Fârâbî ve İbn Sina’nın Aristoteles ile Yeni Platoncu felsefenin yorumlanmasındaki muazzam payını göz ardı eden ve yalnızca İbn Sina’nın irfanî ve sembolik boyutlarına odaklanan Câbirî, İbn Sina felsefesinin ana gövdesinin bütünüyle Fârâbî ekolüne dayandığı hakikatini ıskalamaktadır.
11.10.2026
10.10.2026
7.10.2026
6.10.2026
4.10.2026
2.10.2026
İlim tahsilimin başlarında, Ehl-i Beyt'in faziletlerine dair sahih bir rivayet olmadığını zannediyordum. Ehl-i Beyt'in faziletleri hakkında hiçbir bilgim yoktu. Ancak yirmi yılı aşkın bir süre önce Sünni kaynakları okumaya başladığımda bu algım değişti. Bunları incelediğimde, Ehl-i Beyt'in faziletlerine dair muazzam bir külliyatla karşılaştım. Anladım ki asıl olan bu rivayetlerdir; bu faziletlerin sabit oluşu, Allah'ın kulları üzerindeki hüccetlerinden biridir.
İbn Hazm'ın el-Muhallâ'da İmam Ali b. Ebû Tâlib'in katili Abdurrahman İbn Mülcem'i savunmasını, onu nâsıbî saymasının gerekçelerinden biri olarak zikreder. Zira İbn Hazm, sırf kendi içtihadı ve tevili doğrultusunda cinayet işlediği gerekçesiyle İbn Mülcem'i kısasa layık görmez.
Bununla birlikte, yukarıdaki metni şu hususu belirtmek için alıntıladım: Eğer hicrî ikinci yüzyılın ortalarında Fezârî gibi bir İbâdî kelamcı Şiilerin bu inancını eserinde aktarıyorsa, bu onun bu inancı Şiilerden bizzat duyduğu (nitekim kendisi Hişam b. Hakem'in çağdaşı ve çalışma arkadaşıydı) ve Şiilerin ikinci yüzyılın başlarında bu inanca zaten sahip olduğu anlamına gelir!
Kasım 2025'te Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım, Tabatabai'nin 2015'ten 2024'e kadar yaklaşık dokuz yılını Yemen'de geçirdiğini ve "önemli bir iz bıraktığını" açıkça ifade etti ki bu, Hizbullah'ın üst düzey bir kadrosunu uzun süreli olarak sahaya yerleştirdiğine dair ilk resmi itirafıydı.
O, "Bu ümmetin peygamberinden sonraki en hayırlısı Ebubekir, sonra Ömer'dir..." hadisinin hicri 90'lı yıllar civarında Kûfe'nin hadis ortamında uydurulduğunu ve bu hadisin asıl ortak halkasının (kaynağının, müşterek râvîsinin), bu tür hadisleri nakletmeye ve yaymaya meraklı olan Şa'bî olduğunu ortaya koymuştur.
Bu eserlerde, günümüzdeki mevcut Mushaf metniyle birebir örtüşen çok sayıda Kur'an ayeti iktibas edilmiştir. Bu olgu başlı başına, bazı revizyonist tarihçilerin Kur'an metninin geç dönemde teşekkül ettiğine dair teorilerini çürütmek için somut bir kanıt teşkil etmektedir.