slogan
     

Suriyeli Mülteciler Güney Lübnan’da El Üstünde Tutuluyor

12 Aralık 2012 Çarşamba

El Menar, Lübnan'daki Suriyeli mültecilere nasıl kucak açıldığını kaleme aldı...

Marwa Haidar - Israa Al-Fass

El Manar
 
“Allah'ın yardımıyla, bir oto elektrik dükkânı açıldı…” Karışıklık nedeniyle ülkelerinden kaçan onlarca Suriyeli aileye ev sahipliği yapan Güney köyü Cibaa'nın ana caddelerinden birinde asılı bir levhada bu yazıyordu.
 
“Ebu Hişam”, Güney Lübnan'a yerleşmiş yüzlerce Suriyeli mülteciden biri. Oto elektriği alanında çalışıyor ve Cibaa köylülerinin yardımıyla, böyle bir işin bulunmadığı Güney köyünde deneyimlerini kullanmış.
 
Güneylilerin Suriyeli ailelere ev sahipliği yapması tuhaf değil, zira kendileri de 2006 yılındaki Temmuz savaşı sırasında ülkelerinden kaçmanın acısını yaşadılar.
 
Ve Lübnan'ın güneyi diğer bölgeler kadar medyanın ilgisini çekmediği için, El Manar web sitesi ekibi, orada yaşayan Suriyeli mültecilerin koşullarını ortaya koyma umuduyla, güney köylerine yöneldi.
 
Sayda: Suriye Ders Müfredatı Okullarda Uygulanıyor
 
Turumuz, “El Cemaat'ül İslamiyye”nin eğitim kolu olan “Müslüman Öğrenciler Derneği”nden Muhammed'le tanıştığımız Sayda'dan başladı. Şehirdeki diğer İslami kuruluşların yanı sıra “Müslüman Öğrenciler Derneği” de “Suriyeli Mültecilere Yardım Birliği” altında Suriyeli mültecilere yardım ederek ilgisini gösterdi.
 
Muhammed'e göre Sayda'yı diğer bölgelerden ayıran şey, Suriyeli öğrencilerin aldığı ve kendi ülkelerinde uygulanan müfredata uygun olan eğitim hizmetleri ve kendilerine okullarda üniforma, kırtasiye malzemeleri ve kahvaltı gibi ihtiyaçların sağlanması olmuş.
 
Muhammed, eğitime ilave olarak Birliğin Sayda Devlet Hastanesinde tıbbi hizmetler de sağladığını söyledi. Ayni yardım olarak ise aileler besin tabakları alırken, yeni tabaklar için kupon dağıtılmasıyla ilgili bilgilendirme mesajları da alıyor.
 
Yirmili yaşlarının ortalarındaki bu genç bize, Şam'ın kırsal bölgelerinden gelen dört ailenin yaklaşık beş aydır yaşadığı Sayda'nın bir kır mahallesindeki bir evde eşlik etti. Bu ailelerin içinde 10 çocuk, beş yaşın altındaydı.
 
Ev üç geniş oda ile gerekli malzemelerin bulunduğu bir mutfaktan oluşuyordu, ancak su sızması nedeniyle duvarlarda çatlaklar vardı.
 
Buradaki ailelerden birinin 14 yaşındaki çocuğu olan Muhammed, İslam Şeriatı eğitimi alıyor ve El Ezher'den mezun olmayı ümit ediyor. Ciddi bir sağlık sorunu olsa da, hâlâ ailesinin geçimine yardımcı oluyor. Günlük 15 bin Lübnan Lirası (10 dolar) ücretle zeytin topluyor.
 
Sayda'daki üst sınıf mahallelerden olan Abra, bu şehirdeki ikinci durağımız oldu. Burada Ebu Şadi ve biri sakat dört çocuklu ailesi, yakın zamanda inşa edilmiş bir binadaki bir evde kalıyor.
 
Şam'ın Tal bölgesindeki işini bırakan kıyafet satıcısı, binanın mükemmel koşullarına “aldanmamamız” gerektiğini, evin aileye hayırsever bir kişi tarafından verildiğini söylüyor.
 
Ebu Şadi, Sayda'ya geldiğinde hiçbir yardım görmediğini, ailenin masraflarını ve Sayda'nın doğusundaki banliyölerden Mecdelyun'da bir evin kirası olan aylık 300 doları karşılamak için karısının mücevherlerini sattığını söyledi.
 
Bundan sonra, günlük ücretler karşılığında bir taksi kiralamış ve kızı da ailenin masraflarını ödemesine yardımcı olmak için şehrin fırınlarından birinde çalışmaya başlamış. Daha sonra ise Saydalı Ebu Yusuf, aileye, oğlunun dayalı döşeli evini vermiş.
 
Şu anda aile, Suriyeli Mültecilere Yardım Birliği'nden yardım alıyor.
 
Cibaa: Yardımlar, İş Fırsatları
 
Sayda'dan sonra Cibaa Belediyesi'ne (Nebatiye Bölgesi'nde) yöneldik ve burada, güvenlik arayışıyla mallarını mülklerini terk eden onlarca Suriyeli aile Cibaa'ya akın ettikten sonra köydeki Suriyeli mültecilere yardım sağlama görevini üstlenen Abbas Daini'yi bekledik.
 
Kasabada bilinen adıyla "Hacı Abbas," Cibaa belediyesinin, bölgedeki Hizbullah Sosyal Komitesi'yle birlikte mültecilere eşyalı evler, yardım, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti sunmak için nasıl çabaladığını anlattı.
 
Hacı Abbas bizi köyün sınırlarındaki iki orta sınıf evine götürdü ve “bu iki ev önceden tek ev olarak kullanılıyordu ama Suriyeli aileler geldikten sonra bu şekilde ikiye böldük” dedi.
 
Um Ahmed'in söylediğine göre bu evlerden birinde iki “Feyyad” ailesi yaşıyor. Şam'daki Bab Tuma bölgesini, buradaki pek çok komşu ev hedef alındıktan sonra terk etmişler.
 
Kırklı yaşlarının ortalarındaki kadın, iki ay önce ilk olarak Cibaa'ya yöneldiklerini ve hiçbir şeyin böyle olmasını ummadıklarını söylüyor. Belediyenin onlara bu dayalı döşeli evi nasıl verdiğini anlatıyor.
 
Um Ahmed daha sonra, hem tıbbi yardımlardan hem de eğitim yardımlarından söz etti ve iki çocuğunun kitap, kırtasiye ve üniforma gibi okul ekipmanları ile ücretsiz seyahat yardımı aldığını söyledi. Kendisi, en büyük oğlunun Cibaa'daki fırınlardan birinde iş bulmasını da sağlayacak şekilde ailenin komşulardan gördüğü sempatiyi unutamıyor.
 
Diğer evde Zeynel Abidin bölgesinden bir aile yaşıyor. Bizi karşılayan baba, silahlı gruplar tarafından yaralandığından beri tekerlekli sandalye kullanıyor. Her ne kadar köylülerin ve belediye derneğinin misafirperverliğine şükranlarını ifade etse de, anayurdunun her tarafına yayılan mezhepçiliğin verdiği acı hâlâ yüzünden okunuyor.
 
Kendisi birkaç defa, “Suriye artık eskisi gibi değil. Eskiden Sünni erkek Alevi kadınla, Şii adam Hristiyan biriyle evlenirdi, bugün ise düşmanlık ülkemizi hâkimiyeti altına aldı” diye ifade etti. Bu yaralı Suriyeli, tam tıbbi tedavi ve fizik tedavi görüyor.
 
Onun evinden ayrıldıktan sonra Cibaa'daki turumuzun hemen hemen tamamlandığını düşünüyorduk, fakat Hacı Abbas'ın sakladığı bir sürpriz olduğunu duyunca şaşırdık. Kendisi bize, “Beş dakika ileride bir aile var. İki dakika ileride de başka bir aile El Manar'ın ziyaretini bekliyor” dedi.
 
Onunla birlikte, köy meydanından uzakta soğuk bir mahalledeki bir eve gittik. Burada dört Halepli aile yaşıyor. İçlerinde, dört yetim çocuğuyla dul kalmış Um Ömer'in ailesi de vardı.
 
“Hacı Abbas”, Hizbullah sosyal komitesinin ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılama konusunda tam sorumluluk aldığını ve ailenin yaşayabileceği eşyalı müstakil bir ev vermeye hazırlandığını söyledi.
 
Üç çocuklu bir anne olan Um Faruk yukarıda bahsedilen evde ailesiyle birlikte yaşıyordu. Kocası Mervan, köyde inşaat işçisi olarak çalışıyor. Um Faruk, ailenin besin tabakları, tam tıbbi yardım ve eğitim yardımı aldığını, Mervan'ın işi ve ailedeki diğer erkeklerin çalışmasıyla kira masraflarının üç aile tarafından paylaşıldığını söylüyor.
 
