İslami Kültür ve Düşünce Araştırma Enstitüsü öğretim üyesi, İslam Devrimi'nin bugüne dek herhangi bir revizyonizme uğramadığını vurgulayarak, "En büyük hatalarımızdan biri, neoliberallerin ülkenin kültürel ve ekonomik sahasına tahakküm etmelerine müsaade etmemizdi" değerlendirmesinde bulundu.
2.11.2026
1.11.2026
28.10.2026
23.10.2026
22.10.2026
21.10.2026
Son bir nokta olarak; her iki rivayette de spontane bir şekilde yer alan bu ifade, İmam Ca'fer'in (a.s.) babasını kendi döneminin en faziletli Müslümanı olarak gördüğünü kanıtlamaktadır. Bu da, İmâmî (Şiî) akidedeki İmamların kendi makamlarına (imamet ve masumiyete) dair tasavvurlarıyla tamamen örtüşmektedir.
İçinde her şeyin yer aldığı bir üçgen var; âlemde tasavvur edilebilecek en büyük üçgen: zihin, dil ve dünyadır. Âlemde zihnin, dilin ve dünyanın dışında kalan ne bulunabilir? Ne zihinde bulunan, ne dile gelen, ne de dünyada olan bir şey var mıdır? Hatta “Benim zihnime ve dünyaya sığmaz, hepsinden yücedir” dediğiniz Allah hakkında bile yine dille konuşuyorsunuz.
Ahmed el-Kâtib, İmam Mehdî’nin varlığını inkâr etmek amacıyla On İki İmam hadisleri hakkında birtakım şüpheler ortaya atmıştır. Bu hadislerin 4./10. yüzyılda uydurulduğunu ileri süren yazar, bu nedenle söz konusu rivayetlerin delil olarak kullanılmasının ve onlara dayanılarak istidlalde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür.
Fârâbî ve İbn Sina’nın Aristoteles ile Yeni Platoncu felsefenin yorumlanmasındaki muazzam payını göz ardı eden ve yalnızca İbn Sina’nın irfanî ve sembolik boyutlarına odaklanan Câbirî, İbn Sina felsefesinin ana gövdesinin bütünüyle Fârâbî ekolüne dayandığı hakikatini ıskalamaktadır.
Yanı başında Peygamber konuşurken onun söylediklerini hafife alanlar, ciddiye almayanlar... Onlara "İşittin mi?" denildiğinde, "Evet işittim, işittim" derler. Peki, ne işittiler? Onlar Allah'a ve ahiret gününe iman etmenin anlamını kalplerinde hissetmiyorlar. İman, sadece dille itiraf etmek değildir; Allah'ın bu itirafa ihtiyacı yoktur. İmanı kalben hissetmelisin.
İran'ın Saddam ile savaşı sırasında İsrail'den silah aldığı suçlamasının geçmişi onlarca yıl öncesine dayalıdır. Nitekim bu iddia, Batı medyasının ve Saddam'ın propaganda aygıtının, daha da önemlisi yeni iktidardan düşürülüp Fransa'ya yerleşen Beni Sadr'ın bu iddiayı yaymaya başladığı Ayetullah Humeyni dönemine kadar uzanmaktadır.