İran'ın Saddam ile savaşı sırasında İsrail'den silah aldığı suçlamasının geçmişi onlarca yıl öncesine dayalıdır. Nitekim bu iddia, Batı medyasının ve Saddam'ın propaganda aygıtının, daha da önemlisi yeni iktidardan düşürülüp Fransa'ya yerleşen Beni Sadr'ın bu iddiayı yaymaya başladığı Ayetullah Humeyni dönemine kadar uzanmaktadır.
2.10.2026
26.09.2026
24.09.2026
17.09.2026
15.09.2026
13.09.2026
İbn Sa'd (ö. 230 h.) senediyle İbn Şihab ez-Zührî'den (ö. 124 h.), o da İmam Seccâd'dan (a.s.) O’nun şöyle buyurduğunu nakleder: "Allah'ın Resulü (s.a.a.) hiçbir zaman ne bir kadına ne de bir hizmetçiye vurmuştur. Ve Allah yolunda cihat etmesi dışında, eliyle hiçbir şeye asla vurmamıştır." (et-Tabakât, c. 1, s. 276).
Birinci ve ikinci yüzyıllardan günümüze ulaşan İbâdî mirası sadece Şîa araştırmalarının işine yaramaz. Bu metinler çok sayıda Kur'ân âyeti, hadis ve nebevî fıkıh/sünnet aktarımı içerir. İbâdî eserleri, tarihsel bağlamda revizyonistlerin (İslâm tarihini geç dönem bir kurgu olarak gören şarkiyatçı yaklaşımların) iddialarına diğer tüm literatürden daha sağlam bir ampirik yanıt sunar.
İran için IMF toplantıları doğrudan bir finansal faydadan ziyade yaptırımların hafifletilmesi için baskı yapacak bir diplomatik platform işlevi görüyordu. Ancak Batı için bunlar, İran içinde Batı yanlısı bir finans elitini —daha sonra "reformistler" olarak bilinecek ve örtük olarak neoliberal ideolojinin meşalesini taşıyacak figürleri— yetiştirmek için bir kanal sağlıyordu.
Câhiz, Haşimilerin Emevilere karşı görüşlerini açıklarken şöyle yazar: “Dediler ki: Muhammed bin Ali bin Hüseyin... Hicaz fakihlerinin seyyidiydi. İnsanlar fıkhı ondan ve oğlu Cafer'den öğrendi. O, "el-Bâkır; ilmi yarıp çıkaran" lakabıyla anılırdı. Allah'ın Elçisi, o henüz dünyaya gelmeden önce bu lakabı ona vermişti. Peygamber onun varlığını müjdeledi ve Cabir bin Abdullah'a onu göreceğini vaat ederek şöyle buyurdu..."
İbn Tıktakâ (ö. 709 h.), kendi senediyle Salih b. Ebu'l-Esved'den şöyle dediğini nakleder: Cafer bin Muhammed'den (a.s.) şöyle buyurduğunu işittim: "Beni kaybetmeden önce bana sorun; çünkü sahibiniz (Kâim) kıyam edene kadar, benden sonra hiç kimse size benim gibi hadis anlatmayacaktır."
Câhiz'in döneminden sonra Şiilikteki imamet tartışmalarının en önemli meselelerinin, bir bakıma el-Osmaniyye kitabına birer cevap niteliği taşıdığı söylenebilir; dolayısıyla İmamiyye'nin reddiye literatürü, onların imamet bahsindeki en önemli düşüncelerinin de taşıyıcısı olmuştur.