Buradan sonra, “mülteciler mahallesi” adını verdiğimiz bir mahalleye gittik. Mahalledeki evler, mültecilerle tamamen dolmak üzere. Bunların içinden Um Yamen, bazı yakınlarından köylülerin misafirperverliğini öğrendikten sonra Cibaa'ya yönelmiş. Yardımlardan sorumlu kişilere şükranlarını sunuyor ve Hacı Abbas'a dua ediyor. Kendisi ayrıca bizim aracılığımızla bir mesaj vermek istedi ve “Buraya geldim çünkü Güneylilerden başka kimseye güvenmiyorum, onlar bir kez acı çektiler ve acının ne olduğunu biliyorlar” dedi.
 
Turumuzu bitirdiğimizde, Hacı Abbas'ın bize gösterme sözü verdiği sürprizin ne olduğunu çok merak ediyorduk. Bizi Cibaa'yı diğer köylere bağlayan ana caddelerden birine götürdü. Burada, büyük bir levha üzerinde, “Allah'ın yardımıyla bir oto elektriği dükkânı açıldı” yazıyordu.
 
Dükkânın sahibi olan Ebu Hişam da Suriyeli bir mülteci ve köydekiler, bu Suriyeli “ayağa kalkıp” ailesine yardım edebilinceye kadar dükkânın kirasını ve malzemelerin edinilmesini üstlenmiş.
 
Ebu Hişam, köyde bu işin olmadığını öğrendikten sonra bu dükkânın açılmasının Hacı Abbas'ın fikri olduğunu söylüyor. Hacı Abbas, bu projenin başarılı olmasını ümit ediyor ve başka bir Suriyeli mülteci için bir terzi dükkânı açacaklarını söylüyor.
 
Teybe: Yardımlar Mevcut… Fakat
 
Güneyde gittiğimiz üçüncü yer, Marceyun bölgesindeki Teybe köyü oldu. Cibaa'nın konforu buradakine benzemiyordu. Teybe'de yardımlar mevcut… fakat…
 
Kasabadan içeri girdik ve oradaki Suriyeli mültecileri sorduk. Bir köylü bize eşlik ederek bizi Suriyelilerin yaşamaya çalıştığı, kimisi bedava olan, kimisi için kira ödenen evlere götürdü. İlk ev, dört yıldır bu köyde çalışan altmış yaşındaki Vahid el Hariri'ye ait. Suriye'nin Deraa kasabasındaki son olaylardan sonra ailesi köye gelmiş. Kendisi, hiçbir yardım almadığı gibi hiçbir köylünün kapısını da çalmadığını söyledi.
 
El Hariri bir çimento işçisi, bazen karısı da ona yardım ediyor. Karısı bazen evde çalışıyor, bazen de zeytin topluyor. Aylık 300 dolara bir ev kiralamışlar ve evde pek çok temel ihtiyaç mevcut değil.
 
El Hariri'nin karısı, köyün önde gelen kişilerinden birine gittiğini, ismini iki defa kaydettirdiğini, fakat herhangi bir yardım alamadığını söylüyor
 
El Hariri'nin evinin yakınlarında Abdullah Savli'ye ait bir evde yaşayan başka bir Suriyeli aile daha var. Savli, Temmuz Savaşı sırasında Suriye'ye gittiğini ve onların konukseverliğini hiçbir zaman unutmadığını söylüyor. Şimdi minnet borcunu ödeme zamanı olduğunu söylüyor.
 
Bu adam yiyeceğini ve elektriğini, anne-baba ve çocuklardan oluşan Suriyeli aileyle paylaşıyor. Onların yaşamaları için iki ayrı oda da hazırlamış. Köyde yardımlardan sorumlu olan kişileri, ihmallerinden ötürü suçluyor.
 
Hariri ve Savli'nin şikâyetlerini yardımlardan sorumlu bir kişiye aktardık. Bu kişi bizi, aynı köyde iki ailenin yaşadığı bir eve götürdü. Evin içini gezdik. Bu ailelerin nasıl sahiplendiğini ve aldıkları yardımları gördük.
 
Görevli kişi, Teybe belediyesinin bütün mültecilere yardım sağlayamayacağını söyledi ve diğer bölgelerden farklı olarak Güney'de hükümetin mültecilere özen göstermediğini belirtti. “Belediye yardım sağladı, fakat bu yardımlar hâlâ sınırlı ve çok sayıda kişi halen daha büyük ihtiyaçlara sahip” dedi.
 
