Câhiz, Haşimilerin Emevilere karşı görüşlerini açıklarken şöyle yazar: “Dediler ki: Muhammed bin Ali bin Hüseyin... Hicaz fakihlerinin seyyidiydi. İnsanlar fıkhı ondan ve oğlu Cafer'den öğrendi. O, "el-Bâkır; ilmi yarıp çıkaran" lakabıyla anılırdı. Allah'ın Elçisi, o henüz dünyaya gelmeden önce bu lakabı ona vermişti. Peygamber onun varlığını müjdeledi ve Cabir bin Abdullah'a onu göreceğini vaat ederek şöyle buyurdu..."
17.08.2026
13.08.2026
9.08.2026
8.08.2026
31.07.2026
25.07.2026
Bugün Şiîlerin çoğunun uyguladığı pratik tam olarak budur ve bu uygulama kesintisiz olarak doğrudan İmam Ali'ye (a.s.) dayandırılabilmektedir!
Şüphesiz dünya halkları, aziz liderimizin teröristleri cezalandırma çağrısına katılacak ve teröristlerin uykularını kaçıracaktır. Şunu bilmelidirler ki, ömürlerinden geriye tek bir gün kalmış olsa bile İran milletinin intikam eli onların boğazına yapışacaktır.
Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!
Ehl-i Sünnet, Hz. Resulullah'ın (s.a.a.) vahiy inmeden önce mümin olmadığına ve bi'setini (peygamberliğini) bilmediğine kaildir. Delil olarak da şu ayeti getirirler: "İşte sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin." (Şûrâ, 52). Bildiğim kadarıyla bu durum, Şia-i İmamiyye'nin inancına muhaliftir. Onların bu görüşünün aksini nasıl ispat edebiliriz?
Bu dönemde Gadir Hadisi'nin tam olarak ne kadar anıldığını bilmiyoruz. Ancak önemli olan şu ki; İmam Ali (a.s.) doğal bir siyasi sürecin sonunda halifelik makamına geldiğinde, Taberi'nin aktardığına göre, biat edenlerin bir kısmı doğrudan "müvâlât" (Gadir'deki velâyet ahdi) temelinde biat etmişti
Hz. Peygamber'in pek çok kez irad ettiği meşhur Sakaleyn (İki Ağır Emanet) hadisi, Gadir-i Hum'daki "Mevlâ" kelimesinin semantik esnekliğini daraltan ve Şii/İmami tez lehine çok güçlü bir karine-i mânia (başka anlama çekilmeyi engelleyen ipucu) oluşturan en kritik metindir.