slogan
  • Ana Sayfa »
  • HABERLER »
  • Erdoğan: İran ve Türkiye Birlikte Suriye’ye Yardım Etmelidir/Bahreyn’de Karışıklık Çıkaran İnsanlar Var
     

Erdoğan: İran ve Türkiye Birlikte Suriye’ye Yardım Etmelidir/Bahreyn’de Karışıklık Çıkaran İnsanlar Var

1 Nisan 2012 Pazar

Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’ın ikinci kanalına verdiği ses getiren röportajın Fars News kaynaklı dökümünün tam çevirisini sunuyoruz:

http://www.medyasafak.com/resim/haber/13901216000332_PhotoA_366329447957.jpg
İran ve Türkiye Birlikte Suriye’ye Yardım Etmelidir/Bahreyn’de Karışıklık Çıkaran İnsanlar Var



Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’ın ikinci kanalına verdiği ses getiren röportajın Fars News kaynaklı dökümünün tam çevirisini sunuyoruz
:

Erdoğan, “Üç gün önce Güney Kore’nin başkenti Seul’da Amerika Cumhurbaşkanı Obama ile bir görüşme yaptınız. Acaba onda, İranlıların hakları olarak gördükleri İran nükleer faaliyetleri ile ilgili sorunu çözebilecek bir irade beyanına tanık oldunuz mu?” şeklindeki sorunun cevabında “Barak Obama ile yaptığımız bu görüşmemizde iki ülke arası ilişkileri ele aldık. Ortadoğu ve Suriye meseleleri de gündeme geldi. Suriye meselesinden sonra da Irak’taki değişimler ve İran meselesini ele aldık ve İran meselesinde İran’ın yeni nükleer santraller inşa etmesi hakkında konuştuk. Bizim müzakerelerin İstanbul’da yapılması hakkında bir önerimiz vardı ki Salihi Bey de bu husustaki kendi teklifini dile getirdi. Biz de kendi görüşlerimizi söyledik ve Avrupa ile Amerika’nın olumlu cevap vermesini istedik” diye konuştu. Erdoğan “Nitekim Salihi Bey Celili Bey’in onaylaması durumunda olumlu cevap vereceklerini ve müzakerelerin İstanbul’da yapılacağını söyledi” diye devam etti

Barışçıl nükleer teknolojiye sahip olmak her ülkenin en doğal hakkıdır

Erdoğan; “Siz iki yıl önce Türkiye Başbakanı ve Lula Da Silva Brezilya Başbakanı unvanlarıyla Tahran Araştırma Reaktör yakıtının temini amacıyla Tahran Deklarasyonu için çok çabaladınız ama Amerika Cumhurbaşkanı Obama bu oturumdan önce bunu onaylamasına rağmen daha sonra bundan vazgeçti. Acaba ikili görüşmelerinizde önce bunu onaylayıp daha sonra neden muhalefet ettikleri hakkında bir şey söylediler mi?” sorusuna verdiği cevapta “Görüşmelerimizde bu konu gündeme gelmedi. İranlı bütün kardeşlerim bunu bilsinler ki nükleer güvenlik zirvesinde İran ve Kuzey Kore’den başka ülkeler gündeme geldi. Obama da bu konuya girmedi. Oradaki konu nükleer terörizm ve nükleer askeri terördü ki ortak bir şekilde ele alınıp incelendi” dedi.

Erdoğan sözlerinin devamında şunları ifade etti: “İran’ın barışçıl nükleer faaliyetleri her ülkenin en doğal hakkıdır ve bir ülke bunu elde ettiği zaman kimse bunu engelleyemez. Buna ilave olarak bugün dünyada 40 ülke nükleer santrallerde enerji üretmektedir. Ancak Fukuşima olayına ve aynı şekilde Rusya’da meydana gelen hadiseye değinmeliyim, zira büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Bugün nükleer teknoloji çok gelişmiştir. Fosil enerji alanında araştırmalar yapılmıştır. Çevre dostları nükleer faaliyetler hususunda bununla ilgilenmektedirler. Biz enerji ihtiyacımızı sadece fosil enerji ve başka bir enerjiyle karşılayamayız. Bunu çeşitlendirmek zorundayız.” Erdoğan ardından şunları ekledi: Enerji temini için nükleer santrallerin yapılması ve nükleer enerjinin kullanılması bir zorunluluk olduğu için gerekli adımlar atılmalıdır.

Türkiye Başbakanı Seul’da ele alınan nükleer terörizm hakkında ve geçen 18 ay içinde İranlı 6 nükleer bilim adamına suikast düzenlenmesi ve İsrail medyasına yansıdığına göre bu suikastların İsrailliler tarafında yapılmasıyla ilgili sorulan “Acaba nükleer bilim adamlarına yapılan saldırıların engellenmesi gerekmez mi?” şeklindeki soruyu şöyle cevapladı: “Seul’daki zirvede ilkeler ve çerçeve hakkında konuşuldu ve her hangi bir ülkeye ait meseleler gündeme gelmedi. Olması ve olmaması gereken konular ele alındı. Kapanış bildirisinde de nükleer terörizm meselesine geniş bir şekilde değinilmişti.”

Şu anda 17 bin Suriyeli Türkiye’ye sığınmış bulunmaktadır/ İran ve Türkiye Suriye’ye yardım etmelidir

Erdoğan Suriye hakkında altı maddeden oluşan ve kendisinin de kabul ettiği Annan Planı hakkında ise şunları kaydetti: “Suriye şimdiye kadar birçok sorun yaşadı. Bugüne kadar 17 bin Suriyeli mülteci Türkiye’ye sığındı ve Türkiye’deki mülteci kamplarında kalıyorlar. Ürdün kralı ile yaptığım görüşmede 90 bin Suriyeli mültecinin de oraya müracaat ettiğini bana söyledi. Bizim Suriye ile binlerce kilometrelik sınırımızla birlikte toplumsal ilişkilerimiz de var. Mülteciler Suriye’den çıkmak için çabalıyorlar. Bizim bu husustaki diplomatik ilişkilerimiz devam etmektedir. Suriye demokrasi ve halkın iradesine cevap vermelidir ve ülkede seçimler yapılmalıdır.”

Erdoğan daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Acaba Beşşar Esed sandıkları halkın önüne koyacak mı? Eğer gerçekten korkmuyorsa ve kendinden eminse sandıkları halkın önüne koymalı ve partilerin kurulmasına izin vermeli. Baas Partisi yeni parti kurmamalı ve geçmişte kalmalıdır. Biz geçmiş yılları önümüze koyup ona göre hareket edemeyiz ve Baas Partisi Suriye için iyi bir örnek değildir. Bu yüzden daha iyi örnekler peşinde olmalı ve tecrübeleri intikal ettirerek Suriye halkının iradesine saygı göstermeliyiz. Eğer Suriye’de farklı gruplardan insanların müdahalelerini istersek Suriye’nin durumu bugünden belli olur. İran ve Türkiye bu hususta birlikte hareket etmeli ve birbirine yardım etmelidir. Suriye’de açık bir şekilde seçimler yapılmalıdır.”

Eğer seçimleri Beşşar Esed ve partisi kazanacak olursa bu bizim için sorun değil

Türkiye Başbakanı, Suriye devletinin reformlar yapmasına, partiler kanunu onaylamasına ve Cumhurbaşkanlığını iki dönemle sınırlandırmasına rağmen Arap ülkelerinde bilhassa Suriye devleti aleyhinde girişimlerde bulunan Arap ülkelerinde seçimler bile yapılmaması ve Suriye devletinin Birleşmiş Milletler gözetimi altında seçimleri yapmayı kabul etmesi hakkındaysa şunları söyledi: “Ben ilkeler hakkında konuşuyorum. Türkiye Cumhuriyeti ve hükümeti diktatörlüklere muhaliftir. Bunun için hangi ülkenin anayasayı ve demokrasiyi ayakları altına aldığına bakmayız. Bu konuda bir sorunumuz yoktur ve vesayetle yönetilen bir ülke değiliz. Halkın oylarıyla işbaşına geldik. Seçimlerimize halkın katılımı çok yüksektir ve 17–18 parti seçimlere katılmaktadır. Adları zikredilen (Arap) ülkelerin eğer halkları mevcut durumu kabul ediyorlarsa bizim bununla bir sorunumuz olmaz. Eğer sorun olsa bile biz yabancı müdahalesine karşıyız. Beşşar Esad ile Halep’te bir araya geldik ve uzun bir görüşmemiz oldu. Ondan gerekli adımları atmasını istedim. Eğer o adımları atmış olsaydı ülkeyi demokratikleştirebilirdi. Ancak bunları hayata geçirmemesi onun bunların bazılarından çekindiğini gösteriyordu.”

Erdoğan sözlerini şöyle devam etti: “Sürecin normalleşmesi için önceden de dediğim gibi halkın iradesine saygı göstermek gerekir ve halkın güvenli bir şekilde oy vermesi sağlanmalıdır. Halk için Esad yönetiminin güvenilirliği kalmamıştır. Eğer seçimleri Beşşar Esed ve partisi kazanacak olursa bizim için sorun değildir.”