Bint Cübeyl: Halkı Kucaklamanın ve Dayanışmanın Modeli
 
Teybe'den ayrılıp işgal altındaki Filistin'e birkaç kilometre uzaktaki Bint Cübeyl'e geldiğimizde buradaki Suriyeli mültecilerin sayısı karşısında şok olduk, zira sınır şehrinde bu kadar çok Suriyeli aile olmasını beklemiyorduk.
 
Burada şaşırtıcı olan sadece sayı değil, aynı zamanda şehir sakinlerin mültecilerle olan sivil ortak dayanışmasıydı. Sakinler, Suriyeli ailelere yardımı çeşitli düzeylere paylaşıyorlar. Şehirde Suriyeli mültecilerden sorumlu kişi olan “A. B.”, eksiksiz veriler üzerinden, yardımlarının finansmanı ile dağıtımda uygulanan mekanizmanın nasıl organize olduğunu gösterdi.
 
Bint Cübeyl'deki tüm örgüt ve dernekler ile bunların üyeleri, Suriyeli mültecilere yardım işine katkı sunuyor. Fon sağlayan kurumların arasında şunlar var: Belediye, Hizbullah'ın sosyal komite ofisi, Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın sosyal hizmetler ofisi, Hayır İşbirliği Derneği, Bint Cübeyl dükkân sahipleri sendikası, Şii Kontrol Komitesi ve bireysel destekçiler.
 
Şehrin önemli kişilerinden biri olarak görülen altmış yaşındaki adam “Sosyal İşler Bakanlığı'nın elinde Bint Cübeyl'deki Suriyeli mültecilere ait bir isim yok. Ülkenin tanınan figürleri, onlara ihtiyaç duydukları şeyleri sağlamada sorumluluk üstlendi” dedi.
 
Şehirdeki ilk toplantının Mayıs ayında yapıldığını, katılımcıların, gelmesi beklenen mültecilere eşyalı barınaklar sağlama yollarını incelediğini söyledi. Ayrıca, Suriyeli mülteciler için ev inşa etmek üzere 70,000 dolar değerinde bir arazi satın alındığını, fakat İçişleri Bakanlığı'nın gerekli izni vermediğini ekledi.
 
Burada gıda tabakları Suriyeli ailelere haftalık olarak dağıtılıyor. Yardımların içinde, Suriyeli ailelerin yaşadığı barınakların temel gereksinimleri de var.
 
“A.B.”, mültecilerin su sıkıntısı yaşadıklarını itiraf ediyor, fakat bunun Bint Cübeyl sakinlerinin de her zaman yaşadıkları bir sorun olduğunu söylüyor…
 
Güney'deki pek çok başka köy ve şehir gibi, Bint Cübeyl de Suriyeli ailelere ücretsiz sağlık hizmeti ve eğitim sağlıyor.
 
Geçen Haziran ayında Bint Cübeyl'e gelen ailelerden birinin reisi olan Ebu Halid, mülteciler için sağlanan yeni bir komplekste yedi aileyle birlikte yaşıyor.
 
Ebu Halid'in dört oda ve bir mutfaktan oluşan dairesini gezerken, aileye verilmiş ekipman ve mobilyaları gördük. Ebu Halid, göçün acısının her şeye rağmen Suriye'deki acı ve ölümlerden daha katlanılabilir olduğunu söylüyor. Üzüntü içinde, ülkesindeki zorlu koşullardan söz ediyor ve yakın zamanda dönemeyeceklerini söylüyor.
 
Sınır şehrindeki bir sonraki durağımız, “Ebu Mecal” aşiretinin evi oldu. Üç ay önce Deraa'daki Dail'den gelen aşiretin 21 ailesi, şehrin kenarlarındaki yeni bir komplekste kalıyor.
 
Aşiretin şeyhi Ebu Faysal, “Bint Cübeyl'e kendimizi yalnız hissetmemek için geldik” diyor.
 
Ebu Faysal bizi, Temmuz 2006 savaşında Bint Cubeyl'den pek çok kişiyi ağırlayan aşiretin onuruna şehir sakinleri tarafından hazırlanmış bir düzlükte karşıladı. “Bizi, belki kendi çocuklarından bile daha kıymetli insanlar gibi kabul ettiler” dedi ve Lübnanlıların “kardeşleri” olduğunu vurguladı.
 
Çev: Selim Sezer
 
Medyasafak.com
 
Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg