İbnü'n-Nedîm'in uzun listesinde Dırar'ın eserleri arasında saydığı bir kitabın bugün elimizde bulunması başlı başına ilginç bir durumdur; zira bu durum, İbnü'n-Nedîm'in ilk dönem kelamcılarının şu an kayıp olan sayısız kitabına dair hazırladığı fihristlerin ne kadar doğru ve gerçeğe uygun olduğunu göstermektedir.
29.09.2026
24.09.2026
17.09.2026
15.09.2026
2.09.2026
30.08.2026
İran için IMF toplantıları doğrudan bir finansal faydadan ziyade yaptırımların hafifletilmesi için baskı yapacak bir diplomatik platform işlevi görüyordu. Ancak Batı için bunlar, İran içinde Batı yanlısı bir finans elitini —daha sonra "reformistler" olarak bilinecek ve örtük olarak neoliberal ideolojinin meşalesini taşıyacak figürleri— yetiştirmek için bir kanal sağlıyordu.
Aşağıdaki metin, kendisi tarafından yazılan ve Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan "Fizik Felsefesi: Yeni Fiziğin Temel Meydan Okuması" başlıklı kısa bir makalenin çevirisidir. Bunun altında ayrıca Dr. Fahrizade'nin "İslam Felsefesini İhya Etmenin Gerekliliği" başlıklı ikinci ve daha kısa bir blog yazısının çevirisine de yer verdim.
"Tarihsel artı değer sayesinde bilimsel ve endüstriyel devrimler gerçekleşebildi; jeopolitik, deniz gücü aracılığıyla dünyanın kontrolüne doğru ilerlemenin araçlarını sağlarken; iletişim teknolojileri fikirleri, teorileri ve kavramları merkezden farklı çeperlere yaymak için hareket etti. Nihai sonuç, sosyal teorinin ve genel olarak düşünce okullarının Batılı hegemonik merkezlerde geliştirilmesinin yoğunlaşmasıyla sonuçlanan, merkezde benzersiz bir birikim süreci olmuştur."
Askeri verilere göre, 2000 ile 2025 yılları arasında 500.000'den fazla ABD askeri personeline travmatik beyin hasarı teşhisi kondu. Vakaların yaklaşık %82'si "hafif" olarak sınıflandırılmasına rağmen, uzmanlar semptomların ilk yaralanmadan çok sonra bile devam edebileceği konusunda uyarıyor.
Seleme'nin, Halife Ömer tarafından konulan ve daha sonra Emeviler tarafından sürdürülen yasağa ters düşen bu hadisi rivayet etmekten çekinmesi, o döneme gelindiğinde Şeyhayn'ın (Ebû Bekir ve Ömer) siyasetine karşı çıkmanın sosyal ve hatta cezai açıdan ne denli sorunlu ve tehlikeli olduğuna dair tarihsel-sosyolojik bir pencere sunmaktadır.
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.