İçinde her şeyin yer aldığı bir üçgen var; âlemde tasavvur edilebilecek en büyük üçgen: zihin, dil ve dünyadır. Âlemde zihnin, dilin ve dünyanın dışında kalan ne bulunabilir? Ne zihinde bulunan, ne dile gelen, ne de dünyada olan bir şey var mıdır? Hatta “Benim zihnime ve dünyaya sığmaz, hepsinden yücedir” dediğiniz Allah hakkında bile yine dille konuşuyorsunuz.
7.10.2026
17.09.2026
11.09.2026
2.09.2026
30.08.2026
23.08.2026
İşte bu denli yüce bir kelam; Allah'ın “ayaklarında iki sandaleti olan, kıvırcık saçlı, tüysüz bir genç formunda olduğu”, “inip çıktığı”, “Hz. Peygamber'in O’nunla oturması için yanında dört parmaklık yer bıraktığı” şeklindeki, yani sanki bizden sadece biraz daha büyük biriymiş gibi cisimlendirildiği tasavvurlardan çok farklı bir marifetin göstergesidir!
Çünkü Bedir ve Uhud'da Kureyş müşriklerini kılıçtan geçirenler, Ensar ve Hz. Ali'nin başını çektiği Haşimoğullarıydı. Ensar, "Madem Hz. Ali'nin etrafında toplanmadılar, madem Gadir vasiyetini umursamıyorlar, o hâlde başımıza geçip bizden intikam almalarına izin vermeyelim" psikolojisiyle, savunma ve istişare amacıyla o küçük çardakta toplanmıştı.
Şimdi, ABD'nin nefes borusunu kesen Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasına ek olarak, ABD ve müttefiklerinin tamamen boğulmasına şahit olmak için Babülmendep'i de kapatmanın vaktidir. Hz. Ali'nin (a.s.) dediği gibi: "Sana atılan taşı geldiği yere geri at, zira kötülük ancak kötülükle defedilir."
Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!
Kişinin hiçbir kusuru (taksiratı) olmaksızın ve zihnini tamamen arındırarak düşünüp çabaladıktan (içtihattan) sonra içinde hâlâ bir şüphe kalırsa, o da mazur sayılmalıdır; çünkü güç yetirilemeyen şeyi teklif etmek (teklif-i mâ lâ yutâk/kapasitenin üstünde yükümlülük yüklemek) aklen çirkindir (kabihtir).
Taberî, Tarih’inde Ömer b. Hattâb’ın hilafeti döneminde Abdullah b. Abbas ile arasında geçen bir konuşmayı nakletmiştir. Bu konuşmada Ömer, Kureyş’in Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s.) hilafetini engellemek için yürüttüğü faaliyetleri ve bu hususta yaptıkları planlamaları açıkça ikrar etmektedir. Konuşmanın bir bölümünde Ömer, İbn Abbas’a şöyle demiştir...