O, "Bu ümmetin peygamberinden sonraki en hayırlısı Ebubekir, sonra Ömer'dir..." hadisinin hicri 90'lı yıllar civarında Kûfe'nin hadis ortamında uydurulduğunu ve bu hadisin asıl ortak halkasının (kaynağının, müşterek râvîsinin), bu tür hadisleri nakletmeye ve yaymaya meraklı olan Şa'bî olduğunu ortaya koymuştur.
20.08.2026
8.08.2026
10.06.2026
4.06.2026
7.05.2026
29.04.2026
Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.
İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.
Bizler aklın misalleriyiz, akıl bizim misallerimiz değildir... Buraya dikkat ediniz. İlâhî âlemin aklı mı misaldir, yoksa bizler mi aklın misalleriyiz? Misal olan bizleriz; asıl olan onlardır (akıllardır).
Kadı Nurullah, daha sonra, Nûrbahşiyye silsilesinden bazı dervişlerin şu sözünü aktarır: “Hızır ile görüştüğünü açık eden veya hırkasını ona nispet eden her şeyh, hakikatte Şia mezhebine bağlılığını ve imamet hakkındaki inancını ortaya koymuştur.”
"Yeraltında, sığınakta yaşadığını falan iddia eden herkese şunu söylüyorum: Babam ve annem Dahiye'de sıradan bir apartman dairesinde yaşıyorlardı. Babamın tek başına saklandığı yönündeki söylentilerin aksine, birlikte yaşıyorlardı. O gün anneme veda etti ve ona 'Bu birbirimizi son görüşümüz olacak!' dedi."
"Hallâc bu dönemde İmâmiyye Şiası hakkında el-İhâta ve’l-Furkân adlı bir kitap yazmış ve orada kendi Şii akidesini izhar etmişti. Hallâc burada On İki İmam’ın isimlerini sayarak sayılarının on iki olmasının sebebini açıklarken..."