Kürt vatandaşlarımı terörist gruplarla aynı kefeye koymamak gerekir

Erdoğan, “Türkiye devleti Kürtlere karşı askeri yöntemlere başvurmaktadır ve onları terörist ve kanun karşıtı bilmektedir. Peki, Suriye devletinin muhaliflerine karşı böyle davranması onun hakkı değil midir?” sorusuna verdiği cevapta şöyle dedi: “Sorunuz güzel bir sual değildi. Çünkü Kürt vatandaşlarımı terörist gruplarla aynı kefeye koymamak gerekir. Bütün dünyada içinde insanların faaliyetlerde bulundukları terörist gruplar vardır. Türkiye’nin de sorunu budur. İran PKK veya PJAK’ı terörist olarak görmüyor mu? Acaba PJAK, PKK’nın İran uzantısı değil mi? İran PJAK aleyhinde savaşmıyor mu? Hükümetimizin Devlet Bakanı Kürt asıllıdır. Eğer bir bütün olarak bakacak olursak benim partim Türkiye’de Kürtlerin temsilcisidir. Siz bu meseleyi Suriye ile mukayese ederseniz farkı görürsünüz.”

Şu anda Bahreyn’de bir sorun yok!

Erdoğan, “Geçen yıl Şubat ayında Bahreyn’de Kerbela olayının tekrarlanmasına izin vermememiz gerekir” dediniz ve ardından da Bahreyn’e askeri çıkarmada bulunan yabancı ülkeleri kınadınız. Acaba bugüne kadar Arabistan ve Bahreyn devletleriyle Bahreyn’de adil bir seçimin yapılması için görüşmeleriniz oldu mu?” sorusunun cevabında da şunları ifade etti: “Yapılan müzakerelere göre, Arabistan’ın askeri kuvvetleri Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin sözleşmesi çerçevesinde Bahreyn’e girmiştir.”

Recep Tayyip Erdoğan, “Bahreyn’de son tahlilde bir seçim oldu ve parlamento teşkil edildi. Fakat Bahreyn’de karışıklıklar çıkaran insanlar var. Suudi Arabistan ile bu konuyu yeniden görüştük, onlar Fars Körfezi işbirliği çerçevesinde iş gördüklerini, Bahreyn’e müdahale hedeflerinin olmadığını itiraf ediyorlar. Biz onların bu cevaplarını İranlı kardeşlerimize aktardık” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin kararlarına göre eğer bir ülke yabancıların saldırılarına maruz kalırsa müdahale edilir, denilmektedir. Hâlbuki bugün yabancıların saldırısına maruz kalan Bahreyn halkıdır”, sualine cevap olarak ise şöyle dedi: “Bahreyn’de seçimler oldu ve gelecek seçimler için hazırlanmaktadırlar. Bu hususta yeni bilgilere sahip değilim. Seçimler zamanında Bahreyn’in meselelerini takip ediyorduk. Şuanda Bahreyn’de her hangi bir sorun yoktur.”

Nükleer başlıklar hususunda İsrail ile ciddi mücadelelerim oldu

Erdoğan, “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı eski Genel Sekreteri el-Baradei’nin raporuna göre İsrail’in 250 tane nükleer başlığı var. Acaba İslam ülkelerinin İsrail’i nükleer silahlardan el çektirecek her hangi bir projeleri ve işbirliği var mı?” sorusunun cevabında ise şunları söyledi: “İsrail’de bu kadar nükleer başlığın olduğuna inanmıyorum. Ancak bu ülkede nükleer silahlar vardır ve sayısı bu kadar değildir. Önemli olan İsrail’in nükleer silahlara sahip olmasıdır. Bu konu hakkında benim şahsen İsrail ile ciddi mücadelelerim oldu. Bu hususta Amerika ile Rusya ile ve Batılı ülkelerle görüşmelerim oldu. İran’ın nükleer meselesi gündeme geldiği zaman, eğer böyle bir şey varsa neden İsrail’e karşı bu hassasiyetleriniz yok, dedim. Çünkü Batılıların İsrail ile ilişkileri daha sağlamdır. Uluslararası kamuoyunun bu alanda her hangi bir işlevi yok. Biliyorsunuz 9 vatandaşım uluslararası sularda İsrailli askerler tarafından şehid edildi. Ama Batılılar bu konuya ciddi bir şekilde eğilmediler ve her zamanki gibi ikili oynadılar.”

Erdoğan bu hususta Obama’ya da gerekli hatırlatmalarda bulunduğunu ifade ederek “Şehid edilen bu 9 vatandaşımızdan biri Amerika vatandaşıydı. Neden hakları savunulmadı? Bir Amerika vatandaşını savunmak görevinizdir, dedim. Ancak bana cevap vermedi. Cevap verseydi de ne olacaktı ki? Hukuk kudretten farklı bir meseledir. Eğer hukuk kendi yerinde uygulanmazsa kimse adaletten dem vuramaz. Bu önemli meselenin çözülmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Devrim Önderi İmam Hamanei’nin buyurduğu; “Dinimiz nükleer silaha izin vermemektedir. Biz nükleer silahlar peşinde değiliz. Nükleer enerjiden barışçıl bir şekilde yararlanmanın peşindeyiz.” sözüne atıfta bulunarak şunları kaydetti: “Bu konuyu Obama’ya söyledim ve dedim ki; ben bu söze karşı her hangi bir tavır takınmam. Onlar nükleer enerjiden barışçıl bir şekilde istifade etmek istiyorlar. Bizim başka bir tutumumuz olamaz.”

Türkiye Başbakanı sözlerine şöyle devam etti: “Biz uranyumun zenginleştirilmesi hususunda Türkiye’de, İran’da ve Brezilya’da üçlü bildirgede pozisyonumuzu ortaya koyduk. Eğer müzakereler İstanbul’da yapılırsa bu konular orada gündeme gelecektir.”

İsrail Türkiye’den özür dilemelidir/Türkiye halkı adına bütün İranlı kardeşlerime teşekkür ederim

Erdoğan, “İki yıl önce 9 Türk vatandaşı Gazze muhasarasını delmek için şehid oldu ve Hüsnü Mübarek’in yıkılmasının üzerinden bir yıldan fazla geçti, ama Gazze hala Mısır devleti tarafından muhasara altında tutuluyor. Bunun sebebi nedir?” sualini ise şöyle yanıtladı:  “Gazze muhasarası İsrail’in politikalarına bağlıdır ve bu sorunun çözüleceğinden eminiz. Biz Türkiye ile İsrail’i barıştırmak isteyenlere üç şart öne sürdük ve İsrail’in bu üç şartı yerine getirmesini istedik. Bunların birincisi Türkiye’den özür dilemeleri, ikincisi şehid ailelerine tazminat ödemeleri, üçüncüsü de Filistin’e uygulanan ambargoların kaldırılmasıydı. Bu üç şart yerine gelmedikçe Türkiye ile İsrail ilişkileri normale dönmeyecektir.”

“Erdoğan, füze sistemi NATO çerçevesinde Türkiye’de kuruldu ve bunun görünüşteki hedefi İran ve Rusya’dır. Acaba bu sistemin elde ettiği bilgilerin İsrail’e verilmemesinin her hangi bir garantisi var mıdır?” sorusunun cevabında şunları söyledi: “Sizin bu konudaki değerlendirmeleriniz yanlış. Bu, bir radar ve savunma sistemidir ve işin içinde saldırı füzeleri yoktur. Bu radar sistemi ilk defa kurulan bir sistem değil. Geçmişte de vardı ama bazı nedenlerden ötürü kaldırılmıştı. Bu defa NATO çerçevesinde kurulacaktır. Bu konu çok açıktır. Ancak İranlı dostlarımız buna tehdit gözüyle bakıyorlar. Bu füze sistemi anlaşmalar çerçevesinde bir İslam ülkesi unvanıyla Türkiye’de kurulacaktır. Eğer NATO Türkiye’nin şartlarına uymazsa biz bu sistemin kaldırılmasını isteyebiliriz. Bu konunun bu şekilde gündeme getirilmesi rahatsız edici ve üzüntü vericidir. Burada saldırı sistemi gündemde değildir. Bilakis bu bir savunma sistemidir ve bilgileri NATO üyesi olmayan diğer ülkelere verilmeyecektir. Eğer bilgi paylaşımından haberdar olursak anında bu sistemi kaldırırız. Biz Batı istediği için buna evet demedik. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri onayladığı için bunu kabul ettik.”

Erdoğan son olarak, “Türkiye halkı adına bütün İranlı kardeşlerime teşekkür eder ve birlik ve beraberliğimizin devam etmesini ümit ederim” dedi.

 
Fars News’de yayınlanan bu yazı Sedat Baran tarafından medyasafak.com için tercüme edilmiştir. 
Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg