slogan
     

Netanyahu Amman’da: Acil Savaş Lütfen!

3 Ocak 2013 Perşembe

Bazı çevrelerin bu kapsamlı anlaşma için Şam’dan uygulanmasını uzun süre boyunca beklediği şartlar bunlar: Suriye askerinin nüfusunun ve gücünü azaltılması, İran ve Hizbullah ile ilişkileri kesmek, Arap-İsrail barışına entegrasyon ve son olarak Filistin sorununu; -Filistin’de işgali devam ettirecek ve Ürdün’ün varlığını da yok edebilecek şekilde- konfederalizm ile çözmek.

Nahed Hatr
 

El Ahbar
 

İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu, Kral Abdullah ile Ürdün'de acil bir görüşme için ziyaret talebinde bulundu. Ziyaretin gizli olması üzerinde anlaşılmıştı ama Netanyahu'nun ofisi görüşmeyi sızdırdı ve ikili görüşmede konuşulan konulardan birkaçı öğrenilse de konuşulanlar arasında ortaya çıkmayan başka konular olduğu söyleniyor. Ürdünlü bazı kaynaklara göre olası bir çözüm halinde bir Ürdün ve Filistin arasında bir konfederasyondan bahsedildi.
 

Netanyahu bu ziyareti ile bölgede izole edilmemiş olduğunu -seçim kampanyasına yarar sağlamak için-  ve barış seçeneğini konuşmaya önem verdiğini göstermek istedi.
 

Tel Aviv 3. defadır Amman'a, Suriye'deki kimyasal ve biyolojik silahların geleceği için ortaklık konusunda ısrar ediyor. Ve 3. defadır Ürdünlü yetkililer bunu reddediyor ve Suriye'deki stratejik silahların güvende olduğunu -doğruluğu yüksek istihbari bilgilere dayanarak- belirtiyorlar.
 

Bu konuda Ürdün hükümeti resmi sözcüsü Semih Maayti geçen cumartesi günü gizli görüşmeye değinmeden ‘'Ürdün'ün Suriye'ye yönelik herhangi bir askeri müdahele girişimini reddettiğini'' söyledi. Ardından Amman'ın, Suriye'deki kimyasal ve biyolojik silahlar konusunda paniğe yol açacak herhangi bir neden göremediğini ve özellikle Ruslarla Suriyeliler arasında bu konudaki koordinasyonları ‘'güven verici bulduğunu” belirtti.
 

Ama Netanyahu'nun doğal olarak başka hesapları var. Ziyaretin bir bütün olarak sadece seçim kampanyası olduğunu söyleyebilir miyiz? Yoksa İsraillilerin, Suriye'deki hedefleri havadan bombalamak için pratikte yürüttükleri adımları var mı? Bu hedeflerin kapsamı nedir? Kimyasal ve biyolojik silahların terör örgütlerinin eline geçme ihtimali mi içlerine doğdu? Yoksa Suriye'ye karşı olan batı propagandasının ve yarattığı kalın toz dumanından yararlanıp bu silahlardan kurtulmak mı istiyorlar?


Suriye silahlı ayaklanma güçlerinin herhangi birinin İsrail'e karşı silah kullanmaya yönelik bir siyasi söylemi yok. Ki Beşşar Esad rejimine karşı olmalarının getirdiği bir müttefiklik var. Libya modeline tekrar izin verebilmesinin yanında, batılı müttefiklerinden Suriye ordusunun eklemlerini oluşturan merkezleri bombalamasını isteyen ‘'devrimciler'' karşısında ‘'yapılması gereken görev'' olarak İsrail'e kimyasal ve biyolojik silahlar için bir bahane oluşturacaktır. Netanyahu hükümeti bu talebi karşılamak için gönüllü olmaya karar verdi mi?
 

Suriye rejiminin;  Arabistan, Katar, Türkiye ve Batı istihbaratlarına bağlı bir “devrimci” grubun eliyle devrilmesinin İsrail'e diğer düşman Arap rejimlerinden de kurtulma, İran'ın bağlantılarını koparma ve Hizbullah'ı kuşatıp yok etme fırsatlarını vereceğini bilmek için ciddi bir analize gerek yok. İsrail, Suriye'de istenen bir stratejik değişim ve o değişimin meyvelerinden bir ödeme yapmadan yiyebilmek için 20 ay bekledi. Suriye'nin içinde bulunduğu mevcut eğilimler; İsrail'in önünde birden çok stresli seçenek koyuyor. 1: Şekillendirme savaşı Suriye savunma siyasetini etkilemez ve Suriye ordusu savaştan daha güçlü ve nitelikli halde çıkar. Bu da Suriye'nin füze kapasitesini arttırabilir ve Hizbullah'ın modelinin onlarca katına çıkarabilir. 2: Veya 2013'te daha da genişleyecek şekilde çatışmalar devam eder –ki bu bölgesel düzeyde tehlikelerin habercisidir-. 3: Batının İsrail olmadan, şımarık çocuk rolünü oynayan Türkiye'nin aracılığı ile -Suriye'deki ‘'rolü'' nedeniyle İsrail'in rakibi- sonuç getirebilecek hamleleri.
 

Esad rejimini bir hava saldırısı ile devirmek, İsraillilerin -geçmişte hiç olmadığı kadar- kesin çıkarlarına olacaktır. Ganimet paylaşımında İsraillilerin de bir ortaklığı olacaktır bu şekilde. Netanyahu Amman ziyaretinde görüldüğü gibi ‘'acil savaş'' peşinde. Belki de hesapları ve denklemleri kilitleyen diğer etmenler ortadan kalktı ve bu şekilde yeni bir macera için askeri müdahaleleri dizginliyordur.
 

Stratejik hesaplar içeren macera mı yoksa içerdeki seçim hesapları dahilinde bir gözdağı mı? Savaş ihtimali %1 oranında bile olduğu sürece bu sorular teorik sorular olmaktan öteye geçer. Suriye askeri topraklarına yayılan bu şiddetli çatışma şartlarında savaşabilir mi?
 

Suriye silahlı muhalifleri ve teröristler Esad'tan kurtulmak için İsrail'den yardım alırken bir sonraki aşama da bazı çevreleri ‘'utandırmayacaktır''. İki tarafın da ortak çıkarları var. Esad sonrası Suriye ve İsrail arasında kapsamlı bir anlaşma için direk iletişimleri ve ‘'Katar'' aracılığı var.  Bazı çevrelerin bu kapsamlı anlaşma için Şam'dan uygulanmasını uzun süre boyunca beklediği şartlar bunlar: Suriye askerinin nüfusunun ve gücünü azaltılması, İran ve Hizbullah ile ilişkileri kesmek, Arap-İsrail barışına entegrasyon ve son olarak Filistin sorununu; -Filistin'de işgali devam ettirecek ve Ürdün'ün varlığını da yok edebilecek şekilde-  konfederalizm ile çözmek.
 

Bu bir macera olsa da olmasa da biz Hizbullah'tan açık bir yanıt bekliyoruz: Suriye İsrail ile savaşında yalnız olmayacaktır.
 

Çev: Hasan Sivri
 

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg