Ehl-i Sünnet, Hz. Resulullah'ın (s.a.a.) vahiy inmeden önce mümin olmadığına ve bi'setini (peygamberliğini) bilmediğine kaildir. Delil olarak da şu ayeti getirirler: "İşte sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin." (Şûrâ, 52). Bildiğim kadarıyla bu durum, Şia-i İmamiyye'nin inancına muhaliftir. Onların bu görüşünün aksini nasıl ispat edebiliriz?
28.09.2025
7.03.2025
3.02.2025
24.01.2025
10.12.2024
4.10.2024
Trump, bir ABD insansız hava aracı düşürüldükten sonra İran'ı vurduğunu iddia ediyor ama aslında saldırıyı kendisi iptal etmişti. Ayrıca İran'ın kendisini bir ABD üssüne saldıracakları konusunda bizzat uyardığını ve bunu kasten ıskaladığını iddia ediyor. Bu da gülünç. Gerçekte Irak Cumhurbaşkanı'na hedef belirtilmeyen muğlak bir uyarı yapıldı ve füzelerin çoğu üsse isabet etti. Kimse ölmedi ama bu İran'ın hedef almasından ziyade iyi planlanmış bir tahliyenin sonucuydu.
"İran, Amerikan birliklerine saldırdı, bu birliklerdekilerin birçoğunda beyin hasarına, ölümlere neden oldu. Trump, yakın zaman önceki başkanlığı döneminde bu konuda hiçbir şey yapmadı, onlar ise saldırdılar. Sadece askerlerin baş ağrısı çektiklerini söyledi. Hepsi bu! Ama saldırı gerçekleştiğinde hiçbir şey yapmadı."
Önceki savaştan farklı olarak, bir terör örgütüne karşı değil, etrafımızda bir “ateş çemberi” yaratmayı kısmen başarmış olan İran İmparatorluğuna karşı varoluşsal bir zorlu mücadele verdiğimizi anlamalıyız.
Köleliğin üstesinden -gerçekten ortadan kaldırıldığı kadarıyla- liberalizm içinde kendiliğinden gelişen içsel bir süreçle gelinmemiştir. Aksine, bu koşullar öncelikle dışlanan halklar tarafından sürdürülen devasa özgürleşme ve tanınma mücadelelerinin doğurduğu zorlukların ardından ortaya çıktı. Köleliği ortadan kaldıran 1791'deki Haiti sömürge karşıtı devrimi, zenginliğin halka yeniden dağıtılmasını sağlayan 1917'deki Ekim Devrimi, emperyalistleri ülkeden kovan 1979 İran Devrimi gibi…
Sonuç olarak, emperyalizm, özellikle de ABD ile İsrail arasındaki ilişki, İsrail'in ABD'nin eyaletlerinden biri sayıldığı, ancak daha ileri bir yerde olduğu ve bu organik bağın hiçbir zaman gizlenmediği göz önüne alındığında; iyi, kötü veya tereddütlü olarak tanımlanamaz. Önceki satırlarda göstermeye çalıştığımız şey işte budur.
Metafiziğin anlamını kavrayamayanlar onun fizikten ayrı olduğunu sanırlar. Bazıları fiziğin bittiği yerde kocaman bir boşluğun başladığını ve metafiziğin bundan sonra geldiğini savunmaktadırlar. Bu, kuruntudan başka bir şey değil. Öncelikle bilmemiz gereken şey, varlık âleminde boşluk diye bir şeyin olmadığıdır. Hayır, tüm varlık birbirine vâsıldır. Ancak âlemdeki bu ittisalin yanında bir fasl da mevcuttur. Yani mahiyetler birbirlerinden ayrıdırlar.