"İnşa" için 867 adet haber bulundu

Hassan Ansari’den notlar (8): Hicri ikinci yüzyılın ortalarına ait değerli bir metne göre Hz. Fâtıma'nın (s.a.) şehadeti

Hassan Ansari’den notlar (8): Hicri ikinci yüzyılın ortalarına ait değerli bir metne göre Hz. Fâtıma'nın (s.a.) şehadeti

Bununla birlikte, yukarıdaki metni şu hususu belirtmek için alıntıladım: Eğer hicrî ikinci yüzyılın ortalarında Fezârî gibi bir İbâdî kelamcı Şiilerin bu inancını eserinde aktarıyorsa, bu onun bu inancı Şiilerden bizzat duyduğu (nitekim kendisi Hişam b. Hakem'in çağdaşı ve çalışma arkadaşıydı) ve Şiilerin ikinci yüzyılın başlarında bu inanca zaten sahip olduğu anlamına gelir!

ÖZEL: Sünnî Tarihçilerin Kelâmî Kabullerinin Gadir-i Hum Hadisesinin Tasvirine Etkisi

ÖZEL: Sünnî Tarihçilerin Kelâmî Kabullerinin Gadir-i Hum Hadisesinin Tasvirine Etkisi

Bir rivayetin sıhhat ve geçerliliğinin tespiti, kimi zaman râvilerden bağımsız olarak, doğrudan metin tenkidi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Ancak bu safhada dahi tarihçilerin kelâmî kabullerinin üslupları ve yaklaşımları üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Fahreddin Râzî’den nakledilen şu söz, bu durumu özetler niteliktedir: "Gadir hadisine dair dört yüz rivayet yolu (tarik) buldum; buna rağmen [hadisin] sahih olduğu içime sinmedi."

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.

İbrahimî Dinânî:: Sebzevârî Söyleşileri (2): Filozof Sebzevârî’nin düşüncesinde bilgi / Mona Lisa'nın sırrı

İbrahimî Dinânî:: Sebzevârî Söyleşileri (2): Filozof Sebzevârî’nin düşüncesinde bilgi / Mona Lisa'nın sırrı

Peki, insanoğlunun bilgileri beyninde midir? Elbette çok açıktır ki, insanın beyni olmasa, bilgisi zuhur etmez. İlk olarak bu soruya cevap vermemiz gerekir. Beyindeki hücrelerde en ufak bir sorun meydana gelse, beyin artık faaliyetlerini yerine getiremez. Peki, bu organ bilginin kabı mıdır, yoksa onun ortaya çıkış şartı mıdır?

İbrahimî Dinânî:: Molla Hâdî Sebzvârî  Söyleşileri (1): Filozof Sebzevârî’nin felsefe tarihindeki yeri

İbrahimî Dinânî:: Molla Hâdî Sebzevârî Söyleşileri (1): Filozof Sebzevârî’nin felsefe tarihindeki yeri

Bizler aklın misalleriyiz, akıl bizim misallerimiz değildir... Buraya dikkat ediniz. İlâhî âlemin aklı mı misaldir, yoksa bizler mi aklın misalleriyiz? Misal olan bizleriz; asıl olan onlardır (akıllardır).

ÖZEL: İmâmiyye Kelâmının Mu‘tezile’ye Eğilim Göstermesinde Şiî Olan Mu‘tezilîlerin Rolü

ÖZEL: İmâmiyye Kelâmının Mu‘tezile’ye Eğilim Göstermesinde Şiî Olan Mu‘tezilîlerin Rolü

Bu inceleme Şiî olan Mu‘tezilîlerin İmâmiyye’ye yalnızca imamet bahsinde değil, Verrâk ve İbn Ravendî gibi bazılarının tevhid ve adalet konularında da bağlı olduklarını ve Mu‘tezile’ye muhalefet ettiklerini göstermektedir. Elbette İbn Kıbe gibi bir kelâmcı da Mu‘tezile’ye sadece imamet konusunda karşıydı. Bu nedenle bu mütekellimlerin hepsinin tek bir somut eğilime bağlı olmayıp farklı yaklaşımlar sergilediklerini söylemeliyiz.