slogan
     

"Eleştirilere Rağmen Hizbullah, Hamas’la İttifak Taraftarı"

22 Haziran 2013 Cumartesi

"Lübnanlı kaynak, Hamas liderlerinin Doha ve Kahire’de özgürce hareket edemedikleri için Şam’daki sığınaklarını özlediklerini ileri sürdü. Ayrıca Hamas lideri Halid Meşal’in, Mısırlı yetkililerin kendisine ülkede bir seferde ancak bir ya da iki hafta kalmasına izin verecek sınırlı vize vermesinden yakındığını da söyledi."

Heysem Muzahim

 

Al-monitor.com

 

17 Aralık 1992 tarihinde İsrail, 415 Hamas ve İslami Cihad aktivistini Batı Şeria ve Gazze'den çıkararak Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde bulunan Marc el Zuhur'a gönderdi. Bu aktivistlerin sürülmesi, Hamas ve Hizbullah hareketleri arasındaki ilk doğrudan teması getirecekti. 17 Haziran 2013 günü Hamas, “özellikle Suriye'ye müdahalesinin bölgedeki artan mezhepsel kutuplaşmayı derinleştirmesi nedeniyle kuvvetlerini Suriye'den çıkarması ve silahlarını Siyonist düşmana dönük halde tutması” yönünde Hizbullah'ı uyardı. Hamas'ın Kahire'deki liderliği tarafından yapılan açıklama, Hamas siyasi büro başkan yardımcısı Musa Ebu Marzuk'un Facebook sayfasına konuldu.

 

Hamas'ın açıklaması, onu 20 yıl boyunca askeri eğitim yoluyla ve gizlice silah ve füze göndererek destekleyen Hizbullah'a karşı ağır oldu. Lübnanlı grup aynı zamanda Hamas liderlerine Beyrut'un güneyinde bulunan ve Hizbullah'ın kalesi olan Dahiye banliyösünde güvenli bir sığınak da sağlıyordu. İlave olarak İran'ın Filistinli İslami Direniş Hareketi'ni finanse etmesi ve silahlandırması, hareketin Gazze'deki en güçlü grup, Batı Şeria'da ve Lübnan ve Suriye'deki Filistin mülteci kamplarında da en etkili ikinci grup olmasını sağlamıştı.

 

Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan, Hizbullah'a yakın bir Lübnanlı kaynak, 18 Haziran günü Al-Monitor'a Hizbullah'ın Hamas'ın tutumuyla ilgili olarak, yahut bu hareketin Hizbullah'ı eleştiren liderlerinin önceki açıklamalarıyla ilgili olarak kamuoyu önünde açıklama yapmamasının veya cevap vermemesinin kayda değer olduğunu söyledi. Filistinli hareket, Suriye iç savaşına askeri yönden katılma kararının ardından Şii partisini açıkça eleştirmeye başlamıştı. Diğer yandan yine 18 Haziran günü isminin açıklanmasını istemeyen Suriyeli bir kaynak, Al-Monitor'a Hamas'ın ilk günden beri Suriye savaşının içinde olduğu, askeri deneyimlerini Özgür Suriye Ordusu ile paylaştığı ve savaşçılarının Şam yakınlarındaki Yermuk kampı savaşına katıldıkları iddiasında bulundu.

 

Lübnanlı kaynak, Suriye'ye müdahalesiyle ilgili olarak Hamas'ın yaptığı yorumlara kızan Hizbullah'ın, Lübnan'daki Hamas üyelerine ülkeyi terk etme ve özel olarak Dahiye'deki bürolarını kapama talimatı verdiği yönündeki haberleri reddetti. “Hamas temsilcisi Usame Handan'ın ofisinin, 2006 savaşında yıkılıncaya kadar Hizbullah genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın evi olan binanın yanında olduğu artık sır değildir” diye ekledi. Bu yakınlık, iki hareket arasındaki bütün güçlü ittifakın açık bir simgesiydi.

