Son bir nokta olarak; her iki rivayette de spontane bir şekilde yer alan bu ifade, İmam Ca'fer'in (a.s.) babasını kendi döneminin en faziletli Müslümanı olarak gördüğünü kanıtlamaktadır. Bu da, İmâmî (Şiî) akidedeki İmamların kendi makamlarına (imamet ve masumiyete) dair tasavvurlarıyla tamamen örtüşmektedir.
15.10.2026
2.10.2026
21.09.2026
11.09.2026
24.08.2026
6.08.2026
Buna ek olarak, bu içeriğin İmam Sâdık'a (a.s.) nispetinin sahih olduğuna dair önemli bir başka kanıt daha mevcuttur: Şii olmayan mütekaddim (erken dönem) yazar İbn Ebi Şeybe'nin (ö. 235 H.) kitabında kaydedilen rivayet gibi eski nakillerde, İmam Bâkır'ın (a.s.) daha önce Şiilik hakkında benzer ifadeler kullandığı geçmektedir.
Bu yazı, İmam Ali'nin (a.s.) Nehcü'l-Belağa'daki hutbe ve hikmetleri bağlamında Hz. Mehdi'nin (a.s.) varlığını tahlil etmeyi ve Ehl-i Sünnet usulcülerinin (İbn Hacer, Ebu Zehre vb.) "yeryüzünün hüccetsiz kalmayacağı" kuralına yaklaşımlarını, Şii epistemolojisi çerçevesinde ilzam kaidesi yöntemiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bu dönemde Gadir Hadisi'nin tam olarak ne kadar anıldığını bilmiyoruz. Ancak önemli olan şu ki; İmam Ali (a.s.) doğal bir siyasi sürecin sonunda halifelik makamına geldiğinde, Taberi'nin aktardığına göre, biat edenlerin bir kısmı doğrudan "müvâlât" (Gadir'deki velâyet ahdi) temelinde biat etmişti
Taberî, Tarih’inde Ömer b. Hattâb’ın hilafeti döneminde Abdullah b. Abbas ile arasında geçen bir konuşmayı nakletmiştir. Bu konuşmada Ömer, Kureyş’in Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s.) hilafetini engellemek için yürüttüğü faaliyetleri ve bu hususta yaptıkları planlamaları açıkça ikrar etmektedir. Konuşmanın bir bölümünde Ömer, İbn Abbas’a şöyle demiştir...
Sonuç: Bu mesele, İmâmîyye’nin hadis ve fıkıh külliyatının, Hz. Ali b. Ebû Tâlib’e nispet edilen asli görüşleri sahih biçimde muhafaza ettiğini gösteren deliller zincirine eklenebilecek önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir: