Büyük güçlerin gerilemesi doğrudan askeri bozgunlarla değil, piyasaların, müttefiklerin ve rakiplerin o gücün kapasitesini yeniden değerlendirmesiyle (bilişsel kırılmayla) başlar. 1956 Süveyş Krizi bu durumun en somut örneğidir. Birleşik Krallık askeri ya da ekonomik gücünü bir gecede kaybetmemiş, ancak uluslararası sistemin onun Washington’dan bağımsız hareket edebilme yeteneğine olan güveni sarsılmıştır.
1.04.2026
19.02.2026
30.01.2026
19.01.2026
24.09.2025
9.08.2025
ABD'de devlet bankalar ve tekeller tarafından kontrol ediliyor. Çin'de ise tam tersi oldu: Devlet, serbest piyasanın halk lehine çalışmasını sağlamak için kapitalistlerin tepesinde oturuyor.
Çok yakın bir gelecekte, ABD'nin askeri üslerini genişlettiği Kuzey Doğu Suriye, ABD işgali altındaki El Tenef'in orta kesimi ve İsrail rejimi tarafından işgal edilen Güney Suriye fiziksel olarak birbirine bağlanacak. Kuzey Doğu'dan gelen Suriye petrolü bu kara koridoru aracılığıyla doğrudan "İsrail'e" ulaşabilecek. Daha önce, petrol Kuzey Doğu Suriye'den Irak Kürdistanı'na, ardından Türkiye'ye ve Türkiye'den Ceyhan yoluyla İsrail limanlarına taşındığında uzun bir yol katetmesi gerekiyordu.
İran’da yayın yapan Raja News sitesi, Batı Asya uzmanı Ali Rıza Mecidi ile yaptığı görüşmede Suriye’deki son gelişmeler bağlamında HTŞ’nin mahiyetini ve Esad yönetiminin düşüşünün Hizbullah’a yansımalarını ele aldı.
Komşu ülkeler arasında ve daha geniş Arap ve İslam coğrafyasında sadece Türkiye halifelik fikrini destekliyor olabilir. Ancak Türkiye, IŞİD'inki gibi ya da Şam merkezli bir halifelikten yana değil. Bunun yerine Türkiye, merkezi Ankara ya da başka bir Türk şehri olan “Sünni teknokratik bir halifelik” öngörüyor. AKP liderlerine özgü olan bu kavram, IŞİD'inki gibi şeriat temelli hem de Emevi tarzı bir hilafetin yeniden canlandırılmasını reddediyor.
"Ürkek ve utangaç birisi değil Merendi; cephede birden fazla kez vurulmuşluğun sertliğine sahip. İran-Irak Savaşı gazisi olan Merendi, ikisi ABD tarafından eski müttefiki Saddam Hüseyin'e sağlanmış olması muhtemel kimyasal silahlarla olmak üzere dört kez yaralanmış."
Batı yanlısı Sünni monarklar tarafından papağan gibi tekrarlanan bir eleştiriyle İran'ın "Filistin'de Sünni Arap hükümetlerin egemenliğini zayıflatmak için iyi bir araç bulduğunu" ve "Sünni Arap kitlelerin" desteğini aradığını iddia ediyor. Bu değerlendirme, Devrim’den önce bile, İran'ın dini ve laik muhaliflerinin Filistin yanlısı oldukları ve Şah'ın İsrail'i desteklemesine karşı çıktıkları gerçeğini göz ardı etmektedir.