 

Dahası, Hamas'ın açıklamasından bir gün sonra, Hizbullah'ın web sitesi Alahed, önde gelen bir Hamas figürü olan Mahmud el Zahar ile yapılan bir röportajı yayınladı. Zahar bu röportajda hem iki grup arasında hem de Hamas ve İran arasında iyi ilişkilerden söz etti. Zahar, rencide edici açıklamanın Gazze'den değil, Mısır'dan yapıldığını belirtti ve ifade edilen duyguların hareketin Suriye karşısındaki resmi tutumu olan tarafsızlığı yansıtmadığını iddia etti. “Hamas'ın Suriye krizi karşısındaki resmi tutumu Suriye'nin içişlerine karışmamak ve mezhepsel ihtilaflardan kaçınarak, İsrailli düşmanla çatışma çizgisinden uzaklaşmamaktır" diye teyitte bulundu.

 

Hizbullah'a yakın kaynak, Nasrallah'ın ekibinin, Hamas'ın eleştirilerine rağmen hâlâ Hamas ve diğer Filistinli gruplarla ilişkilerini sürdürmeye ilgi gösterdiğini, zira Filistin davasının Hizbullah'ın temel davası ve varlık nedeni olmaya devam ettiğini ileri sürdü. Hamas'ın Hizbullah'ın Suriye'ye müdahalesinin bölgede mezhepçiliği alevlendirdiği yönündeki ikazı sorulduğu zaman ise Lübnanlı kaynak, “Hamas'ın Suriye muhalefeti karşısındaki tutumu aynı şeyi yapmıyor mu?” cevabını verdi.  

 

Kaynak, Hizbullah'ın 1982'deki kuruluşundan bu yana Filistin davasının ve Filistinli direniş örgütlerinin en büyük destekçisi olduğunu savundu. Ona göre, Hizbullah'ın 1980'lerin başlarındaki direnişi Filistinlilere esin vererek Aralık 1987'de, Filistin'deki Müslüman Kardeşler'in bir direniş grubu olarak Hamas'ı oluşturduğu ilk intifadayı başlatmaları için onları teşvik etti. Kaynak ayrıca, Hizbullah'ı mezhepçiliği kışkırtmakla suçlayanların, partinin 1980'lerde iç savaş sırasında Şii Emel hareketiyle iki nedenden ötürü çatışmaya girdiğini unuttuklarını vurguladı: Hizbullah Emel'in mülteci kamplarında Filistin Kurtuluş Örgütü'ne karşı girdiği çatışmaları reddetti ve İsrail'in 1985'de güney Lübnan'daki bir “güvenlik bölgesine” doğru kısmi çekilmesinden sonra Lübnan'daki İsrail işgaline karşı direnmeye son vermeyi reddetti.

 

Kaynak ayrıca Hizbullah'ın 1982'den 2000'e kadar Lübnan'daki İsrail işgaline karşı devam eden direnişini vurguladı. Mayıs 2000'de Güney Lübnan'dan çekildikten sonra da İsrail'in Şebaa Çiftlikleri ve Keferşuba Tepeleri'ndeki varlığının devam etmesi nedeniyle bu tarihten sonra da Hizbullah'ın silahlarını bırakmadığını ekledi. Hizbullah'ın Filistinli mültecilerin Filistin'e geri dönüş hakkını savunmaya devam ettiğini, Filistin toprakları ve Golan Tepeleri özgürleştirilinceye kadar İsrail'le çatışmayı sürdüreceğini söyledi.

 

İçlerinde bazı Şiiler de bulunacak şekilde, Lübnanlıların yaklaşık %50'sinin, kendi yaşamlarını, evlerini ve çıkarlarını tehdit eden İsrail'e karşı askeri duruştan memnun olmadığı sır değildir. Kaynak, Hizbullah'ın konumlanışının mezhepsel temelde olması halinde, Güney Lübnan'daki Şiilerin yeni bir İsrail savaşı korkusuna, direnişi sonlandırıp İsrail'le kalıcı bir ateşkese varmak suretiyle yanıt verecek olduğunu söyledi.

 

Söz konusu kaynak, Hizbullah'ın 12 Temmuz 2006'da sınırdaki İsrail mevzilerine düzenlediği saldırının iki amacının olduğunu söyledi: İsrail'deki Lübnanlı esirlerle değiştirilebilmeleri için İsrail askerlerini kaçırmak ve Hamas'ın Haziran 2006 sonlarında asker Gilad Şalit'in kaçırılması sonrasında İsrail'in Gazze'ye gerçekleştirdiği müdahalenin hafifletilmesi.

 

Kaynak, Hamas'ın bu açıklamayı neden Hamas temsilcisi Ali Baraka ile Hizbullah'ın Filistin dosyasından sorumlu temsilcisi Hasan Hubbalah ile görüşmesinden iki gün sonra yaptığı sorulduğunda, Hamas'ın Mısır'daki “Müslüman Kardeşler Derneği”nden ve “Körfez-Türkiye ekseni”nden gelen basınç altında gibi göründüğü cevabını verdi. Açıklamanın, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin, hükümetinin Suriye'deki silahlı muhalefeti destekleyeceğini, Esad rejimiyle bağlarını keseceğini ve Hizbullah'a Suriye'yi terk etme çağrısı yapacağını söylediği beyanatından birkaç gün sonra geldiğini vurguladı. İlave olarak Kahire'de “Suriye halkını destekleyen” iki konferans daha toplanmıştı: biri, 13 Haziran'da Şeyh Yusuf Karadavi'nin himayesi altında gerçekleşen Selefi konferansı, diğeri ise 15 Haziran'da Müslüman Kardeşler tarafından organize edilen konferanstı.
 

Londra merkezli Filistinli gazete El Kuds'ül-Arabi'nin 18 Haziran tarihli başyazısı, Hamas'ın Hizbullah'a karşı eleştirel tutumunun, neredeyse “muhalif eksene” (İran, Suriye ve Hizbullah öncülüğünde) karşı “ılımlı eksene” (Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan öncülüğünde) katıldığını ilan etmek anlamına geldiği tespitinde bulundu. Başyazı, bu gelişmenin temel olarak Hamas'ın, tıpkı Filistin Yönetimi gibi, Amerikan yanlısı eksene katılması anlamına geldiğini ekledi.

 

Londra'daki “Chatham House”ta öğretim üyesi olan Nadim Shehade, 17 Haziran tarihinde Al-Monitor'a verdiği bir online röportajda “Hizbullah, yanında Hamas olmadan direniş gömleğini taşımakta zorlanacaktır” dedikten sonra şu iddiada bulundu: “Hamas'ın olmadığı direniş bloğu, daha ziyade kendini meşrulaştırmak için Filistin davasını kullanan mezhepsel bir ittifak gibi görünecektir.”

 

“Hamas çok erken tarihten itibaren Suriye'deki isyanın destekçisiydi ve belki de bunu Türkiye fikrini değiştirip Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı bıraktıktan sonra yaptı” diye belirten Shehade, çatışmanın şu anda saf anlamda mezhepçi bir çatışma mı, yoksa iki eksen arasındaki jeopolitik, stratejik bir çatışma mı olduğu sorulduğunda şu cevabı verdi: “Ben hâlâ bunun rejime karşı bir ayaklanma olduğunu düşünüyorum. Lübnan, Suriye ve Irak'a karşı İran saldırısı olarak stratejik. Fakat mezhepçiliği [Şiiler arasında] korku ve mobilizasyon yaratmak için kullanıyorlar”. 

 

İran ve Hizbullah'ın, eksenlerinin “Şii hilali” olmadığını iddia edebilmek için bir Sünni grup olarak Hamas'a kendi taraflarında ihtiyaç duyduğu doğrudur, fakat Hamas'a alternatif olarak, El Fetih de dâhil olmak üzere diğer Filistinli örgütlerle ilişkilerini sürdürebilirler. Bugün sorulması gereken soru şu: Hamas, İran'ın finansmanı ve silahları olmadan direnişini nasıl sürdürecek?

 

Lübnanlı kaynak, Hamas liderlerinin Doha ve Kahire'de özgürce hareket edemedikleri için Şam'daki sığınaklarını özlediklerini ileri sürdü. Ayrıca Hamas lideri Halid Meşal'in, Mısırlı yetkililerin kendisine ülkede bir seferde ancak bir ya da iki hafta kalmasına izin verecek sınırlı vize vermesinden yakındığını da söyledi.

 

Heysem Muzahim, Ortadoğu ve İslam konularında uzmanlaşmış bir Lübnanlı analisttir. Twitter'da bağlantı için: @haytham66

 

Çeviren: Selim Sezer

 

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg