Bu eserlerde, günümüzdeki mevcut Mushaf metniyle birebir örtüşen çok sayıda Kur'an ayeti iktibas edilmiştir. Bu olgu başlı başına, bazı revizyonist tarihçilerin Kur'an metninin geç dönemde teşekkül ettiğine dair teorilerini çürütmek için somut bir kanıt teşkil etmektedir.
2.09.2026
30.08.2026
23.08.2026
16.08.2026
6.08.2026
3.08.2026
Hz. Peygamber'in pek çok kez irad ettiği meşhur Sakaleyn (İki Ağır Emanet) hadisi, Gadir-i Hum'daki "Mevlâ" kelimesinin semantik esnekliğini daraltan ve Şii/İmami tez lehine çok güçlü bir karine-i mânia (başka anlama çekilmeyi engelleyen ipucu) oluşturan en kritik metindir.
Büyük güçlerin gerilemesi doğrudan askeri bozgunlarla değil, piyasaların, müttefiklerin ve rakiplerin o gücün kapasitesini yeniden değerlendirmesiyle (bilişsel kırılmayla) başlar. 1956 Süveyş Krizi bu durumun en somut örneğidir. Birleşik Krallık askeri ya da ekonomik gücünü bir gecede kaybetmemiş, ancak uluslararası sistemin onun Washington’dan bağımsız hareket edebilme yeteneğine olan güveni sarsılmıştır.
Şu anda, dünyada şeytani Amerikan emperyalizmi ve kana susamış Siyonizm’e karşı doğrudan savaşan tek ülke İran'dır. Bu, küresel ölçekte devrimci bir eylemdir ve bunun modern tarihin seyrini büyük ölçüde etkileyeceğinden eminim.
Bu üç unsur, bu hareketleri normalde devrimci örgütleri yok eden yozlaştırıcı etkilerden koruyacak yeterli asabiyeyi (klasik İbn Halduncu anlamdaki grup dayanışması) üretir. Rüşvet ve kayırmacılık, makam dağıtmak burada sökmez. Devlet gücünün kullanımı onları geleneksel, kırılgan ordulara dönüştürmez. Özünde, yöneten gerilla hareketleri olarak kalırlar.
Haşimi Rafsancani 2016 yılında, daha sonra tartışmalara yol açacak bir konuşmasında, dünyanın geleceğini “füzelerin değil, söylemlerin dünyası” olarak tanımlamıştı. Rafsancani, İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya ve Almanya'nın deneyimlerini örnek göstererek, bu iki ülkenin büyük bir askeri güçten yoksun kalmasının, savunma harcamaları yerine bilimsel, teknolojik ilerleme ve bilgiye dayalı bir ekonomi için harcanacak büyük mali kaynakları serbest bıraktığını savunmuştu.
Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir: