O, "Bu ümmetin peygamberinden sonraki en hayırlısı Ebubekir, sonra Ömer'dir..." hadisinin hicri 90'lı yıllar civarında Kûfe'nin hadis ortamında uydurulduğunu ve bu hadisin asıl ortak halkasının (kaynağının, müşterek râvîsinin), bu tür hadisleri nakletmeye ve yaymaya meraklı olan Şa'bî olduğunu ortaya koymuştur.
2.09.2026
30.08.2026
24.08.2026
23.08.2026
16.08.2026
14.08.2026
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.
İşte bu denli yüce bir kelam; Allah'ın “ayaklarında iki sandaleti olan, kıvırcık saçlı, tüysüz bir genç formunda olduğu”, “inip çıktığı”, “Hz. Peygamber'in O’nunla oturması için yanında dört parmaklık yer bıraktığı” şeklindeki, yani sanki bizden sadece biraz daha büyük biriymiş gibi cisimlendirildiği tasavvurlardan çok farklı bir marifetin göstergesidir!
Ancak bu epistemolojik sansür ve cerh çabası paradoksal bir şekilde, Rec'at inancının Şia'nın muhalifleri tarafından iddia edildiği gibi 3. veya 4. yüzyıl uydurması olmadığını; ilk asırda bunu doğrudan Hz. Ali’den işitmiş sahabenin seçkin simalarından biri tarafından bizzat savunulduğunu kanıtlayan birer vesika hükmündedir.
Çünkü Bedir ve Uhud'da Kureyş müşriklerini kılıçtan geçirenler, Ensar ve Hz. Ali'nin başını çektiği Haşimoğullarıydı. Ensar, "Madem Hz. Ali'nin etrafında toplanmadılar, madem Gadir vasiyetini umursamıyorlar, o hâlde başımıza geçip bizden intikam almalarına izin vermeyelim" psikolojisiyle, savunma ve istişare amacıyla o küçük çardakta toplanmıştı.
Buna ek olarak, bu içeriğin İmam Sâdık'a (a.s.) nispetinin sahih olduğuna dair önemli bir başka kanıt daha mevcuttur: Şii olmayan mütekaddim (erken dönem) yazar İbn Ebi Şeybe'nin (ö. 235 H.) kitabında kaydedilen rivayet gibi eski nakillerde, İmam Bâkır'ın (a.s.) daha önce Şiilik hakkında benzer ifadeler kullandığı geçmektedir.
Bugün Şiîlerin çoğunun uyguladığı pratik tam olarak budur ve bu uygulama kesintisiz olarak doğrudan İmam Ali'ye (a.s.) dayandırılabilmektedir!