slogan
     

"ABD Suriye’deki Aşırıcı Grupları Destekledi"

26 Ocak 2013 Cumartesi

2007 yılında Wall Street Journal, "ABD Suriye’yi Kontrol Etmek için Müslüman Kardeşler’le İlişki Arıyor” başlıklı bir makale yayınladı. O zaman bile, Müslüman Kardeşler’in ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği ve listeye eklediği, aralarında El Kaide’nin bile bulunduğu gruplarla yakın bağları olduğu görülüyordu.

Tony Cartalucci

 

Press TV


2007 yılında Wall Street Journal, "ABD Suriye'yi Kontrol Etmek için Müslüman Kardeşler'le İlişki Arıyor” başlıklı bir makale yayınladı. O zaman bile, Müslüman Kardeşler'in ABD'nin terör örgütü olarak kabul ettiği ve listeye eklediği, aralarında El Kaide'nin bile bulunduğu gruplarla yakın bağları olduğu görülüyordu.


Yazı, Tunus'tan Suriye'ye, Mısır'dan Libya'ya, Ürdün'e ve ötesine kadar her yerde, mezhepçi aşırıcı örgütün ezilmesi için gerçekleştirilen şiddetli girişimlerle geçen on yılların ardından, Arap Dünyası çapında bir siyasi ve terörist güç olarak Müslüman Kardeşler'in yükselişinin alacağı muhtemel ABD desteğini rahatsız edici bir şekilde öngörüyordu. Nitekim 2007 tarihli bu Wall Street Journal makalesi, özellikle, ABD ortaklığının “Müslüman Kardeşler'in büyüyen bir muhalefet gücü olduğu iki ABD müttefiki olan Ürdün ve Mısır'da hükümetleri istikrarsızlaştırabileceğini” belirtiyordu.

Ürdün şimdi, İhvan'ın Ürdün kolunun öncülük ettiği bir ayaklanmayla karşı karşıya.

2007'deki yazıya dair rahatsız edici bir diğer nokta, “Bush dönemi” politikaları olduğu varsayılan politikaların nasıl da 2000-2008 yönetimini aşarak Başkan Obama döneminde ciddiyetle devam ettiğini gösteriyor olması. 

Jay Solomon tarafından kaleme alınan yazı, Pulitzer ödüllü gazeteci Seymour Hersh'in New Yorker'da yayınlanan "Yeni Yönelim: Yönetimin yeni politikası terörle savaştaki düşmanlarımızın çıkarına mı?” (medyaşafak'da yayınlandı; ed.) başlıklı makalesindeki, şu an Suriye'yi yutan mezhepçi kan gölünün yaklaşmasına dair benzeri bir öngörüyü alıntılıyor.  

Solomon makalesine şunları aktararak başlamaktadır: 

Mayıs sonlarında, nemli bir öğleden sonra, Suriye'nin sürgündeki en büyük muhalefet grubu olan Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin 100 kadar destekçisi Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın yönetimini protesto etmek için Şam'ın buradaki büyükelçiliği önünde toplandı. Katılımcılar Esad karşıtı sloganlar attı ve “Rejimi Şimdi Değiştirin” yazılı pankartlar taşıdı.

Makalenin ilerleyen kısımlarında, Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (UKC) ABD Dışişleri Bakanlığı'yla temas halinde olduğu ve Washington merkezli bir danışmanlık firmasının UKC'nin eylemi örgütlemesine destek verdiği ortaya çıkarılmaktadır:

Katılımcıların söylediğine göre, başkanlık seçiminden önceki haftalarda, bölgesel demokrasiyi savunan Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Ortaklığı İnisiyatifi ve UKC üyeleri bir araya gelerek, Suriye'de demokrasinin yokluğunu ve seçimlere düşük katılım oranını kamuoyuna anlatmak üzerine konuştular. Washington merkezli danışmanlık firması C&O Resources Inc., medya desteği ve siyasi bağlantılar sağlamak suretiyle, UKC'nin 26 Mayıs'ta Suriye büyükelçiliği önünde Esad karşıtı gösteri düzenlemesine destek verdi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, protestoculara mali ya da teknik destek vermediklerini vurguladı.

Tıpkı, gerçekte yabancı destekli bir kışkırtma olan Arap Baharı'nın, satın alınmış suç ortağı medyanın desteğiyle, profesyonel halkla ilişkiler firmaları tarafından “demokrasi yanlısı” bir ayaklanma olarak lanse edilmesi gibi. 



Tıpkı şu anda ABD Dışişleri Bakanlığı ve Batılı medya merkezlerinin yaptığı gibi o tarihte de Wall Street Journal gazetesi Suriye muhalefetini Suriye toplumu içinde farklı kesimlerden oluşan geniş bir yelpazenin temsilcisi olarak yansıtsa da daha sonra, bugün apaçık olduğu üzere, mezhepçi aşırıcı Müslüman Kardeşler'in gerçekte “ayaklanma”nın tam merkezinde olduğu kabul edildi:   

UKC'nin en etkili bileşenlerinden biri, Müslüman Kardeşler'in – liderlerinin El Kaide terör örgütüne esin verdiği, Ortadoğu çapında aktif olan, onlarca yıllık geçmişi bulunan siyasi hareketin – Suriye koludur. Örgütün Suriye şubesi, demokratik reform için silahlı mücadeleyi terk ettiğini söylemektedir. 

Makale, tek ortak paydası ve baskın ideolojisi o gün de, bugün de Müslüman Kardeşler'in Suriye kolunun izlediği mezhepçi aşırıcılık olan 2011'deki “Suriye Ulusal Konseyi” (SUK) ve daha yakın zamanda ABD ve Katar'ın zoraki canlandırmasıyla kurulan “Ulusal Koalisyon” gibi, parçalı, örgütsüz bir muhalefet tanımlamaktadır. Benzeri bir şekilde şimdiki “Ulusal Konsey”, Katar devletinin sahibi olduğu El Cezire'de, Suriye'deki mevcut laik toplumun yerine sözde “İslam Devleti” geçirme niyetlerini açıkça kabul eden Moaz el Hatib tarafından yönetilmektedir. El Hatib ayrıca, kendisinin başında bulunduğu “Ulusal Koalisyon”un parçası olarak savaşan El Nusra'nın El Kaide'nin bir şubesi olarak ABD'nin terör listesine konulmasını hararetli bir şekilde protesto etmiştir.

Bunlar o gün ve bugün, ABD'nin desteklediği, finanse ettiği ve gerçekte silahlandırdığı “özgürlük savaşçıları”dır. ABD'nin bilinen teröristleri silahlandırdığına dair son suçlamayı yapan emekli ABD Ordusu generali ve eski Özel Kuvvetler Komutanı William G. Boykin, ABD'nin Suriye'deki teröristleri silahlandırdığı gibi, bunu Libya-Bingazi'deki terör emirliği üzerinden silah göndermek yoluyla yaptığını iddia etti.

NATO'nun Suriye'deki sözde muhalefet liderliğine silah ve terörist akışı sağlamak için kullandığı Pan-Arap lojistik ağlarından ve ABD'nin hükümeti devirmek için Müslüman Kardeşler'i ve Suriye'deki diğer bilinen şiddet yanlısı aşırıcı grupları desteklemek için 2007'de oluşturduğu komplonun belgelenmiş kanıtlarından hareketle, ABD'nin, İngiltere'nin, NATO'nun ve hatta BM'nin Suriye'deki çatışma hakkındaki söylemin her unsurunun kasıtlı bir fabrikasyon olduğu açıktır. Dahası, çok derin bir hayal kırıklığı da ortaya çıkmaktadır – başkanlık seçiminin yeni bir liderlik ve yeni politikalar getirdiği şeklindeki hatalı düşünceye dair hayal kırıklığı. Bush yönetimi altında hazırlanan savaşlar Obama yönetimi altında, yıllar önce Bush'a ajandasını veren aynı şirket finansmanlı think-tank kuruluşlarından aynı politika yapıcılar tarafından hayata geçirilmektedir. 

Fransız, İngiliz ve şimdi de ABD birlikleri giderek artan bir düzeyde Mali'ye müdahale edip, Libya'da Batı'dan silah, finansman ve diplomatik tanınırlık elde eden savaşçılarla doğrudan bağlantılı teröristlerle sözde savaşırken ve çatışma hâlihazırda Cezayir sınırlarına sıçrarken, halkın iradesine ve çıkarlarına aykırı bir gündemin hayata geçirildiğini anlamak gerekir. Bu gündeme müdahil olan şirket ve finans çıkarlarını tanımlamak, onları boykot ederek yerlerine yerel alternatiflerimizi geçirmek, yapmamız gereken tek şeydir. “Sağ kanat” Cumhuriyetçi Bush ve “sol kanat” demokrat Obama arasında bir geçiş olmaması ve gündemlerin devam etmesi örneğinde görüldüğü gibi, seçimlerle bel bağlamamak gerektiği açıktır. “Arap Baharı”nın ve altında ABD imzası bulunan UKC protestolarının kanıtladığı gibi, protestolara da öyle. 

Çev: Selim Sezer

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg