slogan
     

"Chossudovsky: Mısır’daki Darbenin Arkasında Washington mu Var?"

15 Temmuz 2013 Pazartesi

"Hayallere kapılmamalıyız. Her ne kadar Mısır ordusu içinde önemli görüş ayrılıkları olsa da, omzu kalabalık komutanlar emirlerini Pentagon’dan almaktadırlar."

Mısır'daki darbenin arkasında Washington mu var?

“Yeşil Işığı” Pentagon mu yaktı?

Prof. Michel Chossudovsky

Global Research

“[ABD Savunma Bakanı] Hagel and [ABD Genelkurmaya Başkanı General] Dempsey… bir yandan darbe hakkındaki endişelerini dile getirip diğer yandan da Amerika'nın perde arkasında olayları manipüle ediyor gibi görünmemesi için gayret ederken ince bir çizgide yürümek zorunda kaldılar.” (Military.com, 3 Temmuz 2013)

Mısır'daki protestolar ABD ve onun taşeronu olan Müslüman Kardeşler rejimine yöneliktir.

Washington'ın destek vererek hükümetin başına getirdiği Müslüman Kardeşler, Cumhurbaşkanlığının ilk gününden itibaren Washington mutabakatının bütün emirlerini sadakatle yerine getiren Hüsnü Mübarek yönetimine bir alternatif olmaktan çok onların bıraktığı boşluğu dolduran, benzeri bir yönetimdi.

Silahlı Kuvvetler'in Müslüman Kardeşlerin üstüne giderek, en nihayetinde darbe yapması protestoların hedefini şaşırtıp, gerçek bir halk iktidarının başa gelmesini engellemeyi amaçlıyordu. Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Mısır ordusu tarafından devrilmesi ABD'nin çıkarlarının aleyhine değildi. Bilakis söz konusu darbe bu çıkarların “devamlılığını” güvence altına almak için teşvik edildi.

Müslüman Kardeşler ve CIA

Batılı istihbarat teşkilatlarının Müslüman Kardeşler'le kökleri eskilere dayanan bir iş birliği geçmişi var. İngiltere'nin Gizli Haber Alma Teşkilatı aracılığı ile Müslüman Kardeşler'e verdiği desteğin kökeni 1940'lara kadar uzanmaktadır. Eski bir istihbaratçı olan William Baer'e göre 1950'lerden itibaren “CIA, Müslüman Kardeşler'e Nasır'ı devirme potansiyelini sahip olduğu düşüncesiyle yardım etmiştir.” (1954-1970: CIA and the Muslim Brotherhood Ally to Oppose Egyptian President Nasser)

CIA ile olan bu gizli bağlantılar Hüsnü Mübarek hükümeti döneminde de devam etmiştir.

“Arap Baharı”nın başlangıcından itibaren Obama yönetiminin amacı Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki laik yönetimleri el altından çökertmeye çalışıp, Amerika'nın jeopolitik ve kurumsal menfaatlerine hizmet edecek örnek bir “İslami devlet” kurmaktır.

“Güçlü Bir İktisadi İlaç”

2011 yılının ilk aylarında Mübarek'e karşı başlayan protestolar IMF reformlarının yıkıcı etkisine tepki olarak doğmuştu. 1991 yılının başlarında Körfez Savaşı'nın en sıcak olduğu dönemde devreye sokulan bu reformlar, yirmi yıldan fazla bir süreye yayılmıştı. Bu reformlar bir yandan Mısır ekonomisini “yabancı yatırımcı” akınına “açarken” diğer yandan Mısır halkını daha da fakirleştirdi.

Amerika ve Avrupa Birliği'nden gıda ithal edilmesi tercih edildiği için Mısır'ın 3000 yıllık tahıl ambarı olan Nil vadisi yok edildi.

Bundan dolayı gıda fiyatları üzerindeki devlet kontrolünün kaldırılması, kapsamlı özelleştirmeler ve tasarruf tedbirleri yoksullaşmaya ve kitlesel işsizliğe yol açtı. Bunun sonucu olarak da toplumsal projeler çöktü, Mısır'ın iktisadi ve finansal sistemi istikrarsızlaştı.

Neoliberal iktisadi reformlardaki bu devamlılık, Amerika'nın sponsoru olduğu rejim değişikliklerinin merkezindedir. Bu doğrultuda Mursi'nin iktidara gelişi de IMF'nin sunduğu “iktisadi ilacı” yutması şartına bağlıydı.

2012 yılının Ağustos ayında, IMF'nin başkanı Christine Lagarde samimi bir şekilde şunları dile getirdi: “IMF Mısır'a bu zorlu yolculukta eşlik edecektir… Bu Mısır'ın kendi yolculuğudur ve IMF bu yolculukta Mısır'ın yanındadır.” Başbakan Kandil ile ortaklaşa düzenlenen basın toplantısında Lagarde şöyle konuştu: “Bugünkü toplantılarımızda Cumhurbaşkanı Mursi ve Başbakan Kandil'in ortaklaşa önerdiği strateji bizi fazlasıyla etkiledi. (IMF , 22 Ağustos 2012)

“Mısır'ın siyasi ve iktisadi dönüşümünü yönetmek” maksadıyla, içinde (ölümcül) makro-iktisadi reformlar barındıran yeni bir IMF paketi yürürlüğe konuldu” (Aynı kaynak). Sonuç olarak, Mısır'a borç veren yabancı sermayenin dayattığı ve IMF'nin sponsor olduğu “dönüşüm” iktisadi ve toplumsal krizi dindirmek bir yana, bu krizi daha fazla alevlendirdi.

Ülkenin sosyal koşulları Hüsnü Mübarek'ın devrilmesinin ardından çarpıcı bir şekilde kötüye gitmişti. Cumhurbaşkanı Mursi'ye karşı olan kitlesel muhalefetin ana sebebi, Mübarek döneminde Washington ve Wall Street tarafından dayatılan reformların hâlâ devam etmesi ve bunun da daha beter bir yoksullaşmaya yol açmasıdır. 

Silahlı Kuvvetlerin Rolü: “Yeşil ışığı” Pentagon mı yaktı?

Medya askerî darbeyi yapan liderler ve Amerikan ordusu arasındaki yakın ilişkiye hiç değinmeden, Mısır ordusunu genel anlamda protestoları destekleyen bir güç olarak lanse etti.

Bu kitlesel harekete dâhil olan bazı kesimlerinin orduyu “desteğe” çağırması da bir taktikten ibaretti:

“Silahlı Kuvvetler Mısır'ın bütün şehirlerinden, bütün köylerinden bu mesajı aldı. Ordu bu daveti gördü, amacını kavradı, gerekliliğini takdir etti ve dürüstlük, sorumluluk ve görev sınırları içinde kalmak niyetiyle ve umuduyla halk kitlelerine yakınlaştı.”

Bu kitlesel hareketin içine sızıldığı bilinen bir gerçek olduğu gibi bu konuda deliller de mevcut. Müslüman Kardeşler hükümetine muhalif olan bazı kesimler, Freedom House (Özgürlük Evi) ve NED-National Endowment for Democracy (Ulusal Demokrasi Vakfı) tarafından destekleniyor. Bir sivil toplum hareketi olan Kifaya da merkezi Amerika'da olan International Center for Non-Violent Conflict (Şiddetsiz Çatışmalar Merkezi) tarafından destekleniyor.

Silahlı kuvvetlerin rolü tabandan örgütlenen hareketi korumak değil, tam aksine amacı Washington hesabına bu isyanı manipüle edip muhalefeti ezmektir.

Askerî darbenin hedefi, Müslüman Kardeşler hükümetinin iktidardan düşmesinin Amerika'nın Mısır devleti ve ordusu üzerindeki kontrolünü zayıflatacak bir siyasi dönüşüme yol açmamasını garanti altına almaktır.  

Hayallere kapılmamalıyız. Her ne kadar Mısır ordusu içinde önemli görüş ayrılıkları olsa da, omzu kalabalık komutanlar emirlerini Pentagon'dan almaktadırlar.

Cumhurbaşkanı Mursi'ye karşı yapılan darbeyi başlatan Savunma Bakanı General Abdülfettah el-Sisi Pensilvanya Carlisle'daki Amerikan Harp Okulu mezunudur.

Protestoların başladığı ilk günlerden itibaren General el-Sisi, Amerikan Savunma Bakanı Chuck Hagel'le sürekli olarak telefon ile iletişim hâlindeydi. Medyada çıkan haberler darbeyle sonuçlanan süreçte Sisi'nin günde birkaç kez Hagel'e danıştığını doğruluyor. General el-Sisi'nin Pentagon “yeşil ışık” yakmadan hareket etmiş olması pek de ihtimal dâhilinde değil.

“Geçen Perşembe [30 Haziran] günü, yani büyük gösterilerin olduğu ve Mursi'yi devirme çabalarının artan bir şekilde Amerikan karşıtı bir havaya büründüğü gün ve sonrasında Salı [2 Temmuz] günü, yani el-Sisi'nin şayet Mursi ödün vermezse ordunun harekete geçeceğini belirterek ultimatom verdiği gün Hagel el-Sisi'yi telefonla aradı.” Military.com

Amerikan Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey de mevkidaşı Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konseyi Başkanı General Sedki Sobhi ile sürekli iletişim hâlindeydi:

Pentagondaki yetkililer Hagel ve el-Sisi arasındaki diyaloglar hakkında detaylı bilgi vermeyi reddettilerse de, Pentagon'un baş sözcüsü George Little yaptığı açıklamada “[Ordunun] bütün kademelerindeki Amerikan yetkililerin açıkça Mısır'daki demokratik süreci desteklediklerini ve bir an önce bu gergin dönemin, şiddete başvurulmadan barışçıl bir yöntemle sona erdirilmesini ümit ettiklerini” belirtti. (Military.com; vurgu bize aittir)

Military.com'dan alınan bilgiye göre Hagel ve Dempsey bir yandan darbe hakkındaki “endişelerini dile getirip diğer yandan da Amerika'nın perde arkasında olayları manipüle ediyor gibi görünmemesi için gayret ederken ince bir çizgide yürümek zorunda kaldılar.”

Mısır İsrail'den sonra Amerika'nın en çok askerî yardım yaptığı ikinci ülkedir.

Mısır ordusu Pentagon'dan yönetilmektedir.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) eski komutanı General Anthony Zinni'nin sözleriyle:

Bölgenin geri kalanına sağladığı erişim imkânından dolayı, Mısır benim sorumluluk alanımdaki en önemli ülkedir (Vurgu bize aittir.)

Çev: Leyla Kader

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg