Erken dönemin hadis musanniflerinden Abdürrezzâk es-San'ânî (ö. 211), el-Musannef adlı eserinde İbn Cüreyc'den, o Amr b. Dînâr'dan, o da Hasan b. Muhammed b. Hanefiyye'den (ö. 100 civarı) şu rivayeti aktarır: Peygamber'in (s.a.a.) kızı Fâtıma geceleyin defnedildi. (Hz.) Ali, Ebû Bekir'in onun üzerine (halifelik yetkisini kullanarak) namaz kılmasından çekindiği için defnini ondan kaçırıp aceleye getirdi.
28.10.2026
23.10.2026
15.10.2026
13.10.2026
10.10.2026
24.09.2026
Birinci ve ikinci yüzyıllardan günümüze ulaşan İbâdî mirası sadece Şîa araştırmalarının işine yaramaz. Bu metinler çok sayıda Kur'ân âyeti, hadis ve nebevî fıkıh/sünnet aktarımı içerir. İbâdî eserleri, tarihsel bağlamda revizyonistlerin (İslâm tarihini geç dönem bir kurgu olarak gören şarkiyatçı yaklaşımların) iddialarına diğer tüm literatürden daha sağlam bir ampirik yanıt sunar.
İran için IMF toplantıları doğrudan bir finansal faydadan ziyade yaptırımların hafifletilmesi için baskı yapacak bir diplomatik platform işlevi görüyordu. Ancak Batı için bunlar, İran içinde Batı yanlısı bir finans elitini —daha sonra "reformistler" olarak bilinecek ve örtük olarak neoliberal ideolojinin meşalesini taşıyacak figürleri— yetiştirmek için bir kanal sağlıyordu.
Aşağıdaki metin, kendisi tarafından yazılan ve Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan "Fizik Felsefesi: Yeni Fiziğin Temel Meydan Okuması" başlıklı kısa bir makalenin çevirisidir. Bunun altında ayrıca Dr. Fahrizade'nin "İslam Felsefesini İhya Etmenin Gerekliliği" başlıklı ikinci ve daha kısa bir blog yazısının çevirisine de yer verdim.
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.
İşte bu denli yüce bir kelam; Allah'ın “ayaklarında iki sandaleti olan, kıvırcık saçlı, tüysüz bir genç formunda olduğu”, “inip çıktığı”, “Hz. Peygamber'in O’nunla oturması için yanında dört parmaklık yer bıraktığı” şeklindeki, yani sanki bizden sadece biraz daha büyük biriymiş gibi cisimlendirildiği tasavvurlardan çok farklı bir marifetin göstergesidir!
Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!