “Çok büyük hava savunma tatbikatı”nı haber veriyorlar.

Bizim ilk ciddi meselemiz Ürdün’deki askerlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve diğer NATO güçlerinin Özel Operasyonlar kuvvetlerini mültecilere “İnsani Hizmet” sağlamak için kullanmayı gerektirecek bir sebep yoktur. Birleşmiş Milletler olduğu kadar diğer Sivil Toplum Kuruluşları ve elbette Ürdün hükümeti bir anlaşma ile Suudi Arabistan sağlayacağı fonlarla bunu yapar.

Bu kuvvetler en azından mültecilerle görüşmek ve bilgi toplamakla ilgilidir ama buna ilaveten yakın gelecekteki daha büyük muhtemel kuvvet için ayak basacak sağlam bir zemin oluşturuyorlar.

Benzer şekilde, Amerikan basınındaki aşırı unsurlar, hatta daha doğrusu çoğunluğu tarafından açıklandığı gibi, Irak’taki mevcut ve nedeni bile bile yanlış aktarılan mezhep çatışmasının, “büyük” bir El Kaide hücresinin Amerika Birleşik Devletlerine karşı planlanan saldırılarla hemen hemen hiç ilgisi yoktur.

Biz askeri operasyonları sözde gerekçelendirmek için bazı hayali anlamlara sahipmişçesine “Büyük” isimleri kullanıyoruz.

Obama yönetiminde istikrar bulan bir problem, diplomatik anlamda düşünülebilecek her şey tüketilmeden İran’a saldırılmayacağına dair teminat oldu.

Bununla birlikte, Suriye bunun gibi sınırsız bir korumaya sahip değil ve ayrıca, Dışişleri Bakanı Clinton son bildirilerinde özellikle saldırgandı.

Biz Libya’da olan son olayların tekrarını görür gibi oluyoruz. Orada ardı arkası gelmeyen “uçuşa yasak bölge” ve “güvenlik koridoru” tartışmaları veya Suriye’yi parçalama yahut Suriye’de kurulmuş, adı geçen hiçbir meşru otorite olmasa bile kuvvet yoluyla “rejim değişikliği” söylentileri oldu.

Bağlantısızlar Hareketi’nin Tahran’da yaptığı en son toplantı özellikle açıktı, Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin büyük çoğunluğunun temsil edildiği toplantıda 120 ülke İran’ı hareketin lideri olarak seçti.

Birleşmiş Milletler’in daimi beş üyesinin, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin’in herhangi bir askeri operasyonu veto edebilmesi veya onay verebilmesi, herhangi bir yaptırımı desteklemesi açıkça anti demokratik ve Soğuk Savaş ile 19.yüzyıl sömürgeciliğinin bir kalıntısı, dünyadan temizlenmesi gereken bir hastalık olarak görüldü.

Buna eklenen mesele, elbette, yetkisiz ve sınırsız tek taraflı yaptırımların kullanılması ve uluslararası kanunlara göre açıkça savaş eylemi olarak tanımlanabilecek eylemlerdir ki, tüm bunlar sebebiyle demokratik bir Birleşmiş Milletler’de, Genel Kurul’da saldırgan uluslara karşı “tersine yaptırımlar” talebinin bir oylamayı beraberinde getirmesi aslında akla yakındır.

Yaptırımların hedeflenen etkisine dair bir inceleme Almanya karşıtı müttefik güçler tarafından uygulanan Avrupalı ambargo ile doğrudan paraleldir.  Hedef, 1945’te Dresden’de olduğu gibi şehirlerin sınırsızca bombalanması müşterek operasyonunun sıradan bir parçasını,  sivil halka karşı sınırsız bir savaşın sonuçta hastalık ve açlıktan ölümleri arzulayan stratejik programını açıklar.

Hedefler açıktır. Suriye düşecek, onu Lübnan izleyecek, ardından Irak’taki operasyonların yenilenmesi ve doğrusunu söylemek gerekirse, İran’da sürdürülebilir kara savaşıyla uğraşma kabiliyeti ve arzusu olmadığından, halklar yoluyla İran’ın destabilizasyonu için seçilen program uygulanacak.

Maksat açıktır; Afganistan’da hali hazırda yer alan model veya herhangi bir şekilde yerleştirilmesi hedeflenen şey fesat, gözdağı verme ve tüm halleriyle köleleştirmedir.

Birisi soracaktır; aynı hastalıklar komşu ülkede on katıyla tekrarlanmak isterken bir halk niçin adam akıllı mağlup edilecek?

Yeni zamanlama açıktır, “bilgilendirilmiş” kanaat temelinde, Romney ve onun suç örgütündeki arkadaşları kazansın ve hemen ardından kuvvetle muhtemel bir dünya savaşıyla sonlanacak askeri eylem yetkisi alsın diye Amerikan seçimine hile karıştırılacak. 

Her gün şaşırtıcı ve daha komplocu anketler yayımlanıyor; basının kontrolü gülünecek kadar aşikâr.

Libya saldırısı, Obama başkanlığına saldırmak amacıyla öncelikli dış politika meselesi olarak planlanıp Romney kampı tarafından kullanılan, açıkça Telaviv’den yönetilenlerden birisiydi.

Hiçbir Amerikan başkanı gerçeği söyleyerek bir gün bile yaşayamaz: “Onu İsrail yaptı”

İstihbarat ajansları, Bush-Blair tarafından  sahneye konmuş  programın kalesi olan bir memlekette,  senelerce   faaliyette bulunduğu  Libya’da  sözde hayali El Kaide hücrelerini  icat  etmek için  geriye dönük sahte raporlar üretmektedirler

Yeni savaşlar Suriye’den Irak’a oradan İran’a ve Yemen’den Somali’ye ve oradan Mali’ye ve yine Nijer’den Nijerya ve Kamerun’a ve sonra Uganda ve Kenya’ya kadar hayali El Kaide peşinde olacak.

Henüz kimse El Kaide’den bahsetmediyse de planlar hala çizim masasında.

Gordon Duff hakkında

Gordon Duff Vietnam’da savaşmış tecrübeli bir asker ve Veterans Today’in üst düzey editörüdür. Kariyerinde Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere birçok teşkilat için problemli bölgelere ilişkin hazırladığı raporlar yer almaktadır. 80’in üzerinde ülkeye seyahat eden Duff’un makaleleri birçok dile tercüme edilmiştir

medyaşafak

 
Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg