"Ağır" için 1199 adet haber bulundu

Sakaleyn Hadisindeki "İki Halife" (Halîfeteyn) Lafzının Gadir-i Hum Tartışmasına Etkisi

Sakaleyn Hadisindeki "İki Halife" (Halîfeteyn) Lafzının Gadir-i Hum Tartışmasına Etkisi

Hz. Peygamber'in pek çok kez irad ettiği meşhur Sakaleyn (İki Ağır Emanet) hadisi, Gadir-i Hum'daki "Mevlâ" kelimesinin semantik esnekliğini daraltan ve Şii/İmami tez lehine çok güçlü bir karine-i mânia (başka anlama çekilmeyi engelleyen ipucu) oluşturan en kritik metindir.

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.

İbrahimî Dinânî:: Sebzevârî Söyleşileri (2): Filozof Sebzevârî’nin düşüncesinde bilgi / Mona Lisa'nın sırrı

İbrahimî Dinânî:: Sebzevârî Söyleşileri (2): Filozof Sebzevârî’nin düşüncesinde bilgi / Mona Lisa'nın sırrı

Peki, insanoğlunun bilgileri beyninde midir? Elbette çok açıktır ki, insanın beyni olmasa, bilgisi zuhur etmez. İlk olarak bu soruya cevap vermemiz gerekir. Beyindeki hücrelerde en ufak bir sorun meydana gelse, beyin artık faaliyetlerini yerine getiremez. Peki, bu organ bilginin kabı mıdır, yoksa onun ortaya çıkış şartı mıdır?

ÖZEL: İmâmiyye Kelâmının Mu‘tezile’ye Eğilim Göstermesinde Şiî Olan Mu‘tezilîlerin Rolü

ÖZEL: İmâmiyye Kelâmının Mu‘tezile’ye Eğilim Göstermesinde Şiî Olan Mu‘tezilîlerin Rolü

Bu inceleme Şiî olan Mu‘tezilîlerin İmâmiyye’ye yalnızca imamet bahsinde değil, Verrâk ve İbn Ravendî gibi bazılarının tevhid ve adalet konularında da bağlı olduklarını ve Mu‘tezile’ye muhalefet ettiklerini göstermektedir. Elbette İbn Kıbe gibi bir kelâmcı da Mu‘tezile’ye sadece imamet konusunda karşıydı. Bu nedenle bu mütekellimlerin hepsinin tek bir somut eğilime bağlı olmayıp farklı yaklaşımlar sergilediklerini söylemeliyiz.

ÖZEL: İran'ın deniz yoluyla Gazze'ye ulaştırdığı silahların unutulmuş tarihi: İran, Hizbullah, Hamas ve Yaser Arafat arasındaki bir işbirliği

ÖZEL: İran'ın deniz yoluyla Gazze'ye ulaştırdığı silahların unutulmuş tarihi: İran, Hizbullah, Hamas ve Yaser Arafat arasındaki bir işbirliği

Arafat bunun üzerine radikal bir soru sordu: “Ya Filistin güçleri füze sahibi olsaydı?” Arafat’ın hesaplaması basit ve stratejikti: Gazze yakınlarındaki büyük bir İsrail kentine —örneğin Aşkelon— İran yapımı Katyuşa füzeleri atılabilseydi, Tel Aviv’den gelecekteki sınırlar ve tavizler konusunda yeni, sert bir pazarlık gücü elde edilebilirdi.

ÖZEL: Şîa Kelâmının Mu‘tezilî Kelâma Etkisi

ÖZEL: Şîa Kelâmının Mu‘tezilî Kelâma Etkisi

Bugüne kadar, Şiîliğin Mu‘tezile’den etkilendiğini ya da Şiîlerin teşbih inancına sahip olduklarını ileri süren ve Mu‘tezile dışı bir kaynaktan gelen bağımsız bir rivayet tespit edilememiştir. Asıl şaşırtıcı olan ise Mu‘tezile’yi müşrikler, kâfirler ve büyük günah işleyenlerle bir tutan Hadis Ehli ve Eş‘arîlerin, onların Şiîlere yönelik suçlamalarını kabul edip aynen tekrar etmiş olmalarıdır.