İran'ın Saddam ile savaşı sırasında İsrail'den silah aldığı suçlamasının geçmişi onlarca yıl öncesine dayalıdır. Nitekim bu iddia, Batı medyasının ve Saddam'ın propaganda aygıtının, daha da önemlisi yeni iktidardan düşürülüp Fransa'ya yerleşen Beni Sadr'ın bu iddiayı yaymaya başladığı Ayetullah Humeyni dönemine kadar uzanmaktadır.
15.09.2026
23.08.2026
14.08.2026
16.05.2026
7.05.2026
1.04.2026
Savaş açmakla tehdit ettiğiniz İran, bir ulus devletten ibaret değildir ve bölgesel hatta küresel bir direnişi tutuşturabilecek bir inanç sistematiğinin, Velayet-i Fakih kurumun da bayraktarıdır. İslam’ın devrimci evlatları ve yeryüzünün tüm anti emperyalist güçleri egemen dünya sisteminin enerji damarlarını kesebilecek ve “petrol kuyularının siyasi örgütlenmesi” konumundaki işbirlikçi, gerici Körfez krallıklarının camdan saraylarını tuzla buz edebilecek, kısacası dünyanızı başınıza geçirebilecek potansiyele sahiptir!
Suriyeliler [Colani’nin adamları] tüccar. Bize İran'ın 18 yılda verdiğinden daha fazla silah sattılar! Size bir haber vereyim. Söylediklerimden ben sorumluyum… Rusya Suriye'ye roketatarlar verdi, ancak savaş sırasında hepsini kullanmadılar, bu yüzden onları bize sattılar!
Arafat bunun üzerine radikal bir soru sordu: “Ya Filistin güçleri füze sahibi olsaydı?” Arafat’ın hesaplaması basit ve stratejikti: Gazze yakınlarındaki büyük bir İsrail kentine —örneğin Aşkelon— İran yapımı Katyuşa füzeleri atılabilseydi, Tel Aviv’den gelecekteki sınırlar ve tavizler konusunda yeni, sert bir pazarlık gücü elde edilebilirdi.
Günümüzde emperyalizm, ABD’nin hegemonik tek kutupluluğundan başka bir şey değildir. Artık “emperyalistler arası” çatışma olasılığı yoktur. Bugünün savaşı, ABD imparatorluğu ve onun uşakları ile ideolojik, politik ve ekonomik olarak heterojen anti-emperyalist blok arasında sürmektedir.
Hüseyin Şeriatmedari,, Mir Hüseyin Musevi’nin son bildirisini ele aldı: "Toplantıda konuşan Sovyetler uzmanı Gil Lapidus, dikkat çeken bir benzetmeyle şunu söylemişti: Şaşırmış olabilirsiniz; çünkü uzmanlık alanım Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci. Ancak İran için de artık şunu gördük: Bize bir Gorbaçov değil, bir Yeltsin lazım.” Bu cümleyle anlatılmak istenen açıktı: Hatemi, Gorbaçov’du. Görevi ise, Musevi’nin önünü açmaktı.
"O dönemde konuştuğum tüm askeri bağlantılar İran'ın toparlanmasının 2-5 gün alacağı tahmininde bulunmuştu. Herkesi şaşırtan bir şekilde İran 15 saat içinde komuta kademesini yeniden inşa etti, hava savunmasını yeniden devreye soktu ve yıkıcı füzeleriyle ilk saldırı dalgasını başlattı."