İbn Tıktakâ (ö. 709 h.), kendi senediyle Salih b. Ebu'l-Esved'den şöyle dediğini nakleder: Cafer bin Muhammed'den (a.s.) şöyle buyurduğunu işittim: "Beni kaybetmeden önce bana sorun; çünkü sahibiniz (Kâim) kıyam edene kadar, benden sonra hiç kimse size benim gibi hadis anlatmayacaktır."
16.08.2026
15.08.2026
14.08.2026
13.08.2026
11.08.2026
9.08.2026
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.
İşte bu denli yüce bir kelam; Allah'ın “ayaklarında iki sandaleti olan, kıvırcık saçlı, tüysüz bir genç formunda olduğu”, “inip çıktığı”, “Hz. Peygamber'in O’nunla oturması için yanında dört parmaklık yer bıraktığı” şeklindeki, yani sanki bizden sadece biraz daha büyük biriymiş gibi cisimlendirildiği tasavvurlardan çok farklı bir marifetin göstergesidir!
Bunun bir örneği, Bağdat'taki Şeyh Tusi'nin kütüphanesi ve medresesidir; 447 (Hicri) yılında Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'in saldırısında düşmanlık ateşine esir düşmüş ve doğal olarak birçok kitap ve paha biçilmez Şii miras yok olmuştur. Hatta Şeyh Tusi'nin kendi teliflerinden bir bölümünün de tam olarak bu nedenle kaybolduğunu biliyoruz.
Ancak bu epistemolojik sansür ve cerh çabası paradoksal bir şekilde, Rec'at inancının Şia'nın muhalifleri tarafından iddia edildiği gibi 3. veya 4. yüzyıl uydurması olmadığını; ilk asırda bunu doğrudan Hz. Ali’den işitmiş sahabenin seçkin simalarından biri tarafından bizzat savunulduğunu kanıtlayan birer vesika hükmündedir.
Bugün Şiîlerin çoğunun uyguladığı pratik tam olarak budur ve bu uygulama kesintisiz olarak doğrudan İmam Ali'ye (a.s.) dayandırılabilmektedir!
Şimdi, ABD'nin nefes borusunu kesen Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasına ek olarak, ABD ve müttefiklerinin tamamen boğulmasına şahit olmak için Babülmendep'i de kapatmanın vaktidir. Hz. Ali'nin (a.s.) dediği gibi: "Sana atılan taşı geldiği yere geri at, zira kötülük ancak kötülükle defedilir."