Şu anda, dünyada şeytani Amerikan emperyalizmi ve kana susamış Siyonizm’e karşı doğrudan savaşan tek ülke İran'dır. Bu, küresel ölçekte devrimci bir eylemdir ve bunun modern tarihin seyrini büyük ölçüde etkileyeceğinden eminim.
25.01.2026
19.01.2026
24.09.2025
19.07.2025
13.03.2025
7.03.2025
İsrail Gazze'yi yerle bir edip on binlerce insanı öldürürken, dünyanın dört bir yanında on milyonlarca insan bunu protesto ediyor ve bu direniş büyüyecek. İsrail Gazze savaşını kazanacağını düşünüyor olabilir ama savaşı aslında kaybediyor. Filistinliler şu anda yeni bir dünya düzeni için verilen çok daha büyük bir mücadelenin ön cephesinde yer alıyor ve Filistin sorunu da çözümünü bu bağlamda bulacak.
Köleliğin üstesinden -gerçekten ortadan kaldırıldığı kadarıyla- liberalizm içinde kendiliğinden gelişen içsel bir süreçle gelinmemiştir. Aksine, bu koşullar öncelikle dışlanan halklar tarafından sürdürülen devasa özgürleşme ve tanınma mücadelelerinin doğurduğu zorlukların ardından ortaya çıktı. Köleliği ortadan kaldıran 1791'deki Haiti sömürge karşıtı devrimi, zenginliğin halka yeniden dağıtılmasını sağlayan 1917'deki Ekim Devrimi, emperyalistleri ülkeden kovan 1979 İran Devrimi gibi…
Sonuç olarak, emperyalizm, özellikle de ABD ile İsrail arasındaki ilişki, İsrail'in ABD'nin eyaletlerinden biri sayıldığı, ancak daha ileri bir yerde olduğu ve bu organik bağın hiçbir zaman gizlenmediği göz önüne alındığında; iyi, kötü veya tereddütlü olarak tanımlanamaz. Önceki satırlarda göstermeye çalıştığımız şey işte budur.
İran'ın bölgesel direnişi ateşlemedeki rolü yalnızca askeri gücünden değil, aynı zamanda emperyalist kuvvetlere karşı yıllarca meydan okumanın biriktirdiği kolektif bilgiden-hafızadan da kaynaklanmaktadır.
General Hüseyin Selami "Akdeniz'in doğusunda düşmanlara yolu kapatacaklarını ve cepheyi genişleteceklerini" söyledi ve ekledi: “Amerika tüm İslam dünyasını hedefliyor… İslam toprakları müstekbirler (emperyalistler) karşısında cihad meydanlarına dönüşmelidir. Düşmanımız, kaderimiz ve hedefimiz ortak olduğu için birbirimizden ayrı yaşayamayız”.
Jean-Paul Sartre, Francis Jeanson ve Frantz Fanon gibi önde gelen Fransız filozoflar Cezayir'in bağımsızlık davasının yanında yer alıp FLN'yi desteklerken, Cezayirli Yahudi filozof Jacques Derrida sömürgecilerin yanında yer alıp Cezayir'in bağımsızlık arayışına karşı çıkarak karşıt bir duruş sergiledi.